O bulutun, vadilerine doğru gelmekte olduğunu görünce bu demişlerdi, bize yağmur getiren bulut. Hayır, o, çarçabuk gelmesini istediğiniz şey, bir yel ki onda elemli bir azap var.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Nihayet gelecek azabı, ufukta geniş bir bulut halinde, vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. Hûd peygamber de: “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir, acıklı azabı getiren rüzgardır.”
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Derken, onu (azabı ve yıkımı) kendi vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, (işte herhalde) "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" demişlerdi. (Ve boşuna sevinmişlerdi. Zaferi ve izzeti; İslami cihadda değil, zalim güçlere yaranmakta arayanların boş umutları ve kuruntuları, rahmet zannedilen musibet bulutları gibidir.) Hayır o (gelen), kendisi için acele ettiğiniz (felaket olayıdır. Bu öyle) bir rüzgârdır ki (zafer ve bereket sanıldığı halde;) onda acı bir azap (ve yıkım) vardır. (Ve sizi kum fırtınasıyla boğacaktır!)
A
Ahmet Tekin Meali
O azâbı, vâdilerine doğru ansızın yayılan, akan bir bulut halinde gördükleri zaman:
“Bu, bize yağmur yağdıracak, ufukta beliren bir buluttur.” dediler. Hûd ise:
“O, sizin küstahça acele gelmesini istediğiniz şeydir. O, içinde can yakıp inleten müthiş azap olan bir rüzgârdır.”dedi.
A
Ahmet Varol Meali
Derken onu vadilerine yönelerek gelen geniş bir bulut olarak gördüklerinde: "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. "Hayır o çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acıklı azap bulunan bir rüzgar.
A
Ali Bulaç Meali
Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, 'Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur' dediler. Hayır, o kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azab vardır.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Vakta ki, o korkutuldukları azabı, (bulundukları) vadilerine doğru gelen bir bulut halinde gördüler, dediler ki: “- Bu, ufukta beliren bir bulut; bize yağmur yağdıracak.” (Hûd Aleyhisselâm, onlara şöyle dedi) “- Hayır, o, sizin acele istediğiniz şey. Bir rüzgâr ki, onda çok acıklı bir azab vardır.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Onlar, kum fırtınasının bir bulut olarak vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu, bize yağmur getirecek bir buluttur” dediler. “Hayır, o, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem verici bir azap olan bir fırtınadır.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce, “Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur” dediler. “Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır.”
B
Besim Atalay Meali (1965)
Söz verilen şeyin, kendi yurtlarına yöneldiğin görünce, dediler ki: «Bu yağmur getiren bir bulut bize»; O da dedi ki: «Hayır, o çabuk gelmesini istemiş bulunduğunuz acıklı azabı getiren bir yel !
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Onu (özlərinə və’d olunmuş əzabı) vadilərinə tərəf üz tutub gələn bir bulud (şəklində) gördükləri zaman: “Bu bizə yağış yağdıracaq buluddur!” – dedilər. (Hud isə onlara belə dedi: ) “Xeyr, bu sizin tez gəlməsini istədiyiniz şeydir, bir küləkdir ki, onda şiddətli əzab vardır!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Nihayet (onlar) azabın ufukta geniş bir bulut halinde vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. (Hûd ise:) “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı dolu azap bulunan bir rüzgârdır (kum fırtınasıdır)” (dedi)
C
Cemil Said (1924)
24,25. Vâdîlerine bir bulut geldiğini gördükleri vakit biri birilerine "Bulut bize yağmur getürecek" didiler. Hûd: "Hayır bu bulut sizin görmekde isti’câl itdiğiniz ’azâb-ı elîmi getüren rüzgârdır, rabbin emriyle her şeyi kahr ve tedmîr idecekdir." didi. İrtesi gün yalnız meskenleri göriniyordı. İşte mücrim kavmi biz böyle tecziye ideriz.
D
Diyanet Vakfı Meali
Nihayet onu, vâdilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: "Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır" dediler. Hud: "Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder" dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman: "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hud ise: "O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azab vardır.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Derken vaktâ ki onu vadîlerine karşı gelen bir bulut halinde gördüler, bu, dediler: bir ârız (ufukta beliren bir bulut) bize yağmur yağdıracak, hayır, o sizin acele istediğiniz şey: bir rüzgâr ki onda çok acıklı bir azâb var
E
Emrah Demiryent Meali
Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen geniş bir bulut şeklinde gördükleri zaman, “Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. (Hûd onlara şöyle dedi:) “Hayır! O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. (O) İçinde, elem dolu bir azabın bulunduğu rüzgârdır.”
E
Erhan Aktaş Meali
Onu, vadilerine doğru gelen yoğun bir bulut halinde gördüklerinde: “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur.” dediler. Hayır! O, sizin hemen gelmesini istediğiniz şeydir; acıklı azabı getiren rüzgârdır.”
E
Eski Anadolu Türkçesi
pes ol vaķt kim gördiler anı bulıdken ilerü gelici derelerine anlaruñ eyittiler “uşbu bulıddur yaġdurıcı bize.” “belki ol oldur kim ivdürdüñüz anı yildür anuñ içinde 'aźābdur aġrıdıcı.”
H
Hasan Basri Çantay Meali
Artık vaktaki onu, vadilerine yönelerek gelen bir bulut haalinde, görmüşlerdi. Dediler ki: «Bu, bize yağmur verici bir bulutdur». (Hûd) »Hayır, (dedi), bu, çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir, rüzgârdır ki onda elem verici bir azâb vardır».
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Azabı, vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördüklerinde: “Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur.” dediler. Oysa o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. İçinde elim bir azap olan rüzgârdır!
H
Hayrat Neşriyat Meali
Nihâyet onu (o azâbı) vâdilerine doğru gelen bir bulut hâlinde görünce: “Bu (olsa olsa) bize yağmur yağdırıcı bir buluttur!” dediler. (Hûd dedi ki:) “Hayır! O, kendisini acele istediğiniz şeydir! İçinde (pek) elemli bir azab bulunan bir rüzgârdır!”
K
Kadri Çelik Meali
Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, “Bu bize yağmur yağdıracak olan bir buluttur” dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
24-25. Felâketi vadilerine yönelmiş, ufku kaplayan bir bulut olarak görünce, “İşte bize yağmur getirecek bir bulut” dediler. Hayır, o hemen gelmesini istediğiniz ceza; içinde acılı azap bulunan, rabbinin emri ile her şeyi silip süpüren bir rüzgâr! Sonunda sadece evlerinin kalıntılarının görüldüğü bir hale geldiler. Günaha batıp kalmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.
M
M. Pickthall (English)
Then when they beheld it a dense cloud coming toward their valleys, they said; Here is a cloud bringing us rain. Nay, but it is that which ye did seek to hasten, a wind wherein is painful torment,
M
Mahmut Kısa Meali
Nihâyet, o azâbın simsiyah bir bulut şeklinde vadilerine doğru yaklaştığını görünce, sevinç içinde “İşte, bize bereketli yağmur yağdıracak bir bulut!” diye bağrıştılar. Fakat azap melekleri “Hayır!”dediler, “Bu, küstahça meydan okuyarak bir an önce gelmesini istediğiniz azâbın ta kendisidir; can yakıcı bir azap taşıyan fırtına!”
M
Mahmut Özdemir Meali
Onu, bulut halinde vâdilerine karşı geldiğini gördüklerinde: -"Bu bize yağmur yağdıracak bir bulut!" dediler.
Hayır aksine o, acele gelmesini istediğiniz, içinde acıveren bir azâp olan rüzgârdır.
M
Mehmet Okuyan Meali
Sonunda onu (kasırgayı), vadilerine doğru yayılan bir bulut [*] şeklinde görünce (sevinçle) “Bu, bize yağmur yağdıracak yayılan bir buluttur!” demişlerdi. (Hud ise) “Hayır! O, sizin acele istediğiniz şeydir (azaptır). İçinde elem verici azap bulunan bir rüzgârdır!” (demişti).
M
Mehmet Türk Meali
24,25. Sonunda onlar, o (azabı) vadilerine doğru ufku kaplayarak gelen bir bulut¹ şeklinde görünce: “Bu ufku kaplayan, bize yağmur yağdıracak bir buluttur.” dediler. (Hûd, onlara): “Hayır o, gelmesi için acele ettiğiniz; içerisinde acıklı azap bulunan ve Rabbinin emriyle her şeyi yok eden bir rüz-gârdır.” dedi. Sonunda onların (bomboş) evlerinden başka bir şey kalmadı. İşte Biz günâhkâr toplumları, böyle cezâlandırırız.²
M
Mehmet Çakır Meali
Derken vadinin ufkunda enlemesine bir bulut kümesi görünce Halk: " Bu dediler, bize bol yağmur getirecek bir bulut kümesi. " Hûd: " Yoo dedi. Bu, sizin büyük bir merakla beklediğiniz acı yüklü bir felaket rüzgarı.
M
Mehmet Çoban Meali
Azap onlara bütün yeryüzünü kaplayan bulut halinde geldi. Yeryüzünü kaplayan bulutu gördüklerinde: "Bu bize yağmur getiren bir buluttur." deyip sevinçlerinden uçtular. "Hayır! O sizin acele gelmesini istediğiniz belâdır. İçinde elem dolu acı bir azabın bulunduğu rüzgârdır."
M
Muhammed Esed Meali
Sonuçta yoğun bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını fark ettiklerinde, ²⁷ “Bu, bize [bereketli] bir yağmur getirecek olan buluttur!” diye haykırdılar. [Ama Hûd,] “Hayır,” dedi, “o, sizin [bu kadar müstehzî şekilde] çabuklaşmasını istediğiniz acıklı azabı haber veren bir rüzgardır.
M
Mustafa Çavdar Meali
Günün birinde halk yoğun bir bulut tabakasının vadilerine doğru yaklaştığını görünce: – İşte bize yağmur getiren bir bulut, diye sevinmişlerdi. Hud da: – Hayır. O, hemen gelmesini istediğiniz şey, o bir kasırga hem de acıklı bir azap yüklü kasırga! Dedi. 41/15-16, 51/41-42
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Derken, yüklü bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını gördüler ve “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Aksine o gelmesini acele istediğiniz şeydir: içinde elem verici bir azabı barındıran bir belâ kasırgası...
O
Orhan Kuntman Meali
Onlar o azabı -vadilerine yayılan bir bulut halinde- gördüklerinde (ilkin çok sevindiler ve) "Bu bize yağmur yağdıracak bereketli bir buluttur" dediler. (Hud ise) "Hayır o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir, bir rüzgardır ki içinde çetin bir azap vardır.”
O
Osman Fırat Meali
Ne zaman ki o (azap) bulutunu vadilerine karşı gelmekte olduğunu gördüklerinde dediler ki: “Bu bulut bize yağmur getirecek.” Aksine, o rüzgarla gelen, acele etmekte olduğunuzdur ve onda acıklı bir azap vardır.
S
Sardorxon Jahongir
Bas, qachonki, ular o‘sha azobni vodiylariga qarab kelayotgan bir qora bulut holida ko‘rganlarida: “Bu bizlarga yomg‘ir keltiruvchi bulutdir”, – dedilar. Yo‘q, u sizlar kelishini shoshiltirgan bo‘rondir va unda alamli azob bordir.
S
Satıraltı Meal (1534)
Ol vaḳt ki gördiler bir bulıt, gelür yirlerine ḳarşu. Eyitdiler: Bu bir bulıtdurki bize yaġmur yaġdurur. Bel ki ol siz tizletgen nesnedür. Bir yildür ki ulu‘aẕāb vardur.
S
Suat Yıldırım Meali
24, 25. Vaktâ ki, bildirilen azabı, vâdilerine doğru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde görünce: “Bu, dediler, bize yağmur getiren bir bulut! ”Hûd: “Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi için acele edip durduğunuz şeydir, yani can yakıcı azap taşıyan bir rüzgârdır! Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır. ”Derken hepsi helâk olup sadece meskenleri kaldı. İşte Biz, suça gömülmüş gürûhu böyle cezalandırırız. [7, 65; 11, 50; 26, 123 vd. ]
S
Süleyman Ateş Meali
Nihayet azabın (ufukta) geniş bir bulut halinde vadilerine doğru geldiğini görünce: "Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şey, içinde acı azab bulunan bir rüzgardır.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Vaktâ ki vâdîlerine gelmekde olan bir bulutı gördiler: "Bu bize yağmur getirecek bulutdur" didiler. O zamân Hûd: "Hayır! öyle değil, belki, isti'câl iylediğiniz şeydir, onda elemli 'azâb olan bir rüzgârdır." didi.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Bütün ufku saran afetin vadilerine yöneldiğini görünce, “Bu bize yağmur getiren bulut kütlesi” dediler. Hayır! O, hemen gelmesini istediğiniz afettir. İçinde acıklı bir azabı barındıran rüzgardır.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Nihayet onu, vadilerine doğru gelen geniş bir bulut halinde görünce: "Ha, dediler, bu bize yağmur getirecek bir bulut!" Hayır, o, aceleden istediğiniz şeyin ta kendisi. Bir rüzgâr ki, içinde acıklı bir azap var.
Y
Yusuf Ali (English)
Then, when they saw(4802) the (Penalty in the shape of) a cloud traversing the sky, coming to meet their valleys, they said, "This cloud will give us rain!" "Nay, it is the (Calamity) ye were asking to be hastened!- A wind wherein is a Grievous Penalty!
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Vaktâ ki, onu kendi derelerine karşı gelen bir bulut halinde gördüler. Dediler ki: «İşte bu, bize yağmur yağdırıcı bir buluttur.» «Hayır. O, kendisini alelacele istediğiniz şeydir, bir rüzgardır, onda bir acıklı azab vardır.»
Ü
Ümit Şimşek Meali
Azabın bir bulut şeklinde belirip de vâdilerine yöneldiğini gördüklerinde, “Bu bize yağmur yağdıracak bir bulut” dediler. Hud “Hayır,” dedi. “O, çabuklaştırılmasını istediğiniz şeydir—bir rüzgâr ki, acı bir azap taşır.
İ
İhsan Aktaş Meali
Nihayet (onlar) azabın ufukta geniş bir bulut hâlinde vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. (Hûd ise:)“Bilakis, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı dolu azap bulunan bir rüzgârdır (kum fırtınasıdır).” (dedi) *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Onlar kendilerine yönelip gelen geniş, büyük bir bulut kütlesini gördüklerinde “İşte, bize yağmuru yağdıracak bulut” dediler. Hayır, o, acele olarak istediğiniz ve içinde çok şiddetli rüzgârın olduğu acı veren bir azaptır.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Onlar vaad olunan azabı kendi derelerine yönelmiş kara bir bulut halinde görünce «— Bu, bize yağmur getirir bir buluttur» dediler. «— Hayır, o, istical ettiğiniz, şeydir, bulut suretinde bir yeldir, onda acıklı bir azap vardır.
İ
İsmail Yakıt
Nihayet onu/azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. (Hûd dedi ki): “Bilakis o, acele gelmesini istediğiniz şeydir; içinde can yakıcı bir azap bulunan bir rüzgârdır.”¹⁴
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Onlar bir bulutun dereylerine doğru ilerlediğini görünce dediler: "İşte bize yağmur getiren bir bulut !" Yok, o, sizin çarçabuk gelmesini istediğinizdir. Onunla bir yel geliyor. Bu yelde acıklı bir azap vardır,
Ş
Şaban Piriş Meali
Azabın, bir bulut halinde vadilerine doğru gelişini gördükleri zaman:-Bu, bize yağmur getirecek bir bulut! demişlerdi. -Hayır. O, acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı bir azap olan rüzgardır!
Ahkâf Suresi 24. Ayet Meali ve Tefsiri
Ahkâf Suresi 24. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Ahkâf Suresi 24. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Ahkâf Suresi 24. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Ahkâf Suresi 24. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?