Sureye Dön

Ahkâf Suresi Suresi, 26. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve andolsun ki biz onlara, size vermediğimiz gücükuvveti vermiştik ve onlara kulak, göz ve gönül vermiştik; derken Allah'ın delillerini, bilebile inkar ettikleri zaman onlara gelen azabı, ne kulakları menedebilmişti ve ne gözleri ve ne gönülleri ve alay ettikleri, başlarına gelmişti.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Onlara size vermediğimiz servet ve kuvveti vermiştik ve onlara da kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat Allah'ın ayetlerini bile bile inkâr ettikleri için kulakları, gözleri ve kalpleri hiçbir işe yaramadı ve alaya aldıkları azap onları kuşatıverdi.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Andolsun Biz onları, sizlere sağlamadığımız (hususi ve görkemli) mekânlarda (size vermediğimiz güç ve iktidar imkânlarıyla) yerleşik kılmıştık. (Ayrıca) Onlara (dönemlerinin standartları üstünde özel yöntem ve sistemlerle uzaklardan) işitme, görme (araçları) ve gönüller (zihni kapasiteler yardımcı) kılmıştık (bir çeşit uydu, radar ve istihbarat imkânları bağışlamıştık). Ancak ne işitme, ne görme (araçları) ve ne gönülleri (zihni yeteneklerinin) kendilerine (itiraz ve isyanları yüzünden gelen musibetleri önlemekte) herhangi bir yararı olmamıştı. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerini (emirlerini ve hükümlerini) inkâr ediyorlardı. (Sonunda) Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatmıştı (ve Allah’ın kahrından kurtulamamışlardı).
A

Ahmet Tekin Meali

Andolsun, onlara, size vermediğimiz imkân, kudret, iktidar, servet ve itibar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler, akıllar ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri, kalpleri ve akılları onlara hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şeyin gücü kendilerini sarıverdi, işlerini bitirdi.
A

Ahmet Varol Meali

Andolsun ki, onlara size vermediğimiz imkanları vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve gönüller verdik. Ancak kulakları, gözleri ve gönülleri kendilerine bir şey sağlamadı. Çünkü onlar bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.
A

Ali Bulaç Meali

Andolsun, onları sizleri kendisinde yerleşik kılmadığımız yerlerde (size vermediğimiz güç ve iktidar imkanlarıyla) yerleşik kıldık ve onlara işitme, görme (duygularını) ve gönüller verdik. Ancak ne işitme, ne görme (duyuları) ve ne gönülleri kendilerine herhangi bir şey sağlamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşattı.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

And olsun ki, biz onlara (mal ve kuvvetten ibaret) öyle şeyler vermiştik ki, size o kuvvet ve iktidarı vermemişizdir. Hem (bu nimeti anlasınlar diye) kendilerine kulak, gözler ve kalbler vermiştik. Fakat ne onların kulağı, ne gözleri, ne de kalbleri kendilerine bir fayda vermedi; çünkü Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. O istihza ettikleri azab da kendilerini kuşatıverdi.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Andolsun! Onlara, size vermediğimiz imkânlar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve duyular yarattık. Fakat Allah’ın ayetlerini yalanladıkları için kulakları, gözleri ve duyuları onlara bir fayda vermedi. Ve alaya aldıkları azap onları kuşatmış oldu.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Andolsun ki, onlara, size vermediğimiz imkanları sağlamıştık. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Evet, sizi yerleştirmemiş olduğumuz bir yerde, onları yerleştirdik; kulak verdik, göz verdik, gönül verdik onlara; kulakları, gözleri, gönülleri de bir işe yaramadı, çünkü Allahın âyetlerin tanımadılar, alay ettikleri şey kendilerin sarmıştır
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Ey Məkkə əhli!) And olsun ki, Biz onlara verdiyimiz imkanı (var-dövləti, qüdrəti) sizə verməmişdik. Biz onlara qulaq, göz və qəlb vermişdik, lakin nə qulaqları, nə gözləri, nə də qəlbləri onlara heç bir fayda vermədi. Çünki onlar Allahın ayələrini (bilə-bilə) inkar edirdilər. Onları istehza etdikləri (əzab) sardı.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Yemin olsun ki, biz onlara, size vermediğimiz imkân ve kuvveti vermiştik; kulaklar, gözler ve gönüller lütfetmiştik. Fakat ne kulakları ne gözleri ne de gönülleri kendilerine hiçbir fayda sağlamamıştı. Çünkü onlar bile bile Allah’ın ayetlerini inkâr etmişlerdi. Neticede alaya aldıkları o azap kendilerini her taraftan kuşatıvermişti.
C

Cemil Said (1924)

Ânları da sizin bulundığınız şerâit tahtına vaz’ itmişdik. Ânlara da kuvve-i sâmi’a, kuvve-i bâsıra ve kalb virmişdik. Lâkin ne kuvve-i sâmi’aları, ne kuvve-i bâsıraları, ne de kalbleri işlerine yaramadı. Çünki Allâh’ın âyâtını inkâr itdiler ve nihâyet istihzâ itdikleri ’azâb ânları ihâta iyledi.
D

Diyanet Vakfı Meali

Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

And olsun ki onlara, size vermediğimiz servet ve imkanı vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalbleri onlara bir fayda sağlamadı, zira, Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı, alaya aldıkları şeyler onları kuşatıp yokediverdi.*
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

And olsun ki, biz onlara size vermediğimiz imkanlar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay etmekte oldukları şey de onları sarıp kuşattı.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Yemîn ile söylerim: doğrusu biz onlara öyle şeyler vermiş idik ki size o kuvvet ve mükneti vermemişizdir, hem kendileri için kulak ve gözler, gönüller yapmış idik ki ne kulakları, ne gözleri, ne gönülleri kendilerine bir faide vermedi, zira Allahın âyetlerini inkâr ediyorlardı, o istihza ettikleri şey de kendilerini kuşatıverdi
E

Emrah Demiryent Meali

Kasem olsun ki, (ey müşrikler!) Size vermediğimiz (kuvvet, zenginlik ve uzun ömür gibi) imkânları onlara (Âd kavmine) vermiş, ayrıca onlara (hakikati duyacak, görecek ve anlayacak) kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr ettikleri için kulakları, gözleri ve kalpleri (hakikati anlama hususunda) onlara fayda vermedi ve alaya aldıkları azap onları kuşattı.
E

Erhan Aktaş Meali

Ant olsun ki Biz, onlara, size vermediğimiz nice imkânlar vermiştik. Onlara da kulaklar, gözler ve kalpler¹ verdik. Ne var ki işitme ve görmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Kalpleri de onlara bir yarar sağlamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini bile bile reddediyorlardı. Sonunda alaya aldıkları şey onları kuşattı.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı bayıķ yir virdük anlara anuñ içinde kim yir virmedük size anuñ içinde. daħı eyledük anlaruñ içün ķulaķ daħı gözler daħı göñüller pes aśśı eylemedi anlara ķulaķları ne daħı gözleri ne daħı göñülleri “neseneden ol vaķt kim oldılar inkār eylerler Tañrı āyetlerine. daħı indi anlara ol kim oldılar anı yañśularlar.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Andolsun ki size bile vermediğimiz imkânlardan (cihetlerden) biz onlara (nice) kudret vermişdik. Onlara kulak (lar), gözler, gönüller de vermişdik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne gönülleri onlara hiçbir şeyle fâide vermedi. Çünkü onlar Allahın âyetlerini bilerek inkâr ediyorlardı. (Nihayet) istihza edegeldikleri şey çepçevre kendilerini kuşatıverdi.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Muhakkak ki size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine işitme, görme ve gönüller vermiştik. Fakat işitmeleri, görmeleri ve gönülleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın ayetlerini tanımıyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.
H

Hayrat Neşriyat Meali

And olsun ki, size kendisi hakkında imkânlar vermediğimiz hususlarda, onlara imkân vermiştik; onlara da kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de kalbleri onlara hiçbir şeyden fayda vermedi. Çünki Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı da (sonunda) kendisiyle alay etmekte oldukları (azab) onları kuşatıverdi.
K

Kadri Çelik Meali

Şüphesiz biz onları, sizleri kendisinde yerleşik kılmadığımız yerlerde yerleşik kıldık ve onlara kulaklar, gözler ve kalpler verdik. Ama kulakları, gözleri ve kalpleri onlara herhangi bir şey sağlamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşattı.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onlara, size vermediğimiz imkânlar verdik; kendilerini kulak, göz ve kalplerle donattık. Onlara kulakları da gözleri de kalpleri de hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şeyler kendilerini kuşatıverdi!
M

M. Pickthall (English)

And verily We bad empowered them with that where with We have not empowered you, and had assigned them ears and eyes and hearts; but their ears and eyes and hearts availed them naught since they denied the revelations of Allah; and what they used to mock befell them.
M

Mahmut Kısa Meali

Oysa onlara, size vermediğimiz güç, servet ve imkânı vermiştik. Ayrıca onları, her insana armağan ettiğimizişitme, görme ve akletme yeteneği de bahşetmiştik. Ne var ki, Allah’ın ayetlerini göz göre göre inkâr ettikleri için, ne işitme ve görme duyuları, ne de akletme yetenekleri onlara bir fayda sağlamadı; böylece, alay edip durduklarıo azap, kendilerini çepeçevre kuşatıverdi.
M

Mahmut Özdemir Meali

And olsun orada sizi yerleştirip güçlendirmediğimiz şekilde onları da güçlendirdik!
Onlara bir işitme, görme duyuları (gözler) ve gönüller verdik. Onlara, ne işitmesi, ne görmeleri, ne gönülleri yarar sağladı. Hani, Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı.
Alay ediyor oldukları şey onları kuşatarak içine aldı. ***
M

Mehmet Okuyan Meali

Yemin olsun ki onlara, size vermediğimiz güç ve servet vermiştik. Kendilerine işitme (duyusu), gözler ve kalpler vermiştik. Fakat işitme (duyusu), gözleri ve kalpleri kendilerine hiçbir yarar sağlamamıştı. Çünkü Allah’ın ayetlerini (bilerek) inkâr ediyorlardı. Alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmış (olacak)tır.
M

Mehmet Türk Meali

Yemin olsun Biz, onlara size vermediğimiz imkânları vermiş ve onlara kulaklar, gözler ve gönüller, lutfetmiştik. Ancak onlara kulakları, gözleri ve gönülleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri konusunda herhangi bir fayda vermedi. Sonunda da alay ettikleri o şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
M

Mehmet Çakır Meali

Halbuki onları, size vermediğimiz imkânlarla donatmıştık. Hepsine göz kulak ve sezgiler verdik ama, ne göz, ne kulak ve ne de sezme yetenekleri işlevini yapamadı: Çünkü Allah'ın ayetlerini inkar ettiler. Sonunda alay ettikleri şeyin kurbanı oldular.
M

Mehmet Çoban Meali

İnkâr edenlere söyle: "Size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik! Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik! Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları ceza onları kuşatıverdi."
M

Muhammed Esed Meali

Ama [ey sonraki dönemin insanları;] ²⁹ Biz size sağlamadığımız bir emniyet içinde onları yerleştirmiş ve kendilerine kulaklar, gözler ve [kavrayan] kalpler ³⁰ bahşetmiştik; ama Allah’ın mesajlarını reddetmeye devam ettikleri için ne kulakları, ne gözleri ne de kalpleri onlara bir fayda sağlamadı; ve [sonunda] alay ettikleri şey tarafından kuşatılıp alt edildiler. ³¹
M

Mustafa Çavdar Meali

Andolsun ki biz onlara da size verdiğimiz nice imkânlar vermiş, işitme görme ve akletme organları ile donatmıştık ama Allah’ın ayetlerine bile bile inanmak istemedikleri için ne duyma ne görme ve ne de akletme organları hiçbir işe yaramadı sonunda da alaya aldıkları azap kendilerini çepeçevre kuşatıverdi. 7/179, 23/78
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Doğrusu onlara orada, size burada vermediğimiz kadar güç ve kudret vermiştik. Onları da işitme, görme ve akletme yetileriyle donatmıştık. Ne var ki işitme, görme ve akletme yetileri başlarından belâyı savmaya yetmedi; çünkü onlar Allah’ın mesajlarını bile bile inkâr etmiştiler: nihayet alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıp yok etti.[⁴⁵³²]
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey müşrikler) Andolsun ki onlara, size vermediğimiz kudret ve servet vermiştik. (O nimetlerin kadrini bilsinler, kendilerine bu bağışları ihsan buyuran Rablerinin tek ilah olduğunun şuuruna vararak O'na şükretsinler diye) kendilerine kulaklar (manevi işitme yeteneği) gözler (kalp gözü) ve gönüller vermiştik. (Fakat bu yetenekleri hak ile batılı ayırma yönünde kullanmadıkları için) Onlara, ne kulakları, ne gözleri ne de gönülleri hiçbir yarar sağlamadı, çünkü onlar Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. (Peygamberlerinin bildirdiği azabı alaya alıyorlardı) sonunda alay edip durdukları şey (azap) onları kuşatıverdi.
O

Osman Fırat Meali

Elbette onlara, sizin içinde olmadığınız imkânları verdik ve onlar için duyular, basiretler ve gönüller var ettik. Ancak onları ne duyular, ne basiretler, ne de gönüller Allah’ın ayetlerine karşı gelmekten alıkoymadı. Ve onları, o alaya aldıkları şey (hakikat) kuşatıverdi.
S

Sardorxon Jahongir

Ey Makka ahli, holbuki, Biz boylik va quvvat jihatidan sizlarga bermagan imkonlarni ularga bergan edik. Ularga puxta eshituvchi quloqlar, teran ko‘‎zlar va dillarni ato qilgan edik. Lekin ular Allohning oyatlarini inkor etganlari uchun ularga quloqlari ham ko‘‎zlari ham, dillari ham biror foyda bermadi va ularni o‘‎zlari masxara qilib yurgan narsalari o‘‎rab oldi.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı anları yirlendürdük, ya‘nī virdük size virmedügümüz nesneleri. Daḫıanlara ḳulaḳlar yaratduḳ ve gözler daḫı ve yürekler daḫı. Pes aṣṣı itmedi anlaraḳulaḳları, ne daḫı gözleri, ne daḫı yürekleri, hīç nesne. Ol vaḳt ki inkār ider‐lerdi Tañrı Ta‘ālā āyetlerine, daḫı indi üstlerine cezāsı masḫaralıġa alduḳla‐rınuñ.
S

Suat Yıldırım Meali

Gerçekten, Biz onlara, size vermediğimiz imkânlar vermiştik. Kulaklar, gözler ve gönüller lütfetmiştik kendilerine. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de gönülleri kendilerine hiçbir fayda vermedi. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile, inatla inkâr ediyorlardı. Neticede alaya aldıkları o azap kendilerini her taraftan sarıverdi.
S

Süleyman Ateş Meali

Onlara size vermediğimiz servet ve kuvveti vermiştik, onlara kulaklar, gözler ve gönüller yaratmıştık. Fakat ne kulakları, ne gözleri ne de gönülleri kendilerine bir yarar sağladı. Zira (düşünüp ibret almıyorlar, tersine) bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ey Kureyş! Bizim kavm-i 'Âd'a virdiğimiz kuvvet ve mikneti size virmedik. Onlarda, hakkı istemeleri içün kulak, görmeleri içün göz, fehm itmeleri içün de kalb yaratdık. Allâh'ın âyetlerini 'inâden inkâr iyledikleri cihetle kulakları, gözleri ve kalbleri onlara bir fâide virmedi ve istihzâ iyledikleri 'azâb onları ihâta itdi.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Aslında onları, size vermediğimiz imkanlarla donatmıştık. Dinleyecek kulakları, basiretli gözleri ve karar verecek yürekleri[*] de vardı. Ayetlerimiz karşısında bile bile yalana sarıldıkları için ne kulakları, ne gözleri ne de yürekleri işe yaradı. Hafife aldıkları (o azap) başlarına geldi.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yemin olsun, onlara, size vermediğimiz imkân ve kudreti vermiştik. Onlar için işitme gücü, gözler ve gönüller oluşturmuştuk. Fakat, işitme güçleri de gözleri de gönülleri de kendilerine hiçbir yarar sağlamadı/kendilerinden hiçbir şeyi uzaklaştıramadı; çünkü ayetlerimize karşı direniyorlardı. Ve alaya aldıkları şey, onları kuşatıp sardı.
Y

Yusuf Ali (English)

And We had firmly established them in a (prosperity and) power which We have not given to you (ye Quraish!) and We had endowed them with (faculties of)(4804) hearing, seeing, heart and intellect: but of no profit to them were their (faculties of) hearing, sight, and heart and intellect, when they went on rejecting the Signs(4805) of Allah. and they were (completely) encircled(4806) by that which they used to mock at!
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Andolsun ki, onları öyle bir şeyde temkin etmiş idik ki, sizi onda temkin etmiş olmadık ve onlar için kulak ve gözler ve kalbler vermiştik. Fakat onlara ne işitmeleri ve ne gözleri ve ne de kalbleri bir şeyden fâidebahş olmadı. Çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı ve onları kendisiyle istihzâ eder oldukları şey kuşatıverdi.
Ü

Ümit Şimşek Meali

And olsun, size vermediğimiz imkânları Biz onlara vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler de vermiştik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de kalpleri bir işe yaramadı; çünkü Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Sonunda, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
İ

İhsan Aktaş Meali

Muhakkak ki biz onları, sizlere sağlamadığımız (hususi ve görkemli) mekânlarda (size vermediğimiz güç ve iktidar imkânlarıyla) yerleşik kılmıştık. Ayrıca (her insana bahşettiğimiz gibi) onlara da (hakkı dinlemek için) işitme, (hakkı görmek için) görme ve (gerçeği kavrayıp doğru düşünmek ve karar vermek için) akletme organları da (beyinler) bahşetmiştik. Fakat (hakkı dinlemeye çalışmadıkları için) ne kulakları, (hakkı görmek istemedikleri için) ne gözleri ve (hakkı anlamaya çalışmadıkları için) ne de akletme organları (beyinleri) kendilerine hiçbir fayda sağlayamamıştı. Çünkü onlar Allah’ın ayetlerini bile bile, (inatla) inkâr ediyorlardı. Ve neticede alaya aldıkları o azap kendilerini her taraftan kuşatıvermişti.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Sizi yerleştirdiğimiz mekânlara daha önceden onları yerleştirmiştik ve onlara kulak göz ve kalp vermiştik. Ancak Allah’ın ayetlerini yalanladıkları zaman, kulakları, gözleri ve kalpleri onlara hiçbir yarar sağlamadı. Alay ettikleri şeyler başlarına geliverdi.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

* Biz onlara verdiğimiz kuvvet, servet ve uzun ömrü size vermedik, işitsinler, görsünler, düşünsünler diye onlara kulak, göz, kalp vermiştik. Onların ne kulakları, ne gözleri, ne kalpleri hiçbir şeye yaramadı. Çünkü onlar Allah/ın âyetlerini, inatlarından inkâr ediyorlardı. Eğlenceye aldıkları azap onları sardı, hepsini helâk etti.
İ

İsmail Yakıt

Andolsun Biz, size vermediğimiz imkânı onlara vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler/gönüller [ef’ide] vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri/gönülleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. Zira Allah’ın ayetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları o şey kendilerini kuşattı.¹⁵
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ant olsun ki Biz size vermediğimiz varlıkları onlara vermiştik. Onlara kulak, göz, yürek vermiştik. Ancak onların ne kulakları, ne gözleri, ne de yürekleri hiç bir işe yaramadı. Çünkü onlar Allah’ın ayetlerini tanımıyorlardı. Eğlence yerine koydukları azap onları kuşattı.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onları, size vermediğimiz şeylerle güçlendirmiştik. Onlara, kulak, göz ve kalbler vermiştik. Fakat, kulakları, gözleri ve kalpleri onlara fayda vermedi. Zira Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı ve kendisiyle alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.

Ahkâf Suresi 26. Ayet Meali ve Tefsiri

Ahkâf Suresi 26. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Ahkâf Suresi 26. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Ahkâf Suresi 26. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Ahkâf Suresi 26. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim