Sureye Dön

Âl-i İmrân Suresi Suresi, 88. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve bu lanette ebedi kalırlar, ne azapları hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Bu lanete ebediyen gömülüp gideceklerdir. Onların ne azapları hafifletilecek, ne de yüzlerine bakılacaktır.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Bunlar onun (bu lanet ve zilletin) içinde temelli kalıcı kimselerdir. Onların azabı hafifletilmeyecek ve onlar (asla korunup) gözetilmeyeceklerdir. (Hakk’tan cayan dönek hainlere asla mühlet verilmeyecek ve merhamet edilmeyeceklerdir.)
A

Ahmet Tekin Meali

O lânet içinde, cehennemde ebedî kalırlar. Onların cezası hafifletilmez, özür dilemelerine, tevbe etmelerine fırsat verilmez, merhamet nazarıyla bakılmaz, onlara göz açtırılmaz.
A

Ahmet Varol Meali

Onlar orada (lanette) sonsuza kadar kalıcıdırlar. Üzerlerinden azap hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz.
A

Ali Bulaç Meali

İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Onlar ebedî olarak bu lânet ve azabın içindedirler. Kendilerinden ne azap hafifletilir, ne de onlara merhamet gözü ile bakılır.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Onlar o mahrumiyet içinde ebedî kalacaklar. Ne azapları hafifler ne de gözetilirler.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Onlar bu halde kalacaklar; ne azapları hafifletilecek ne de onlara bir mühlet tanınacak.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Onlar, cehennemde sonsuz kalırlar, azapları yeğnitilmez, onlara bakılmaz da
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlar bu lə’nət içərisində əbədi olaraq qalacaqlar. Əzabları əskilmədiyi kimi, onlara (mərhəmət nəzəri ilə də) baxılmayacaqdır!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Onlar orada azap içinde kalacaklardır. Kendilerinden azap hafifletilmeyecek ve yüzlerine de bakılmayacaktır.
C

Cemil Said (1924)

İlelebed dûçâr-ı la’net olacaklardır, ’azâbları hafiflemiyecek ve Allâh ânlara atf-ı nazar-ı merhamet itmeyecekdir.
D

Diyanet Vakfı Meali

Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; onların azabı geciktirilmez.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onun (lânetin) içinde ebedî kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

ebediyyen onun içindedirler, azabları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez
E

Emrah Demiryent Meali

(Küfür üzere ölenler,) orada (cehennemde) ebedî kalacaklar. (Müstahak oldukları üzere) onların azabı hafifletilmeyecek ve onlara merhamet edilmeyecek.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.
E

Eski Anadolu Türkçesi

ebed ķalıcılarken anuñ içinde. yiynidilmeye anlardan 'aźāb ne daħı anlar baķınılalar.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onlar bunun (bu lâ'netin ve cehennemin) içinde ebedî kalıcıdırlar. Kendilerinden ne azâb hafifletilir, ne de onlara (yüzlerine, suratlarına) bakılır.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Onlar sürekli bu halde kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmeyecek ve onların (yüzlerine) bakılmayacaktır.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Onlar,) orada (Cehennemde) ebedî olarak kalıcıdırlar. Onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlar (rahmet nazarıyla) gözetilirler.
K

Kadri Çelik Meali

Onlar onda (ilahi lanette) temelli kalıcılardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Ebedî olarak bu lânetin içine gömülüp gideceklerdir. Ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine fırsat tanınacaktır.
M

M. Pickthall (English)

They will abide therein. Their doom will not be lightened, neither will they be reprieved;
M

Mahmut Kısa Meali

Sonsuza dek o lânetin içerisinde kalacaklar; ne azapları hafifletilecek, ne de yüzlerine bakılacaktır!
M

Mahmut Özdemir Meali

İçinde sürekli kalacaklardır.
Azâp onlardan hafifletilmez, onlara süre de verilmez.
M

Mehmet Okuyan Meali

Onlar orada (lanet içinde) [ebedî] kalıcıdır. Azapları hafifletilmez [*] ve onlara bakılmaz. [*]
M

Mehmet Türk Meali

Onlar, bu (ceza) içerisinde sürekli olarak kalacaklardır. Onların bu azapları hafifletilmediği gibi, yüzlerine de bakılmayacaktır.¹
M

Mehmet Çakır Meali

Bunlar, sonsuza kadar ateşte kalacaklardır. Cezaları hafifletilmeyecek, yüzlerine bakan bile olmayacaktır.
M

Mehmet Çoban Meali

Onlar yanlışlarını fark edip Allah’a tövbe etmedikleri sürece merhametimizden uzak kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.
M

Muhammed Esed Meali

Onlar bu halde kalacaklar; [ve] ne azapları hafifletilecek, ne de onlara bir mühlet tanınacak.
M

Mustafa Çavdar Meali

Onlar, o lanette süreklidirler. Azap, onlardan asla hafifletilmez ve onların yüzüne de bakılmaz. 18/100...106, 40/49
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Onlar bu hâlde kalacaklar; ne azapları hafifletilecek ne de onlara süre tanınacaktır.
O

Orhan Kuntman Meali

87-88. Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerinedir; işte onların hak ettiği ceza budur! Onlar bunun (bu lanetin ve cehennemin) içinde sonsuza dek kalacaklardır; ne azapları hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
O

Osman Fırat Meali

Orada (cehennemde) devamlıdırlar. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz.
S

Sardorxon Jahongir

Ular u yerda mangu qoluvchilardir. Ulardan azob yengillatilmaydi va ularga muhlat ham berilmaydi.
S

Satıraltı Meal (1534)

Hemīşe ḳalurlar ṭamu içinde, yeynilmez anlaruñ üstinden cehennem‘aẕābı, anlara mühlet daḫı virilmez.
S

Suat Yıldırım Meali

Onlar bu lânetin içinde ebedî kalacaklardır. Ne cezaları hafifletilecek, ne de yüzlerine bakılacaktır.
S

Süleyman Ateş Meali

O(la'net)in içinde ebedi kalacaklardır. Onlardan azab hafifletilmeyecek ve onlara asla fırsat verilmeyecektir.
S

Süleyman Tevfik (1927)

O la'netde dâim kalırlar. Onlardan 'azâb tahfîf idilmez ve onlara merhamet nazarıyla bakılmaz.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Sürekli dışlanmış olarak kalırlar. Azapları hafifletilmez, yüzlerine de bakılmaz.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

O lanet içinde sürekli kalacaklardır. Ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yüzlerine bakılacaktır onların.
Y

Yusuf Ali (English)

In that will they dwell; nor will their penalty be lightened, nor respite be their (lot)(418-A);
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

(Onlar) Bunun içinde ebedîyyen kalıcılardır. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara nazar olunmaz.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Ebediyen de bu lânet içindedirler; ne azapları hafifler, ne yüzlerine bakan olur.
İ

İhsan Aktaş Meali

(Cezaları devam ettiği sürece,) onlar bu dışlamanın (azabı) içinde kalacaklardır. Ne cezaları hafifletilecek, ne de kendilerine (rahmet ile) bakılacaktır.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

(Cehennem azabında) Sürekli kalacaklar, orada onlardan azap asla hafifletilmeyecek ve onlara bakılmayacak da.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

88, 89. Onlar orada [¹] dâim kalırlar. Onların azapları tahfif olunmaz, kendilerine de bakılmaz [²] Meğer ki bundan sonra tövbe edip ıslahı nefs etsinler; çünkü Allah gafurdur, rahimdir.
İ

İsmail Yakıt

Onlar bu hâlde ebediyen kalırlar, ne azapları hafifletilir ne de (yüzlerine) bakılırlar.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onlar hep Cehennem’de kalacaklardır. Onların azabı ne azaltılacak, ne de geciktirilecektir.
Ş

Şaban Piriş Meali

O lanette daimidirler. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara bakılmaz da.

Âl-i İmrân Suresi 88. Ayet Meali ve Tefsiri

Âl-i İmrân Suresi 88. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Âl-i İmrân Suresi 88. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Âl-i İmrân Suresi 88. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Âl-i İmrân Suresi 88. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim