Sureye Dön

Âl-i İmrân Suresi Suresi, 91. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Gerçekten de, kafir olanlar ve kafir olarak ölenler yok mu, kurtulmak için dünya dolusu altın feda etseler makbule geçmez, hiçbiri kurtulmaz, onlaradır elemli bir azap ve onlara bir tek yardımcı bile yoktur.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edip bu vaziyette ölenlere gelince, yeryüzü dolusu altını, bağışlanmaları için bedel olarak vermiş olsalar dahi, hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır, yardımcı da bulamayacaklardır.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Şüphesiz (Hakk’tan ayrılarak, nankörlük ve hıyanet niyetiyle kısmen veya tamamen inkâr edip) küfre girerek, (ve bu vaziyette) kâfir olarak ölenler (var ya); bunların hiçbirisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak vermeye kalksa- (yine de) kesin olarak kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap var (edilmiştir) ve onların yardımcıları da bulunacak değildir.
A

Ahmet Tekin Meali

Gerçekten kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek ört-bas edip inkârda ısrar ile, kâfir olarak yahut mürted olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden, fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsalar dahi, asla kabul edilmeyecek, kendilerini kurtaramayacaklardır. Onlar için can yakıp inleten müthiş bir azap vardır. Hiç yardım edenleri de olmayacaktır.
A

Ahmet Varol Meali

İnkar edip kâfir olarak ölenlerin hiç birinden bütün yeryüzü dolusunca altın fidye verseler bile kabul edilmeyecektir. Onlar için acıklı bir azap vardır ve onların yardımcıları da yoktur.
A

Ali Bulaç Meali

Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiç birisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse dekesin olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Küfre dalmış ve kâfir oldukları halde ölüp gitmiş kimseler (var ya), bunların her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verecek olsa bile, asla hiç birinden kabul olunmaz. Bunların hakkı acıklı bir azâbdır ve kendilerine yardım edeceklerden de kimse yoktur.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Küfrü tercih edip de kâfir olarak ölenlerden biri, dünya dolusu altın fidye de verse ondan kabul olmaz. İşte onlara elim bir azap vardır. Yardımcı da bulamayacaklardır.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Gerçekten inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altın verecek olsa dahi, onların hiçbirinden fidye kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır, hiç yardımcıları da olmayacaktır.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Kâfir olup, bu halde ölmüş bulunan kimselerin hiçbirisinden, yeryüzü dolusu altın harcasalar dahi, onaylanmaz, bunlar için ağrıtıcı azap var, yardım eden kimseleri bulunmaz
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Şübhəsiz ki, kafir olub kafir kimi ölənlərdən hər birinin dünya dolusu qızılı ola və (əzabdan qurtarmaq üçün) onu fidyə verə, yenə də qəbul olunmaz. Onları dəhşətli bir əzab gözləyir. Onlara (cəhənnəm odundan xilas olmaqdan) heç bir kömək edən olmaz!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Hakikati inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, (bunlar ahirette cehennem azabından kurtulmak için) fidye olarak dünya dolusu altın verseler de hiçbirinden asla kabul olunmayacaktır. İşte elem verici azap onlaradır ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
C

Cemil Said (1924)

Kâfir olanlar ve kâfir ölenler azâb-ı elîmden dünyâ dolusı altun ile bile kurtılamazlar. Hiç kimse ânlara nusret itmeyecekdir.
D

Diyanet Vakfı Meali

Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Doğrusu inkar edip, inkarcı olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye vermiş olsa bile, bu kabul edilmeyecektir. İşte elem verici azab onlaradır, onların hiç yardımcıları da yoktur.*
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

küfretmiş ve kâfir oldukları halde ölüb gitmiş kimseler, her halde bunların her biri kendini kurtarmak için Dünya dolusu altın verecek dahi olsa hiç birinden kabul edilmek ihtimali yoktur, bunların hakkı elîm bir azabdır ve kendilerini kurtaracak da yoktur
E

Emrah Demiryent Meali

Hiç şüphesiz ki (hakkı/hakikati) inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya; (onlar âhirette, ebedi cehennem azabından kurtulmak için) dünya dolusu altını fidye verecek olsalar dahi, hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır ve (Allah’ın azabına karşı) onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
E

Erhan Aktaş Meali

Gerçeği yalanlayarak nankörlük edip de bu şekilde ölenler; kurtulmak için yeryüzü dolusu altını fidye olarak verseler de onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
E

Eski Anadolu Türkçesi

bayıķ anlar kim kāfir oldılar daħı öldiler, anlar kāfirler-iken; hergiz ķabūl olınmaya “kimsesinden anlaruñ, yir ŧolusı altun; eger gendüzin śatun alur-ise daħı anuñ-ıla. şunlar, anlaruñdur 'aźāb aġrıdıcı; daħı yoķdur anlaruñ hįç arķa viricileri.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Hakıykat, küfredenler ve kendileri kâfir olarak ölenler (yok mu?) onlardan hiç birinin (bilfarz) yer yüzünü dolduracak mıkdardaki altını dahi — onu feda etse — kat'iyyen makbul olmaz. İşte onlar! Pek acıklı bir azâb onların (hakkı) dır. Kendilerinin hiç bir yardımcıları da yokdur.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

İnkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını olsa ve bunu fidye olarak verseler dahi onların hiçbirinden kabul edilmeyecektir. Onlar için elim bir azap vardır ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Muhakkak ki o inkâr edip de kendileri kâfir kimseler olarak ölenler yok mu, artık dünya dolusu altın, velev ki (kendisini kurtarmak üzere) onu fedâ edecek (de) olsa, artık onların hiçbirinden aslâ kabûl edilmeyecektir! İşte onlar yok mu, kendileri için (pek) elemli bir azab vardır ve onlar için yardımcılardan kimse yoktur.
K

Kadri Çelik Meali

Doğrusu küfre sapıp kâfir olarak ölenlerin hiç birinden, yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye vermiş olsa bile, kabul edilmeyecektir. İşte elem verici azap onlaradır, onların hiç yardımcıları da yoktur.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Evet, inkâr edip de kâfir olarak ölenler var ya, onların hiç birinden -kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verecek olsa dahi- asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem veren bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.
M

M. Pickthall (English)

Lo! those who disbelieve, and die in disbelief, the (whole) earth full of gold would not be accepted from such an one if it were offered as a ransom (for his soul). Theirs will be a painful doom and they will have no helpers.
M

Mahmut Kısa Meali

Evet, hakîkati inkâr edip de, fırsat varken tövbe etmeden kâfir olarak ölenler var ya, bunlar cehennem azâbından kurtulmak için fidye olarak yeryüzü dolusunca altın verseler bile, asla kabul edilmeyecektir. İşte, bunların hakkı can yakıcı bir azaptır ve hiç kimse onlara yardım edemeyecektir.
M

Mahmut Özdemir Meali

İnkâr etmiş ve inkârcı olarak ölmüş kimseler, Arz’ın dolusu altın olarak fidye (kurtulma bedeli) verse de hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir.
İşte onlar için acıveren bir azâp vardır. Onlara hiçbir yardım eden de yoktur.
M

Mehmet Okuyan Meali

Şüphesiz ki inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya -dünya dolusu altını fidye olarak verse bile- (bu fidye) hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır; onların yardımcıları da yoktur. [*]
M

Mehmet Türk Meali

İnkâr edip, kâfir olarak ölenlere gelince; yeryüzü dolusu altını fidye olarak verseler bile, bunların hiç birisinin tevbesi asla kabul edilmeyecektir. Ve âhirette onlara, kendilerine kimsenin yardım edemeyeceği, çok acıklı bir azap vardır.¹
M

Mehmet Çakır Meali

Eğer inkarcılar, inkarcı olarak ölürlerse dünya dolusu altını olsa da, bunların hepsini bağışlasa, yine de makbule geçmeyecektir. Bunlar, çok ağır cezalara çarptırılacak, kimse kendilerine sahip çıkmayacaktır
M

Mehmet Çoban Meali

İnkâr edip kâfir olarak ölenler var ya; dünya dolusu altın verecek olsalar bile hiçbirinden fidyeleri kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır. Onların yardımcısı yoktur.
M

Muhammed Esed Meali

Hakikati inkara şartlanmış olanlara ve hakikat inkarcısı olarak ölenlere gelince, yeryüzünün bütün altınları [bile] onların fidyelerini karşılayamaz. ⁷¹ İşte onlar için acıklı bir azap vardır ve kendilerine yardım edecek hiç kimse bulamayacaklardır.
M

Mustafa Çavdar Meali

Evet, gerçeği örtbas ederek kâfir olarak ölenler, onların hiçbirinden yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi, asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur. 5/36-37, 39/47
M

Mustafa İslamoğlu Meali

İnkârda direnenler ve inkâra saplanmış hâlde ölen kimselere gelince: Yeryüzünün bütün hazinelerini verseler bile, onlardan kurtuluş akçesi kabul edilmeyecektir: işte onların hakkı elem verici bir azaptır; üstelik onlara yardım eden kimse de çıkmayacaktır.
O

Orhan Kuntman Meali

Kuşkusuz o kimseler ki, (Rablerinin ayetlerini ve peygamberlerini yalan sayarak) kafir oldular ve (hak daveti kabul etmeyerek) kafir olarak öldüler; (kıyamet gününde) artık onların hiç birinden, kendilerini kurtarmak için -fidye olarak- yeryüzü dolusu altın verseler dahi elbette kabul edilmeyecektir! (Çünkü pişman olma zamanı çok geride kalmıştır) İşte onlar için çok şiddetli bir azap vardır; (cehenneme atılacaklardır) ve hiçbir yardımcıları da yoktur.
O

Osman Fırat Meali

O kimseler ki inkâr ettiler ve kâfir olarak öldüler, onlar yer dolusu altın fidye ödeseler, hiçbirinden kabul edilmeyecektir. İşte onlar için elim bir azap vardır ve onlara bir yardımcı da yoktur.
S

Sardorxon Jahongir

Allohga kufr keltirgan va kofir holda o‘‎lib ketgan kimsalar o‘‎zlarini qutqarish uchun Yer yuzi to‘‎la oltinni fidya qilib to‘‎lab bersalar ham, aslo qabul qilinmaydi. Ana o‘‎shalarga alamli azob bordir. Hamda ular uchun azobdan qutqaruvchi yordamchilar bo‘‎lmaydi.
S

Satıraltı Meal (1534)

Ol kişiler ki kāfir oldılar, daḫı öldiler anlar kāfir‐iken. Ḳabūl olmaz anlaruñbirisinden yir ṭolusı altun eger fidā virse özini ‘aẕābdan ḳurtarmaġa. Anlar‐çun vardur yürekler acıdıcı ‘aẕāb, daḫı hīç yoḳdur anlara yardım idiciler.
S

Suat Yıldırım Meali

İnkâr yoluna sapan ve kâfir olarak can veren kimseler, kurtuluş fidyesi olarak dünya dolusunca altın verseler de, mümkün değil, hiçbirinden kabul edilmeyecektir. Bunların hakkı, çok acı bir azaptır ve kendilerini bundan kurtaracak olan da yoktur. [2, 123; 5, 36]
S

Süleyman Ateş Meali

İnkar edip kafir olarak ölenler, dünya dolusu altın fidye vermiş olsa dahi hiçbirinden kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır ve onların hiçbir yardımcıları yoktur!
S

Süleyman Tevfik (1927)

Kâfir olan ve küfürleri üzerinde ölenlerden biri fidye olarak dünyâ dolusı altun virse kabûl olunmaz. Onlara son derece elemli 'azâb vardır ve kendilerine ('azâb ve 'ikâbdan kurtaracak) yardımcı da yokdur. [¹]
S

Süleymaniye Vakfı Meali

(İnandıktan sonra) Kâfir olan ve kâfir olarak ölenlerden biri, yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye verebilecek olsa kabul edilmez. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır. Onlara yardım edecek bir kimse de olmaz.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Gerçeği örtüp de küfre sapmış olarak ölenlere gelince, onların her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verse de asla kabul edilmeyecektir. Korkunç bir azap vardır onlar için. Hiçbir yardımcıları olmayacaktır.
Y

Yusuf Ali (English)

As to those who reject Faith, and die rejecting,- never would be accepted from any such as much gold as the earth contains, though they should offer it for ransom. For such is (in store) a penalty grievous, and they will find no helpers.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Şüphesiz o kimseler ki, kâfir oldular ve Kâfirler oldukları halde öldüler, artık onların hiçbirinden yeryüzü dolusu altın feda edecek olsa elbette kabul edilmeyecektir. İşte onlar için elîm bir azap vardır. Ve onlar için yardımcılardan bir kimse yoktur.
Ü

Ümit Şimşek Meali

İnkâr edip de kâfir olarak ölenler azaptan kurtulmak için fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsalar, hiçbirinden böyle birşey kabul edilmez. Onların hakkı acı bir azaptır; kendilerini bu azaptan kurtaracak hiçbir yardımcıları da yoktur.
İ

İhsan Aktaş Meali

Şüphesiz, (hakkı) inkâr edip inkrâcı olarak ölmüş olanlara gelince (dünyada iken) yeryüzü dolusu altınları olmuş olsa ve (ahiret günü kendilerini kurtarmak için) onu (ölmeden önce) fidye olarak vermiş olsalar bile, yine de (o kurtuluş fidyesi) hiçbirinden kabul edilmeyecektir. İşte onlar için (ahiret gününde) acıklı bir azap vardır ve hiç bir yardımcıları da olmayacak.*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Muhakkak ki doğruları inkâr edenler ve bu halde ölenler varya, onlardan her birisinin yeryüzü kadar altınları olsa ve hepsini feda etseler, asla kabul edilmez. Artık onlar için acıklı bir azap var ve onlara orada yardım edecek hiçbir kimse yoktur.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Şüphe yok ki kâfir olup ta küfür halinde iken ölenler velev dünya dolusu altın feda etseler yine hiçbiri asla kabul olunmayacaktır. İşte bunlar için acıklı bir azap vardır. Onların yardım edecek hiç kimseleri yoktur.
İ

İsmail Yakıt

İnkâr edenlerden olup da kâfir olarak ölenlere gelince; onlar dünya dolusu altını fidye olarak verse bile, hiçbirinden asla kabul edilmez. İşte onlar için çok acı verici bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Gerçekten o kimseler ki Allah’ı tanımazlar, tanımaz olarak da ölürler, bunlar kurtulmak için dünya kadar altını gözden çıkarsalar yine de hiçbirininki alınmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Ş

Şaban Piriş Meali

Evet, inkâr edip, kafir oldukları halde ölenlerin hiç birinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için bir yardımcı da yoktur.

Âl-i İmrân Suresi 91. Ayet Meali ve Tefsiri

Âl-i İmrân Suresi 91. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Âl-i İmrân Suresi 91. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Âl-i İmrân Suresi 91. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Âl-i İmrân Suresi 91. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim