Sureye Dön

Ankebût Suresi Suresi, 47. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve işte sana böyle bir kitap indirdik biz ve bu yüzden kendilerine kitap verilenler, inanıyorlar ona ve şunlardan da inanan var ona ve delillerimizi, kafirlerden başkası da bilerek inkar etmez.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ey Muhammed! Bu kitabı sana, öncekileri tasdik eder şekilde indirdik. Daha evvel kendilerine kitap verdiklerimiz de O'na inanırlar. Şu Mekkeli'lerden de O'na inananlar vardır. Ayetlerimizi gerçekleri inkâr edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Ey Resulüm!) İşte Biz Sana böyle (hakikatli ve hikmetli) bir Kitap (Kur’an) indirdik. Bundan dolayı kendilerine (daha önce) kitap verdiklerimiz(den iz’an ve insaf ehli de) Ona inanmaktadır. Şunlardan (putatapıcılardan) da Ona iman edecek olanlar vardır. (Çünkü) Kâfirlerden başkası Bizim ayetlerimize (karşı çıkıp uyulmasını ve uygulanmasını engellemek kastıyla) bile bile inkâr ve itiraz etmeye (çalışmayacaktır).
A

Ahmet Tekin Meali

Önceki peygamberlere indirdiğimiz kitaplar gibi, sana da bu kitabı, Kur'ân'ı indirdik. Kendilerine verdiğimiz kutsal kitapların hükmünce amel edenler Kur'ân'a iman ediyorlar. Şu kabilelerden de, Kur'ân'a iman eden ve edecek olan birçok kimse var. Âyetlerimizi, Kur'ân'ımızı ve ilkelerimizi ancak kâfirler, nankörler bile bile inkâr ederler.
A

Ahmet Varol Meali

İşte böyle (geçmiş peygamberlere indirdiğimiz gibi) sana da Kitap indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar. Şunlardan [3] da ona iman edecek olan vardır. Kâfirlerden başkası ayetlerimizi bile bile inkar etmez.
A

Ali Bulaç Meali

İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar (putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır. İnkârcılardan başkası bizim ayetlerimizi inkar etmez.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

(Ey Rasûlüm), onlara kitab indirdiğimiz gibi, sana da kitab indirdik. Onun için kendilerine kitab verdiklerimiz (Abdullah ibni Selâm gibi kimseler), Kur'an'a iman ediyorlar. Şunlardan (Mekke halkından) da Kur'an'a iman edecek kimseler var. Bizim ayetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

İşte önceki peygamberlere kitap verdiğimiz gibi, sana da kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler, ona inanırlar. Bunlardan (Mekkelilerden de) ona inananlar vardır. Ve hiçbir değeri kabul etmeyen kâfirlerden başka hiç kimse ayetlerimizi inkâr etmez.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Böylece sana kitabı indirdik. İşte, kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Çevrendekilerden de ona inananlar vardır. Âyetlerimizi, ancak inkârcılar bile bile tanımazlar.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Bizler, işte böylece sana kitap indirdik, kitaplı bulunanlar inanmaktalar, bunlardan da, ona inananlar var, ancak kâfir olanlar Allahın âyetlerini tanımıyorlar
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Səndən əvvəlki peyğəmbərlərə necə kitab nazil etmişdiksə) Qur’anı da sənə belə nazil etdik. (Abdullah ibn Salam kimi) kitab (Tövrat) verdiyimiz şəxslər ona (Qur’ana) inanırlar. Bunlardan (Məkkə camaatından) da inananlar var. Bizim ayələrimizi yalnız kafirlər inkar edərlər!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Onlardan da ona iman edecek olanlar vardır. Hakkı inkâra şartlanmış olanlardan başkası bizim ayetlerimizi inkâr etmez. 
C

Cemil Said (1924)

İşte sana bu vecihle Kur’ân’ı inzâl iyledik kendilerine kitâb inzâl iylediklerimiz îmân idiyorlar. Arablardan bir çoğı inanıyor. Âyâtımızı inkâr iden yalnız kâfirlerdir.
D

Diyanet Vakfı Meali

(Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu Kitab'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatları yüzünden) bile bile inkâr eder.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Sana Kitap'ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

(Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

İşte sana böyle kitab indirdik, onun için kendilerine kitab verdiklerimiz ona iyman ederler, şunlardan da ona iyman eden var ve bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder
E

Emrah Demiryent Meali

(Habibim!) İşte böylece, (önceki peygamberlere vahyettiğimiz kitaplar gibi) sana da bu Kitâb’ı, (Kur’ân’ı) vahyettik. Kendilerine kitap verdiklerimiz (in bir kısmı, İslâm dinini kabul ederek,) ona (Kur’ân’a) inanırlar. Şunlar (Mekkeli putperestler) arasından da (İslâm dinini kabul ederek) ona (Kur’ân’a) inananlar vardır. Âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
E

Erhan Aktaş Meali

İşte böylece sana Kitap'ı indirdik. Kendilerine Kitap ulaştırdıklarımız¹, ona inanırlar. Şu kimselerden² de O'na inanacaklar vardır. Gerçeği yalanlayan nankörlerden başkası ayetlerimizi inkâr etmez.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ancılayın indürdük sendin yaña ķur’ān’ı. pes anlar kim virdük anlara tevrįt’i inanurlar aña daħı uşbunlardan oldur kim inanur aña. daħı inkār eylemez āyetlerümüze illā kāfirler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

İşte sana (Habîbim böyle bir) kitâb indirdik. Onun için kendilerine kitâb verdiklerimiz buna îman ediyorlar. Şunlardan da ona îman edecek nice kimseler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası bilerek inkâr etmez.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Böylece sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Bunlardan, buna inananlarda vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler kabul etmezler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Ey Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitabları tasdîk eden) bu Kitâb'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitab verdiğimiz kimseler ona îmân ederler. Şunlardan (Arab'lardan)da ona îmân eden kimseler vardır. Ve kâfirlerden başkası, bizim âyetlerimizi bilerek inkâr etmez.
K

Kadri Çelik Meali

İşte biz sana böyle bir kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlardan (Mekke ehlinden) ona iman edecek kimseler vardır. Küfre sapanlardan başkası bizim ayetlerimizi inkâr etmez.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

İşte biz kitabı sana böyle indiriyoruz. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler, şunlardan da (müşrikler) ona inananlar var. Âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
M

M. Pickthall (English)

In like manner We have revealed unto thee the Scripture, and those unto whom We gave the Scripture aforetime will believe therein; and of these (also) there are some who believe therein. And none deny our revelations save the disbelievers
M

Mahmut Kısa Meali

Ey Muhammed! Daha önceki elçilerimize indirdiğimiz gibi, işte böylece sana da bu son ilâhî Kitabı indirdik. Bunun içindir ki, kendilerine daha önce kitap verilmiş olan dürüst ve insaflı Yahudi ve Hıristiyanlar,doğal olarak bu Kur’an’a da inanırlar. Şu Mekkeli putperest insanlar arasından da ona inananlar var. Zaten Bizim ayetlerimizi, aklını ve gönlünü günah kirleriyle karartmış nankörlerden başkası inkâr etmez! Senin hak Peygamber olduğun o kadar açıktır ki:
M

Mahmut Özdemir Meali

İşte böyle, sana Kitab’ı indirdik. Kendilerine Kitap verdiklerimiz buna inanıyor. Onlardan da buna inanan kimseler vardır.
Bizim âyetlerimizi Kâfirler’den başkası bile bile inkâr etmiyor.
M

Mehmet Okuyan Meali

İşte böylece sana Kitabı (Kur’an’ı) indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. [*] Şunlardan (Araplardan) da ona iman edenler vardır. Ayetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
M

Mehmet Türk Meali

İşte Biz, sana bu Kitabı indirdikçe; hem kendilerine Kitap verdiklerimiz,¹ hem de şu (Araplar) ona îman ediyorlar. Zâten Bizim âyetlerimizi, ancak kâfirler² inkâr eder.
M

Mehmet Çakır Meali

Resulüm! Biz bu Kitabı, sana da aynı şekilde indirdik. Bu nedenle ehlikitabın Kuran’a inanması doğaldır. Kaldı ki, Mekkeliler arasında dahi ona inananlar var. Bizim sözlerimizi, sadece gerçeğe düşman olanlar inkar ederler
M

Mehmet Çoban Meali

İşte böylece sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler ona inanırlar. Şunlardan ona iman eden kimseler vardır. Ayetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
M

Muhammed Esed Meali

[Ey Muhammed!] Bu ilahî kelâmı sana işte bu şekilde ⁴³ indirdik. Ve bu ilahî kelâmı bahşettiklerimiz ⁴⁴ ona inanırlar; şu [geçmiş vahiylerin takipçi]leri arasında da ona inananlar vardır. Mesajlarımızı, [apaçık bir] hakikati inkar edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez: ⁴⁵
M

Mustafa Çavdar Meali

Biz bu kitabı sana diğer kitapları da kapsayan bir mesaj olarak indirdik. Onun için daha önceden kendilerine kitap verdiklerimiz buna inanırlar. İşte şu etrafındakilerden de buna inanacak olanlar da vardır. Aslında bizim ayetlerimize bile bile inanmak istemeyenler kâfirlerdir. 12/111, 5/48
M

Mustafa İslamoğlu Meali

(Ey Rasul!) İşte bu kitabı sana böyle (bir mesajla) indirdik; bu yüzdendir ki bu kitabı kendilerine verdiklerimiz ona iman ederler; işte şu (önceki vahyin mensupları) arasında da inanan kimseler olacaktır: zaten nankörler[³⁵²⁹] dışında hiç kimse âyetlerimizi bile bile inkâr etmiyor.[³⁵³⁰]
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey Muhammed) İşte sana öyle bir Kitap indirdik ki, kendilerine kitap verdiklerimiz de (içlerinden ilim sahibi faziletli kimseler de) ona inanırlar. Bunlardan da (Kureyş ve başka kabilelerden de) ona iman edecek nice kimseler vardır, ayetlerimizi kafirlerden gayrisi inkar etmez.
O

Osman Fırat Meali

Böylece sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar; bunlardan da (Kitap Ehli’nin dışındakilerden de) iman eden kimileri vardır. Ayetlerimizi, kâfirlerden başkası bile bile inkâr etmez.
S

Sardorxon Jahongir

Ey Muhammad, shunday qilib, sizga kitobni nozil qildik. Bas, Biz ilgari Tavrot va Injil kitobini bergan zotlar unga iymon keltiradilar. Ana u Makka ahli orasidagilarda ham unga iymon keltiradigan kishilar bordir. Bizning oyatlarimizni faqat kofirlar inkor qiladilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Anuñ gibi indürdük yā Muḥammed saña Ḳur’ānı. Pes ol kişiler ki virdükanlara kitāb. Aña inanurlar bunlar, daḫı niçesi aña inanurlar.
S

Suat Yıldırım Meali

Biz, işte sana da bu Kitabı indirdik. Daha önce kitap verdiğimiz kimseler buna da iman ederlerdi. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
S

Süleyman Ateş Meali

İşte böylece Kitabı sana da indirdik. Kendilerine Kitabı verdiklerimiz, ona inanırlar: Şunlardan (şu Araplardan) da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi, kafirlerden başkası inkar etmez.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Kütüb-ü sâlife gibi sana da kitâb inzâl iyledik kendilerine kitâb virilüb ona îmân idenlerden sana indirilen kitâba îmân idenler vardır. Onı inkârda 'inâd idenler ancak kâfirlerdir.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

İşte böyle; bu Kitabı sana biz indirdik. Önceden kendilerine Kitap verdiklerimiz buna inanacaklardır. Çevrendekilerden de ona inanacaklar vardır. Ayetlerimizi görmezlik edenlerden başka hiç kimse onları bile bile inkar etmez.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Kitap'ı sana işte böyle indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar içinden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimize, gerçeği örtenlerden başkası kafa tutmaz.
Y

Yusuf Ali (English)

And thus(3475) (it is) that We have sent down the Book to thee. So the People of the Book believe therein,(3476) as also do some of these(3477) (pagan Arabs): and none but Unbelievers reject our signs.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve işte sana böylece kitabı indirdik. Artık kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona imân ederler. Şunlardan da ona imân edecek olanlar vardır. Ve Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkar etmez.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Biz sana da kitabı böylece indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu Kur'ân'a da iman ederler. Şunlardan da(5) ona iman edenler vardır. Zaten Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.
İ

İhsan Aktaş Meali

İşte biz sana da (önceki kitapları ve peygamberleri tasdik esası üzerinde) bu Kitabı (Kur’an’ı) indirdik. Bu nedenle önceden kendilerine Kitap verilmiş (ve ilahi vahyi kabul konusunda samimi) olanlar ona inanırlar ve şunlardan (müşriklerden) da ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimizi (gerçekleri) inkâr edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Böyle bir anlam içinde kitabı sana biz indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz sana indirdiğimiz kitaba inanırlar. İşte şunlardan da kitaba inanan kimseler var. Allah’ın ayetlerini, gerçekleri kabul etmeyenlerden başkası inkâr etmezler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Sana, eski Kitapları indirdiğimiz gibi Kur/an/ı indirdik. Kendilerini Kitaba nâil ettiğimiz kimseler O/na inanırlar. Bunlardan da O/na inananlar vardır, bizim âyetlerimizi yalnız kâfirler inat ederek inkâr ederler.
İ

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) İşte böylece Biz sana kitabı indirdik. Artık, kendine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlardan/muhitinde olanlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi ancak (bile bile) kâfirler/nankörler inkâr ederler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

İşte biz sana böyle bir Kitap bildirdik. Onun için kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar. Seninkiler arasında da ona inanacak olanlar vardır. Bizim belgelerimizi yoğumsayanlar ancak tanımaz olanlardır.
Ş

Şaban Piriş Meali

İşte sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona inanırlar. Bunlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.

Ankebût Suresi 47. Ayet Meali ve Tefsiri

Ankebût Suresi 47. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Ankebût Suresi 47. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Ankebût Suresi 47. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Ankebût Suresi 47. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim