Sureye Dön

A’râf Suresi Suresi, 149. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Adamakıllı nadim olup doğru yoldan sapıttıklarını görünce de Rabbimiz acımazsa bize ve yarlıgamazsa bizi mutlaka ziyankarlardan olacağız dediler.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Yoldan çıktıklarını farkederek şiddetli bir pişmanlık içinde başları elleri arasına düşürüldü. Gerçekten sapmış olduklarını görüp, anlayınca: “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, elbette zarara uğrayanlardan oluruz” dediler.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürülüverince ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görüp (fark edince): “Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız” deyip (yalvarmaya giriştiler).
A

Ahmet Tekin Meali

İş işten geçip pişmanlıktan kıvranırlarken, başlarına buyruk davranarak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiklerini gördüklerinde:
“Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi koruma kalkanına almaz, bağışlamazsa, hüsrana uğrayanlardan oluruz" dediler.
A

Ahmet Varol Meali

Yaptıklarına pişman oldukları ve sapıklığa düştüklerini anladıkları zaman: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa zarar edenlerden oluruz" dediler.
A

Ali Bulaç Meali

Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görünce: 'Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız' dediler.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Ne zaman ki,buzağıya taptıklarına kuvvetle pişman oldular ve kesin olarak sapmış bulunduklarını gördüler, şöyle dediler: “- Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa muhakkak biz, hüsranda kalanlardan olacağız.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Elleri böğürlerinde çaresiz kalıp doğru yoldan sapıtmış olduklarını gördüklerinde “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, şüphesiz zarar edenlerden oluruz.” dediler.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Pişman olup da kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görünce, dediler ki: “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!”
B

Besim Atalay Meali (1965)

Onlar pişman olarak saptıkların gördüler, dediler ki: «Tanrımız! Sen bize acımazsan, bizi bağışlamazsan, ziyan etmiş oluruz»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Elə ki (peşmançılıqdan başları) əlləri arasına düşdü və haqq yoldan azmış olduqlarını gördülər, (əməllərindən çox mə’yus olub) dedilər: “Əgər Rəbbimiz bizə rəhm etməsə və bizi bağışlamasa, mütləq ziyana uğrayanlardan olacağıq!”
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Nihayet İsrailoğulları yaptıklarına) pişman olup kendilerinin gerçekten doğru yoldan sapmış olduklarını anlayınca dediler ki: “Rabbimiz bize merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa muhakkak ki hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
C

Cemil Said (1924)

İ’tikâdlarının sakat oldığını anlayub da pişman oldukları vakit "Eğer rabbimiz bize merhamet itmez ve günâhlarımızı ’afv iylemez ise mahv olduk" didiler.
D

Diyanet Vakfı Meali

Pişman olup da kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görünce dediler ki: Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Elleri böğründe, çaresiz kalıp, kendilerinin sapıtmış olduklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, and olsun ki mahvoluruz" dediler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ne zaman ki, ellerine kırağı düşürüldü (yaptıklarına pişman oldular), o zaman sapıtmış olduklarını gördüler. "Yemin olsun ki; eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, muhakkak biz kötü akıbete düşenlerden olacağız." dediler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Vaktâki ellerine kırağı düşürüldü ve cidden sapmış olduklarını gördüler, kasem olsun ki, dediler: eğer bize merhamet etmez de rabbımız, mağfiret buyurmazsa her halde husranda kalanlardan olacağız
E

Emrah Demiryent Meali

Nihâyet akılları başına gelip de doğru yoldan sapmış olduklarını anladıklarında, pişmanlık içinde kıvranarak: “Şayet Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa, şüphesiz biz ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler.
E

Erhan Aktaş Meali

Ne zaman ki akılları başlarına gelip gerçekten sapmış olduklarını görünce: “Eğer Rabb'imiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ol vaķt kim düşürinildi ellerine daħı gördiler kim bayıķ anlar azdılar eyittiler “eger raḥmet ķılmaz ise bize çalabumuz daħı yarlıġamaz ise bizi olavuz ziyānlulardan.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

Vaktaki (buzağıya tapmakdan) çok peşîman oldular ve kendilerinin muhakkak sapdıklarını gördüler: «Eğer Rabbimiz bize acımaz, bizi bağışlamazsa her halde en büyük ziyana uğrayanlardan olacağız» dediler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Sapmış olduklarını görüp, pişman olduklarında: “And olsun ki Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan oluruz.” dediler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Nihâyet (pişmanlık) ellerine düşürüldü (ve üzüntülerinden ellerini ısırır oldular)da, şübhesiz kendilerinin gerçekten saptıklarını görünce: “Yemîn olsun ki, eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bize mağfiret etmezse, muhakkak hüsrâna uğrayanlardan olacağız!” dediler.
K

Kadri Çelik Meali

(Yanlışlıkları) Ellerine geçince ve sapıtmış olduklarını gördüklerinde, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, şüphesiz hüsrana uğrayanlardan oluruz” dediler.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Pişman olup kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını anlayınca da dediler ki: “Eğer rabbimiz, bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız!”
M

M. Pickthall (English)

And when they feared the consequences thereof and saw that they had gone astray, they said: Unless our Lord have mercy on us and forgive us, we verily are of the lost.
M

Mahmut Kısa Meali

Nihâyet akılları başına gelip doğru yoldan sapmış olduklarını anladıklarında, pişmanlık içinde kıvranarak, “Eyvah bize! Eğer Rabb’imiz bizlere merhamet etmez ve bizleri bağışlamaz ise, kesinlikle kaybedenlerden olacağız!” diye feryat ettiler.
M

Mahmut Özdemir Meali

Pişman olduğunda ve onların sapmış olduklarını gördüğünde: -"And olsun rabbimiz bize acımadıysa ve bizi bağışlamadıysa, elbette Hüsrana Düşenler’den oluruz!" dediler.
M

Mehmet Okuyan Meali

(Başları) ellerine düşünce (pişman olup) saptıklarını görüp anladıklarında “Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa elbette kaybedenlerden olacağız!” demişlerdi.
M

Mehmet Türk Meali

Yaptıklarından dolayı gönüllerine pişmanlık düşünce de¹ kendilerinin sapıtmış olduklarını anladılar ve: “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa (işte o zaman) biz kesinlikle perişan oluruz.” dediler.
M

Mehmet Çakır Meali

Elleri havada kalınca yanlış yaptıklarını anladılar: " Eğer Rabb'imiz bize merhamet edip bağışlamaz ise, gerçekten sonumuz geldi demektir " dediler.
M

Mehmet Çoban Meali

Bazılarının aklı başına gelerek dediler ki: "Biz hakikaten sapkınlar olduk." Yaptıklarına pişman oldular. Dediler ki: "Eğer Rabbimiz bize acımaz, bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız."
M

Muhammed Esed Meali

[sonradan] yoldan çıktıklarını fark ederek pişmanlık içinde ellerini dizlerine vurup da, ¹¹⁴ “Doğrusu, Rabbimiz acıyıp da bağışlamazsa, biz gerçekten ziyana uğramış kimselerden olacağız!” ¹¹⁵ deseler bile.
M

Mustafa Çavdar Meali

Ne zaman ki pişmanlıktan elleri kolları dökülüp saptıklarını anladıklarında ‘Rabbimiz eğer bize merhamet etmezsen ve bizi bağışlamazsan büsbütün kaybedenlerden oluruz’ dediler. 2/186, 7/23, 27/11, 39/53
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Pişmanlık içinde elleri kolları dökülüp de[¹²⁶²] sapmış olduklarının farkına varınca “Eğer Rabbimiz bize acıyıp da bizi bağışlamazsa, işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olacağız!” diye dövündüler.
O

Orhan Kuntman Meali

(Fakat) Ne zaman ki, (Musa'nın uyarısıyle) kendilerinin gerçekten sapıtmış olduklarım görüp çok pişman oldular: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bağışlamazsa muhakkak ki, büyük ziyana uğrayacağız." dediler. (Rablerine sığındılar ve O'nun bağışlamasına nail oldular)
O

Osman Fırat Meali

Vaktâ ki sapmış oldukları, ellerinin içine düşürüldü (önlerine getirildi) ve gerçekten sapmış olduklarını gördüler, dediler ki: "Rabbimiz bize merhamet etmemiş ve bizi bağışlamamış olsaydı mutlaka hüsrâna uğrayanlardan olurduk.
S

Sardorxon Jahongir

Qilgan ishlaridan pushaymon bo‘‎lib, qo‘‎llaridagi tushirilganda: “Ont ichamizki, agar Robbimiz bizga marhamat qilmasa va gunohimizni mag‘‎firat qilmasa, haqiqatan, bizlar ziyon ko‘‎ruvchilardan bo‘‎lib qolamiz”, – dedilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Vaḳtī nedāmet eyleyüp ellerin dişlediler, gördiler ki özleri azmışlar. Eyitdi‐ler: Eger bize raḥmet eylemese Çalabumuz, daḫı yarlıġamasa günāhlarumuzı ziyānlulardan olur‐biz.
S

Suat Yıldırım Meali

Ne vakit ki yaptıklarının saçmalığını anlayıp son derece pişman oldular ve saptıklarını gördüler, “Yemin olsun ki, dediler, eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi affetmezse, muhakkak her şeyimizi kaybedenlerden oluruz. ” [20, 92-94]
S

Süleyman Ateş Meali

Ne zaman ki (pişmanlıklarından ötürü) başları elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını gör(üp anla)dılar, dediler ki: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, elbette ziyana uğrayanlardan oluruz!"
S

Süleyman Tevfik (1927)

Vaktâ ki o buzağı ellerinden düşdi. O zamân dalâlete düşdüklerini gördiler ve "Eğer rabbimiz bize merhamet ve bizi 'afv ve mağfiret itmez ise ziyânkarlardan oluruz" didiler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Başları önlerine eğdirilip saptıklarını gördüklerinde dediler ki “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa (durumumuzu düzeltmezse) tamamen kaybetmiş oluruz.”
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Başları avuçları arasına düşürülüp de sapmış olduklarını fark ettiklerinde şöyle yakardılar: "Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi affetmezse mutlaka hüsrana düşenlerden olacağız."
Y

Yusuf Ali (English)

When they repented, and saw that they had erred, they said: "If our Lord have not mercy upon us and forgive us, we shall indeed be of those who perish."
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Vaktâ ki nedâmete düştüler ve kendilerinin hakikaten doğru yoldan çıkmış olduklarını gördüler. Dediler ki: «Eğer bize Rabbimiz merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa elbette büyük bir ziyana uğramışlardan olacağız.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Nihayet akılları başlarına gelip de sapıklık etmiş olduklarını anlayınca dediler ki: “Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, biz hüsrana düşenlerden oluruz.”
İ

İhsan Aktaş Meali

Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını gördüklerinde (akılları başına gelip doğru yoldan sapmış olduklarını anladıklarında): dediler ki: “Rabbimiz bize merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa muhakkak ki hüsrana uğrayan kimselerden oluruz.”
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Kendilerinin doğru yoldan saptıklarını fark edip (gördüklerinde), elleri kolları çaresizlik içinde düştüğünde, “Rabbimiz bize merhamet etmezse ve bizi bağışlamazsa, kendimize yazık etmiş olanlardan olacağız” dediler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Pişman olup saptıklarını görünce: «— * Şayet Rabbimiz, bizi bağışlamaz, bizi yarlıgamazsa biz mutlak ziyankârlardan oluruz» dediler.
İ

İsmail Yakıt

Ne zaman ki elleri düşmüş vaziyette çaresiz kalıp/pişman olup, sapıtmış olduklarını anladıklarında, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, andolsun ki zarara uğrayanlardan oluruz” dediler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Yanıldıklarını anladılar, sapkınlıklarını gördüler. Dediler: "Eğer çalabımız bizi acımaz, bizi yarlıgamazsa besbelli ki bize yazık olacaktır."
Ş

Şaban Piriş Meali

Ellerindeki düşürüldüğü ve sapmış olduklarını gördükleri zaman: -Eğer Rabbimiz, bize acımazsa ve bizi bağışlamazsa mahvolanlardan oluruz, dediler.

A’râf Suresi 149. Ayet Meali ve Tefsiri

A’râf Suresi 149. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda A’râf Suresi 149. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. A’râf Suresi 149. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. A’râf Suresi 149. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim