Sureye Dön

A’râf Suresi Suresi, 168. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Onları, yeryüzünde takımtakım topluluklar haline getirdik, dağıttık. İçlerinde iyileri var, onlardan daha aşağı derecede bulunanları var. Belki Tanrıya dönerler, itaate girerler diye de onları iyiliklerle, kötülüklerle sınadık.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ve onları ayrı ayrı topluluklar halinde yeryüzüne dağıttık, onlardan bir kısmı dürüst ve erdemli kimselerdi, bazıları ise böyle değildi. Onları hem iyi, hem de fena hallerle sınadık ki, belki doğru yola dönerler diye.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Onları (İsrailoğullarını hile ve hıyanetleri, isyan ve fitneleri sebebiyle) yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar halinde paramparça edip (farklı bölgelere) dağıttık. (Bunların) Kimileri salih (davranışlar içerisindedir, ama genellikle) onların dışında kalanlar aşağılık kimselerdir. Olur ki dönerler (ve tevbe ederler) diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik.
A

Ahmet Tekin Meali

Yahudileri tutkun, yetişmiş, organize cemaatler halinde yeryüzüne, değişik ülkelere dağıttık. Onlar arasında iyi kimseler de vardı. İçlerinden bazıları daha aşağı durumdaydılar. İsyandan, Hak yoldan sapmaktan, küfürden belki vazgeçerler diye, onları refah, güvenlik ve nimetlerle, sıkıntı, korku ve felâketlerle imtihan ettik.
A

Ahmet Varol Meali

Onları yeryüzünde değişik toplumlara ayırdık. Onların içinde salih olanlar da vardır aşağı derecelerde olanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik.
A

Ali Bulaç Meali

Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

O Yahudî'leri yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık; içlerinde sâlihleri (iyileri) de vardı, bunlardan aşağı (küfürde) olanlar da. Onları hem nimetle, hem de musibetle imtihan ettik ki, gerçeğe dönsünler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Onları yeryüzünde topluluklar halinde dağıttık. Onlardan iyiler olduğu gibi onlardan bundan aşağı olanlar da vardır. Onları güzel ve kötü durumlar ile denedik. Belki dönüş yaparlar diye.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Onları yeryüzünde birçok topluluğa böldük. İçlerinden bazıları iyi kimselerdi; bazıları ise böyle değildi. İyi olmayanları, yanlışlarından belki dönerler diye, iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Biz onları, yeryüzünde bölük bölük dağıttık, onlardan onatlar da var, başka türlüsü de bulunur, dönebilmeleri için onları iyilikle, kötülükle sınadık
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Yəhudiləri) yer üzündə (ayrı-ayrı) dəstələrə parçaladıq. İçərilərində əməlisaleh olanlar da, olmayanlar da var idi. Onları yaxşı-yamanla imtahan etdik ki, bəlkə, (haqq yola) dönsünlər.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Daha sonra) onları gruplara ayırarak yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler de vardır, aksine (inkârda ve isyanda) olanları da vardır. (Biz) belki (doğru yola) dönerler diye onları hem iyiliklerle hem de (kıtlık ve sıkıntı gibi) kötülüklerle imtihan ettik.
C

Cemil Said (1924)

Biz ânları arz üzerine taksîm itdik. Muhtelif fırkalar teşkîl iyledik ba’zıları sâlih oldılar, ba’zıları olmadı biz ânları hasenât ve seyyiât ile tecziye iyledik tâ ki küfürden rücû’ itsünler.
D

Diyanet Vakfı Meali

Onları (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Ve onları yer yüzünde bir çok ümmetlere parçaladık, içlerinden salihleri de vardı, beri benzerleri de. Ve onları kâh ni'met ve kâh musibet ile imtihan da ettik ki rücu' ederler
E

Emrah Demiryent Meali

Onları (yahûdîleri) yeryüzünde, ayrı ayrı topluluklara ayırdık. Onların içinde iyi kimseler de vardır aşağı derecelerde olanlar da. Onları (bolluk ve afiyet gibi) iyiliklerle ve (kıtlık gibi) kötü şeylerle imtihân ettik. Ta ki onlar (hakkı inkâr etmekten ve isyanlarından) dönsünler.
E

Erhan Aktaş Meali

Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih¹ olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı bölük eyledük anları yirde bölükler bir nicesi anlaruñ śāliḥlerdür daħı bir nicesi anlaruñ ayruķdur şundan. daħı śınaduķ anları eyü işler-ile daħı yavuz işler-ile ya'nį ķız- lıķ śayrulıķ anuñ-içün kim anlar döneler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onları — kimi salâh erbabı, kimi bu (salâhdan) aşağı ümmetler olmak üzere — perişan bir suretde yer yüzüne dağıtdık. Onları hem iyi, hem fena hallerle imtihaana çekdik ki (gözlerini açıb iyiliğe) dönsünler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onların içlerinde salih olanlar da var olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyi şeylerle de kötü şeylerle de imtihan ettik.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Onları (o yahudileri) ise yeryüzünde parça parça topluluklar hâlinde böldük. Onlardan bir kısmı sâlih kimselerdir, bir kısmı da bundan aşağıdır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihân ettik; tâ ki (kötülüklerden) dönsünler.
K

Kadri Çelik Meali

Onları (Yahudileri) grup grup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır. Belki (kötülüklerinden) dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onları grup grup yeryüzüne dağıttık. İçlerinden bazıları iyi kimselerdir, bazıları da böyle değildir. Bu sonuncuları, belki dönüş yaparlar diye, iyi durumlarla da kötü durumlarla da imtihan ettik.
M

M. Pickthall (English)

And We have sundered them in the earth as (separate) nations. Some of them are righteous, and some far from that. And We have tried them with good things and evil things that haply they might return.
M

Mahmut Kısa Meali

Daha sonra onları, parçalanmış topluluklar hâlinde yeryüzüne dağıttık; içlerinde iyileri de vardır, kötüleri de. Onları, belki doğru yola dönerler diye kimi zaman çeşitli nîmet ve güzellikler bahşederek, bazen de belâ ve musîbetler vererek sürekli imtihân ettik.
M

Mahmut Özdemir Meali

Yeryüzü’nde onları ümmetlere ayırdık.
Onlardan Salihler de vardır; bundan başkası da vardır. Onları İyilikler ve Kötülükler ile denedik. Umulur ki dönerler.
M

Mehmet Okuyan Meali

Onları (yahudileri), çeşitli ümmetler hâlinde yeryüzüne dağıtmıştık. İyi olanları da bunun dışındakileri de (iyi olmayanları da) vardı. [*] Gerçeğe dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denemiştik.
M

Mehmet Türk Meali

Ve Biz onları yeryüzünde içlerinden iyileri de iyi olmayanları da bulunan gruplara ayırdık. Dosdoğru yola dönerler diye onları, iyiliklerle de kötülükler de imtihan ettik.
M

Mehmet Çakır Meali

Yahudileri yeryüzüne parça parça dağıttık. Bunlar içerisinde iyiler de var; kötüler de. Kendi özlerine dönerler ümidiyle onları iyilikler ve kötülükler ile denedik durduk.
M

Mehmet Çoban Meali

Musa’ya inananları guruplar halinde yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır. Onlardan iyi olmayan kötülük yapanlar da vardır. Belki düşünürler, belki gerçekleri görürler diye onları iyilik ve kötülükle imtihan ettik. Onlardan çok azı gerçekleri görüp Rabbine yönelerek kurtuldu.
M

Muhammed Esed Meali

Ve onları [ayrı] topluluklar halinde yeryüzüne dağıttık; onlardan bazıları dürüst ve erdemli kimselerdi; bazılarıysa böyle değildi: bu sonrakileri hem bağış ve bolluk ile hem de darlık ve sıkıntı ile sınadık, ki belki doğru yola dönerler. ¹³⁴
M

Mustafa Çavdar Meali

Biz İsrailoğullarını paramparça ederek gruplar halinde yeryüzüne dağıttık. Gerçi onlardan erdemli ve dürüst olanlar da vardır, böyle olmayanlar da. Onları belki dönerler diye bolluk ve sıkıntılarla sınadık. 3/113, 21/35, 43/48, 46/27
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Ve onları gurup gurup yeryüzünün her tarafına dağıttık; onların aralarında dürüst ve erdemli kimseler olduğu gibi, böyle olmayanlar da var.[¹²⁸⁵] Bu sonuncuları belki kendilerine dönerler umuduyla, hem bağış ve bollukla hem sıkıntı ve darlıkla sınadık.
O

Orhan Kuntman Meali

Biz onları (İsrailoğullarını) yeryüzünde parça parça eyledik, (bir çok ümmetlere cemaatlere ayırdık, yeryüzünün her yanına perişan bir surette dağıldılar ve artık bir güç toplayamaz oldular. Bu dağılan gurupların içlerinden bazıları iyi insanlar idiler, bazıları da daha aşağı durumda idiler. Derece derece, tâ alt basamaklara kadar alçalmış olan kimseler idiler ki,) Biz onları kötü huylarından, belki vazgeçerler diye, hem nimetler, hem de musibetler ile imtihandan geçirdik. (İçlerinden Allah'a yönelenler olduysa da, pek çoğu dönmediler)
O

Osman Fırat Meali

Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklara ayırdık. Onlardan iyiler de var, iyi olmayanlar da. Onları iyilik ve kötülükle sınadık, belki dönerler diye.
S

Sardorxon Jahongir

Shunday qilib, u yahudiylarni Yer yuzida turli xalqlarga parchalab tashladik. Ularning orasidan solih kishilar ham, solih bo‘‎lmaganlari ham bor. Ularni zora hidoyatga qaytsalar, deb go‘‎zal ne’matlar bilan ham yomon musibatlar bilan ham imtihon qilib ko‘‎rdik.
S

Satıraltı Meal (1534)

Tefrīḳ eyledük anları yir yüzinde, ümmet eyledük anlaruñ niçelerini,ṣāliḥler eyledük, daḫı niçelerini kāfirler ve fāsıḳlar eyledük. Daḫı ṣınaduḳ anla‐rı ni‘metler‐ile ve naḳmetler bile. Ola kim anlar ḫayr işe döneler didük.
S

Suat Yıldırım Meali

Onları parça parça topluluklar halinde dünyanın her yerine dağıttık. Aralarında iyi kimseler de vardı, iyi olmayanlar da. Kötülüklerden dönüş yaparlar diye onları gâh nimetler, gâh musîbetlerle imtihan ettik.
S

Süleyman Ateş Meali

Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan kimi iyi kişilerdi, kimi de alçak! Belki dönerler diye onları iyiliklerle de, kötülüklerle de sınadık.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ve onları (Yahûdîleri) parça parça ümetlere ayırdık. Onlardan sâlihler oldığı gibi bunun gayrı da olanlar vardır. Belki bu sû-i hallerinden vaz geçerler diye onları eyilik ve fenâlık ile imtihân itdik.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Onları yeryüzünde her biri ayrı bir toplum (ümmet) olacak şekilde böldük. İçlerinde iyi olanlar olduğu gibi bu durumdan daha aşağıda kalanlar da vardır. Belki dönerler diye onları hem o iyilikler hem o sıkıntılarla[*] imtihanlardan geçirdik.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere böldük. İçlerinde barışsever iyiler vardı ama böyle olmayan aşağılıklar da vardı. Belki dönerler ümidiyle onları güzelliklerle de kötülüklerle de imtihana çektik.
Y

Yusuf Ali (English)

We broke them up into sections on this earth.(1141) There are among them some that are the righteous, and some that are the opposite. We have tried them with both prosperity and adversity: In order that they might turn (to us).
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve onları yeryüzünde parça parça ümmetler kıldık. Onlardan sâlih kimseler vardır. Ve onlardan onun dûnunda kimseler de vardır. Ve onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, tâ ki (fenalıklarından) dönüversinler.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Onları bölük bölük yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi ve hayırlı olanlar da vardır, olmayanlar da. İsyanlarından dönsünler diye, Biz onları iyilikle de, kötülükle de sınadık.
İ

İhsan Aktaş Meali

Ve onları (İsrailoğullarını hile ve hıyanetleri, isyan, azgınlık ve fitneleri sebebiyle) topluluklar hâlinde yeryüzüne dağıttık, onlardan bir kısmı dürüst ve erdemli kimselerdi, bazıları ise böyle değildi. Ve onları (bu sonrakileri) hem bağış ve bolluk ile hem de darlık ve sıkıntı ile sınadık, tâ ki (fenalıklarından) dönüversinler.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onları yeryüzünde farklı topluluklara ayırdık. İçlerinde doğru işler yapanlar olduğu gibi, yanlış şeyler yapanlarda vardı. Belki doğru yola dönerler diye, bizde onları hem iyiliklerle, hem de kötülüklerle imtihan ettik.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onları yeryüzünde cemaat cemaat ayırdık [²], içlerinden bir kısmı salih kimselerdir. Bir kısmı ise bunlardan başka olup kâfir ve fasık kimselerdir. Onları ta/ata dönebilmeleri için, birtakım iyiliklerle, kötülüklerle [³] denedik.
İ

İsmail Yakıt

Onları yeryüzünde topluluklara [umem] ayırdık; onlardan kimisi iyi ve yararlı işler yapanlar [sâlihûn] kimisi de onların aşağısında idiler. Belki dönüş yaparlar diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Biz onları bölük bölük edip herbirini bir yere dağıttık. İçlerinde iyi olanlar da vardı. Aşağılık olanlar da. Biz onları hem iyilikle hem de kötülükle sınadık, Bize dönsünler diye.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onları yeryüzünde topluluklara böldük. Salih olanları da vardır; olmayanları da! Onları belki dönerler diye iyilik ve kötülükle deneriz.

A’râf Suresi 168. Ayet Meali ve Tefsiri

A’râf Suresi 168. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda A’râf Suresi 168. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. A’râf Suresi 168. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. A’râf Suresi 168. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim