Sureye Dön

Bakara Suresi Suresi, 264. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْاَذٰىۙ كَالَّذ۪ي يُنْفِقُ مَالَهُ رِئَٓاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَاَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًاۜ لَا يَقْدِرُونَ عَلٰى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُواۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ey inananlar, malını insanlara gösteriş için harcayan ve Allah'a, ahiret gününe inanmayan kişi gibi sadakalarınızı, başa kakmakla minnet ve eziyetle hiç verilmemiş bir hale getirmeyin. O çeşit adam, sanki şiddetli bir yağmur altında kalıp üstündeki toprağın kayarak sıvışmasıyla kaypak bir hale gelen kayadır. O çeşit adamlar, kazançlarından hiçbir sevap elde edemezler ve Allah, inanmayan kavmi doğru yola sevk etmez.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ey iman edenler! Malını gösteriş ve övgü için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan kişinin yaptığı gibi, iyiliğinizi başa kakarak ve muhtaç kimsenin duygularını inciterek, yardımlarınızı değersiz hale sokmayın. Böyle kimsenin hali; üzerinde biraz toprak bulunan kaygan bir kayanın hali gibidir. Bir yağmur ona vurursa onu çıplak bırakıverir. Bu gibilerinin yaptıkları hayırlı işlerinden hiçbir kazançları olmaz. Zira Allah kendisi tarafından gönderilen gerçekleri örtbas eden bir toplumu asla doğru yola iletmez.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Ey iman edenler! -İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi- başa kakmak ve incitip eziyette bulunmak suretiyle sadaka ve hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin misali, üzerinde az bir toprak bulunan (ve tohum atılan) bir kayanın haline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur (düşünce veya hafif bir rüzgâr) isabet edince, üzerindeki toprağı silip süpürüp kendisini katı bir taş halinde bırakır. Onlar (gösteriş için hayır ve hizmet yapanlar, işte böyle riyakârlıkla) emek harcayıp kazandıkları hiçbir şeyi elde tutmaya kâdir olamazlar. Allah kâfirler topluluğunu hidayete ulaştırmayacaktır.
A

Ahmet Tekin Meali

Ey iman edenler, başa kakarak, yüze vurarak, gönül inciterek imanda sadâkatinizin ve kemâlinizin ifadesi olan sadakalarınızın, hayırlarınızın, boşa gitmesine sebep olmayın.
Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara ve ahiret gününe inanmayıp da, insanlara gösteriş için malını, servetini harcayana benzemeyin. Böylelerinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz bir kayaya benzer. Sağanak halinde bir yağmur isabet edince onu çıplak bir kaya haline getirir. Böyle kimseler yaptıkları iyiliklerden dolayı, hiçbir mükâfat elde edemezler. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden münkir, kâfir bir kavmi, doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak.
A

Ahmet Varol Meali

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyip de malını insanlara gösteriş olsun diye sarfeden kimse gibi başa kakma ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Onun örneği üzerinde bir miktar toprak bulunan ve inen şiddetli bir yağmurun kupkuru bıraktığı taşa benzer. Onlar kazandıklarından bir şey elde edemezler. [56] Allah kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.
A

Ali Bulaç Meali

Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiç bir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Ey iman edenler, sadakalarınızı -insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi- başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hâli, üzerinde az bir toprak bulunan bir kayanın hâline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince, üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır. Onlar (gösteriş için âmel edenler) yaptıkları şeyden hiç bir sevap kazanamazlar. Allah kâfirler topluluğuna hidayet etmez...
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Ey iman edenler! Sadakalarınızı, minnet ve eziyet ile Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp malını insanlara gösteriş için harcayan kişi gibi iptal etmeyiniz. Onun örneği; üstünde az bir toprak bulunan kaygan bir taş gibidir ki; bir yağmur ona vurduğunda kupkuru sert bir taş olarak ortada kalır. Böyleler, kazandıklarını ellerinde tutamıyorlar. Hiç şüphesiz Allah, (ahirete inanmayan) kâfir bir toplumu doğru yola iletmez.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle, yaptığınız hayırları boşa çıkarmayınız. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Ey inanmış olanlar! Mallarınızı, gösteriş yolunda harcamayınız, hem Allaha, hem son güne inanı olmıyan-lar gibi, siz de sadakalarınızı, başa kakıp, incitmek yoliyle batırmayın, imdi bu, üstündeki toprağı, sağanakli yağmurlar yalayıp da, kaskatı kalmış olan kayaya benzer, bunlar yaptıklarından bir şey kazanamazlar, kâfir olan bir ulusu Allah doğru yola iletmez
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Ey iman gətirənlər! Sədəqələrinizi malını riyakarlıqla (özünü xalqa göstərmək üçün) sərf edən, Allaha və axirət gününə inanmayan şəxs kimi, minnət qoymaq və əziyyət verməklə puça çıxarmayın. Belə şəxslərin halı, üzərində bir az torpaq olan qayaya bənzər ki, şiddətli bir yağış o torpağı (yuyub) aparar və qayanı çılpaq bir daş halına salar. Onlar qazandıqlarından bir şeyə qadir (nail) olmazlar. Şübhəsiz ki, Allah kafirləri haqq yoluna yönəltməz!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Ey inananlar! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bu durum, üzerinde toprak bulunan bir kayanın haline benzer, bir sağanak vurunca onu sert ve çıplak bırakıverir. Böyleleri kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, (verdiği nimetlere nankörlük ederek yoksullarla paylaşmaktan kaçınan) inkârcı toplumu (inatları ve kötü eylemleri yüzünden) doğru yola iletmez. 
C

Cemil Said (1924)

Ey mü’minler! ’Alâ melei’n nâs riyâkârâne ihsânda bulunanların ve Allâh’a ve âhiret günine inanmayanların yapdığı gibi ’itâblar ve etvâr-ı dürüştâne ile sadakalarınızın kıymetini hiçe indirmeyiniz. Öyle bir hal toprakla örtüli kayalık bir tepeye benzer. Bu tepeye şiddetli bir yağmur yağdığı gibi çıplak kaya kalır. Böyle ademler a’mâlinden hiç bir semere görmiyeceklerdir. Allâh kâfir kavmini tarîk-i hidâyete sevk itmez.
D

Diyanet Vakfı Meali

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Ey iman edenler! Sadakalarınızı, başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki, insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır, ne ahiret gününe. Artık onun hâli, bir kayanın hâline benzer ki, üzerinde biraz toprak varmış, derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Ey o bütün iyman edenler! sadakalarınızı başa kakmak, gönül kırmakla boşa gidermeyin: O herif gibi ki nasa gösteriş için malını dağıtır da ne Allaha inanır ne Ahıret gününe, artık onun meseli bir kaya meseline benzer ki üzerinde bir az toprak varmış, derken şiddetli bir sağanak inmişde onu yap yalçın etmiş bırakıvermiş: Öyleler kesiblerinden hiç bir şey istifade edemezler, Allah kâfirler güruhunu doğru yola çıkarmaz
E

Emrah Demiryent Meali

Ey îmân edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde (sırf) insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül incitmek sûretiyle boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu, üzerinde bir miktar toprak bulunan, ancak şiddetli bir yağmur yağınca üzerindeki toprağı kaybeden, (topraksız/verimsiz) bir kayanın durumuna benzer. Onlar yaptıklarından dolayı (sevap namına) hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri müddetçe) doğru yola iletmez.
E

Erhan Aktaş Meali

Ey iman edenler! Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmadığı halde, insanlara malını gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi; sadakalarınızı başa kakarak¹ ve inciterek boşa çıkarmayın. Böylelerinin durumu üzeri toprakla örtülü kaygan bir kayaya benzer. Sağanak bir yağmur yağınca, kaya çırılçıplak ortaya çıkar. Onlar, yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, gerçeği yalanlayan nankör halka doğru yolu göstermez.
E

Eski Anadolu Türkçesi

iy anlar kim įmān getürdiler! bāŧıl eylemeñ śadaķalaruñuzı, minnet eylemeg-ile, daħı incinesi nesene-y-ile; anuñ gibi kim nafaķa eyler malını, ādemįlere göstermek içün; daħı inanmaz Tañrı’ya daħı śoñraġı güne. pes anuñ meŝeli, tamām śıyrıncaķ ŧaş meŝeli gibidür; anuñ üzere o ŧopraķdur; pes irdi aña ķatı yaġmur, pes ķodı anı ildir ar. ķaadır olmayalar nesene üzere, andan kim ķazandılar. daħı Tañrı ŧoġru yol göstermez ķavma kāfirler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Ey îman edenler, sadakalarınızı — malını insanlara gösteriş için harcayan, Allaha ve âhiret gününe inanmayan bir kimse gibi — başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Çünkü onun haali, üzerinde bir toprak bulunub da kendine şiddetli bir yağmur isaabet eden, bu suretle o, kendisini kaskatı bir taş haaline bırakmış olan kaypak bir kayanın haali gibidir. Onlar (dünyâda) işledikleri hiç bir şeyden (sevab kazanmıya) muktedir olmazlar. Allah, kâfirler güruhuna hidâyet vermez.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp da insanlara gösteriş için malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve eziyetle boşa çıkarmayın. Böylesinin örneği, üzerinde toprak bulunan bir kaya gibidir ki ona şiddetli bir yağmur dokunur da onu çırılçıplak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfir toplumu hidayete ulaştırmaz.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Ey îmân edenler! İnsanlara gösteriş için malını sarf etmekte olan, Allah'a ve âhiret gününe îmân etmiyor olan kimse gibi başa kakmak ve (gönül) incitmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın! İşte onun misâli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayanın hâli gibidir ki, ona şiddetli bir yağmur isâbet etmiş de, onu çıplak bir hâlde bırakmıştır. (Onlar) kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah ise, kâfirler topluluğunu (inkârlarındaki ısrarları sebebiyle)hidâyete erdirmez!
K

Kadri Çelik Meali

Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp insanlara gösteriş için malını infak eden kimse gibi, sadakalarınızı, başa kakma ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın. Zira böylesinin örneği, üstünde biraz toprak bulunan ve üzerine bir sağanağın inip kendisini bütün yalçınlığı ile ortada bıraktığı bir kaya gibidir. Kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah küfre sapan kimselere hidayet etmez.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. O kimsenin misali, üzerinde toprak bulunan düzgün ve yalçın bir kayadır; kayanın üzerine şiddetli bir yağmur yağmış, onu çıplak halde bırakmıştır. Bu gibilerin kazandıkları hiçbir şeyden istifadeleri olmaz ve Allah, inkârcı topluluğa hidayet vermez.
M

M. Pickthall (English)

O ye who believe! Render not vain your alms giving by reproach and injury, like him who spendeth his wealth only to be seen of men and believeth not in Allah and the Last Day. His likeness is as the likeness of a rock whereon is dust of earth; a rainstorm smiteth it, leaving it smooth and bare. They have no control of aught of that which they have gained. Allah guideth not the disbelieving folk.
M

Mahmut Kısa Meali

Ey inananlar! Sadakalarınızı ve yaptığınız iyilikleri, insanların başına kakarak, gönül inciterek boşa çıkarmayın; tıpkı Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı hâlde, sırf insanlara gösteriş olsun diye malını güya Allah yolunda harcayan ve böylece tüm iyilikleri boşa giden münâfıklar gibi sadakalarınızı geçersiz kılmayın.
Böylesi bir iyilik, tıpkı üzerinde biraz toprak bulunan kayalığa atılan tohuma benzer ki, ansızın yağan bir yağmur, tohumu filizlendireceği yerde, kaya üzerindeki toprağı silip süpürerek onu çıplak bir taş hâlinde bırakır. İşte bu tür sadakalar, böyle bir kaya üstüne atılmış tohum gibi boşa gitmeye mahkûmdur. Dolayısıyla, gösteriş amacıyla iyilik yapanlar veya yaptıkları iyilikleri insanların başına kakanlar, kazandıklarından hiçbir şey elde edemeyecekler. Allah, inkâra sapan ve cömertçe sunduğu nîmetleri yoksullarla paylaşmaktan kaçınarak nankörlük eden bir toplumu, asla doğru yola iletmez. O’nun doğru yola ileteceği kimseler şunlardır:
M

Mahmut Özdemir Meali

Ey iman edenler!
Allah’a ve Âhir Gün’e inanmayan ve malını İnsanlar’a gösteriş olmak üzere harcayan gibi, sadakalarınızı Başa Kakma ve İncitme’yle boşa çıkarmayın!
Onun misâli, üzerinde toprak olan bir kayanın misâli gibidir; sağanak bir yağmur isabet etmiş, onu cascavlak bırakmıştır. Kazandıklarından bir şey elde etmezler. Kâfir Kavm’i Allah hidayete eriştirmez.
M

Mehmet Okuyan Meali

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını insanlara gösteriş için [infak] eden (veren) kişi gibi, [sadaka]larınızı başa kakarak ve inciterek iptal etmeyin! [*] Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer ki ona sağanak yağmur isabet etmiş de onu çıplak (topraksız) hâle getirmiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. [*] Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
M

Mehmet Türk Meali

Ey îman edenler! Allah yolundaki harcamalarınızı, Allah’a ve âhiret gününe inanmadıkları halde, mallarını sadece insanlara gösteriş olsun diye harcayanlar gibi başa kakma ve onur kırma aracı olarak, geçersiz kılmayın. İşte böylelerinin durumu, üzerinde bir miktar toprak bulunan ve şiddetli bir yağmur yağınca çırılçıplak kalıveren, yalçın bir kayanın durumuna benzer. Bunlar, yaptıkları bu işten dolayı hiçbir şey elde edemezler.¹ Şüphesiz Allah, zalim bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.
M

Mehmet Çakır Meali

İnananlar! İkide bir insanların yüzüne vurup kalbini kırarak verdiklerinizin değerini sıfırlamayın. Bunu yapsa yapsa malını gösteriş için dağıtanlar yapar. Gösterişçi ise Allah'a ve ahirete inanmaz. Bu gibiler, üzerinde biraz toprak bulunan fakat şiddetli bir yağmurla cascavlak ortada kalan kaya parçasına benzer ki kazanıp dağıttıklarına tekrar sahip olamazlar. Allah kişiliksiz toplumlara yol vermez
M

Mehmet Çoban Meali

Ey iman edenler. Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi yaptığınız yardımları insanların başına kakarak, gönüllerini kırarak boşa çıkarmayın! Böylelerinin durumu üzerinde az topak bulunan kayanın şiddetli yağmurla toprağını kaybetmesine benzer. Yaptığınız iyiliğin ardından başa kakmanız, gönül kırmanız kaya üzerine yağan şiddetli yağmurun, kayanın üzerindeki verimli toprağı alıp götürmesine benzer. Yaptığınız iyilikleri alır gider. Yaptığınız iyiliklerin hiçbir yararı olmaz. Unutmayın ki Allah ayetlerindeki gerçekleri inkâr edenleri asla doğru yola iletmez.
M

Muhammed Esed Meali

Siz ey imana ermiş olanlar! Servetini gösteriş ve övgü için harcayan, Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanmayan kişinin yaptığı gibi, iyiliğinizi başa kakarak ve [muhtaç kimsenin duygularını] inciterek yardımlarınızı değersiz hale sokmayın: Onun hali, üzerinde [biraz] toprak bulunan yumuşak bir kayanın hali gibidir, bir sağanak vurunca onu sert ve çıplak bırakıverir. Bu gibilerin, yaptıkları [hayırlı] işlerinden hiçbir kazançları olmaz: zira Allah, hakikati reddeden bir toplumu hidayete erdirmez.
M

Mustafa Çavdar Meali

Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi, başa kakma ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak yağar da onu topraksız bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah kâfirler toplumunu amacına ulaştırmaz. 8/47, 4/38, 4/142
M

Mustafa İslamoğlu Meali

[⁴⁹³] Siz ey iman edenler! İnsanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve âhiret gününe de inanmayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle sadakalarınızı (Allah katında) geçersiz kılmayınız.[⁴⁹⁴] Bu kişinin hâli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer: bir sağanak yağar, onu cascavlak bırakıverir.[⁴⁹⁵] İşte bu gibilerin, yaptıklarından hiçbir kazançları olmaz. Zira Allah kâfir bir topluma asla rehberliğini bahşetmez.[⁴⁹⁶]
O

Orhan Kuntman Meali

Ey iman edenler sadakalarınızı, -Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, malını insanlara gösteriş için harcayan kimse gibi- başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. (Çünkü) Öyle kimsenin durumu, üzerinde az bir toprak parçası bulunan kaya gibidir ki, şiddetli bir yağmur isabet ettiğinde onu çırılçıplak bırakır, (aynı şekilde) öyle kimseler kazandıklarından (verdikleri sadakalardan), hiçbir şey (sevap) elde edemezler. Allah, kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.
O

Osman Fırat Meali

Ey iman edenler! Sadakalarınızı başa kakmak ve eziyet etmekle iptal etmeyin. O kimse gibi olmayın ki Allah’a ve âhiret gününe iman etmediği hâlde malını insanlara gösteriş için verir. Böylesinin misali, üzeri ince bir toprakla kaplı bir kaya gibidir; ona sağanak yağmur isabet eder de geriye sert bir taş kalır. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfir toplumu doğru yola iletmez.
S

Sardorxon Jahongir

Ey iymon keltirganlar, ehson qiladigan molini odamlar ko‘‎rsin deb beradigan, aslida Allohga va oxirat kuniga ishonmaydigan kimsalarga o‘‎xshab, sadaqalaringizni minnat va ozor berish bilan yo‘‎qqa chiqarmanglar. Ana shunday kishilarning misoli xuddi, ustida tuproq bo‘‎lgan qoyatoshga kuchli jala kelib yuvib ketgan, natijada, yana uni sip-silliq tosh holatiga tashlab qo‘‎yganga o‘‎xshaydi. Ular ishlab topgan va riyokorlik qilib bergan boyliklaridan hech narsaga ega bo‘‎lmaydilar. Alloh kofir qavmlarni hidoyatga boshlamaydi.
S

Satıraltı Meal (1534)

İy īmān getüren kişiler, bāṭıl eylemeñüz ṣadaḳalaruñuzı minnet eylemekbile incitmek bile, ol kişi gibi ki ḫarc eyler mālını ḫalḳ görmegi‐çün. Daḫı īmāngetürmez Tañrı Ta‘ālāya, ne daḫı ḳıyāmet günine. Anuñ meẟeli ol yaṣṣı ṭaşabeñzer ki üstinde ṭopraḳ vardur, pes doḳındı aña ulu dānelü yaġmur yu‐yup aldı, pes ḳoydı ol ṭaşı hīç ṭopraḳsuz. Güçleri yitişmez bir nesneye ḳazan‐duḳları nesnelerden. Tañrı Ta‘ālā doġru yol göstermez kāfir ḳavme.
S

Suat Yıldırım Meali

Ey iman edenler! yardım ettiğiniz kimselere minnet etmek ve incitmek sûretiyle o sadakalarınızı boşa çıkarmayın! Allah'a da, âhirete de inanmadığı halde sırf insanlara gösteriş yapmak için malını harcayan kimsenin durumuna düşmeyin! Onun durumu, üzerinde azıcık toprak bulunan kaygan bir kayanın durumuna benzer ki, şiddetli bir yağmur iner inmez toprağı kayıverir, cascavlak kalır. Öyleleri işledikleri hiçbir şeyden sevap ve mükâfat elde edemezler. Zira Allah inkârcıları emellerine kavuşturmaz. [4, 38. 142] {KM, Matta 6, 2. 5; II Korintos 9, 7}
S

Süleyman Ateş Meali

Ey inananlar, insanlara gösteriş için malını verip Allah'a ve ahiret gününe inanmayan adam gibi, başa kakmak ve eziyet etmekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Öylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan şu kayaya benzer ki, bir sağnak indi de (üstündeki toprağı silip süpürerek) onu sert bir taş halinde bıraktı. (Böyleleri), kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, kafir toplumu doğru yola iletmez.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Ey Mü'minler! Sadakalarınızı minnet ve ezâ ile ibtâl itmeyiniz. İnsânlara karşı riyâ olarak mallarını infâk idenlerin ve Allâh Te'âlâya ve âhiret gününe îmân itmeyenlerin misli: Üstünde biraz toprak olan kaya gibidir ki şiddetli bir yağmur gelerek o toprağı götürir ve kayayı dümdüz ve çıplak bırakır. (Bunun gibi) bunlar da işledikleri 'amellerden intifâ' itmezler ve sevâb kazanamazlar. Allâh Te'âlâ kâfir olan kavmi hidâyet itmez.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Müminler! Başa kakarak ve üzerek yardımlarınızı değersizleştirmeyin! İnsanlara gösteriş olsun diye malını harcayan, ama Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kişi gibi davranmayın! Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Şiddetli bir yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından bekledikleri sonucu alamazlar. Allah, âyetleri görmezlikten gelen bir topluluğu yola getirmez.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Ey iman sahipleri! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.
Y

Yusuf Ali (English)

O ye who believe! cancel not your charity by reminders of your generosity or by injury,- like those who spend their substance to be seen of men, but believe neither in Allah nor in the Last Day(310). They are in parable like a hard, barren rock, on which is a little soil: on it falls heavy rain, which leaves it (Just) a bare stone. They will be able to do nothing with aught they have earned. And Allah guideth not those who reject faith.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ey imân etmiş olanlar! Sadakalarınızı minnetle, incitmekle iptal etmeyiniz. O kimse gibi ki, malını nâsa gösteriş için infak eder de Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe inanmış bulunmaz. Artık o kimsenin meseli, üzerinde biraz toprak bulunan bir kaypak taşın hali gibidir ki, ona şiddetli bir yağmur isabet ederek onu dümdüz bir halde bırakmış olur. Onlar kazanmış olduklarından bir şeye kâdir olamazlar. Ve Allah Teâlâ kâfirler gürûhuna hidâyet etmez.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Ey iman edenler! Başa kakıp incitmek suretiyle sadakalarınızı boşa çıkarmayın—o kimsenin hali gibi ki, Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş olsun diye malını bağışlar. Onun durumu, üzerinde bir parça toprak bulunan bir kaya gibidir; yağmur boşandığında onu cascavlak bırakır. Öylelerinin yaptıklarından ellerinde hiçbir şey kalmaz. Çünkü Allah kâfirler güruhuna yol göstermez.
İ

İhsan Aktaş Meali

Ey inanmış olanlar! Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek (bağış ve) sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bu durum, üzerinde toprak bulunan düz bir kayanın haline benzer, sağanak bir yağmur vurunca onu sert ve çıplak bırakıverir. Böyleleri kazanmış olduklarından bir şey elde edemezler. Allah ise, (kendilerine verdiği nimetlere nankörlük ederek yoksullarla paylaşmaktan kaçınan) inkârcı toplumu (gerçeği reddedip inkâra devam ettikleri sürece) hidayette erdirmez.*
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Ey İman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, mallarını insanlara gösteriş yaparak harcayanlar gibi, mallarınızı ihtiyaç sahiplerine harcayıp, arkasından başa kakarak ve eziyet ederek, sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Bunun misali, sert kayaların üstüne konulmuş toprak gibidir, kuvvetli bir rüzgâr estiğinde, kaya çırılçıplak kalır. Bunun gibi, sadakayı gösteriş veya başa kakarak verenler, karşılık olarak bir şey elde edemezler. Allah inkâr edenler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Ey iman edenler! Nâs/a gösteriş olmak üzere malını harceden, Allah/a, âhiret gününe inanmayan kimseler gibi sadakalarınızı, başa kakmak, eziyet vermek ile hükümsüz kılmayın, onların hâli üzerinde bir miktar toprak bulunan kaypak bir kaya gibidir ki, mebzul bir yağmur yağar, onu [⁸] dümdüz bir taş bırakır. Riyakârlar kazandıkları hayrattan hiçbir mükâfata nâil olamazlar. Allah kâfirlere hidayet etmez.
İ

İsmail Yakıt

Ey inananlar! Malını insanlara gösteriş olsun diye dağıtan, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kimse gibi, sadakalarınızı insanların başlarına kakarak ve onları inciterek boşa çıkarmayınız. Gösteriş için yardım yapanın durumu, üzerinde az bir toprak bulunan bir kayanın durumu gibidir. Nasıl ki, üzerine bir sağanak yağmur yağınca toprağı gidip geriye çıplak bir taş kalırsa, aynı şekilde onların elde ettikleri kazançlarından da geriye bir şey kalmaz. Allah inkârcı bir toplumu [kavm] doğru yola eriştirmez.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Ey inananlar! Sadakalarınızı, gösteriş için veren, Allah’a, son güne inanmıyan insanlar gibi başa kakarak, inciterek verip de değersizleştirmeyin. Böyle bir kimsenin durumu o kayanın durumuna benzer ki sert bir yağmurla üzerindeki toprak sıyrılıp da çırıl çıplak kalmıştır. Allah kendisini tanımayanlar takımını doğru yola iletmez.
Ş

Şaban Piriş Meali

-Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Bunun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak iner de onu kupkuru bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah inkarcı topluma yol göstermez.

Bakara Suresi 264. Ayet Meali ve Tefsiri

Bakara Suresi 264. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Bakara Suresi 264. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Bakara Suresi 264. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Bakara Suresi 264. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim