Sureye Dön

Fâtır Suresi Suresi, 44. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonucu ne olmuş, görmezler mi? Ve onlar, bunlardan daha güçlü, daha kuvvetliydi ve Allah'ı aciz bırakamaz hiçbir şey, ister göklerde olsun, ister yeryüzünde; şüphe yok ki o, her şeyi bilir, onun her şeye gücü yeter.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Bunlar, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için, yeryüzünde hiç gezip dolaşmadılar mı? Halbuki onlar, bunlardan her yönde daha güçlü idiler. Ne göklerde, ne yerde hiç kimse ve hiçbir şey, Allah'a karşı gelemez, O'nun elinden kaçıp kurtulamaz. Çünkü Allah herşeyi bilen ve herşeye güç yetirendir.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Bunlar) Yeryüzünde hiç gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önceki kavimlerin sonlarının nasıl olduğunu görsünler! Ki onlar (bunlardan her bakımdan) daha güçlü idiler. (İşte o geçmiş medeniyetlerin ve milletlerin şu harabelerine baksınlar da) Ne göklerde, ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey olmadığını (anlasınlar). O (her şeyi hakkı ile) Bilen ve (istediğini yapmaya) gücü yetendir (her şeye Kâdir olandır).
A

Ahmet Tekin Meali

Onlar yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin, boylarınca günaha, isyana, küfre batmış milletlerin, âkıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bakmadılar mı? İncelemediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'ı âciz bırakamaz, koyduğu kanunların dışına çıkarak cezayı bertaraf edemezler. Her şeyi bilen, kanunlar koyup uygulayan, daima gücünü kudretini kullanan Odur.
A

Ahmet Varol Meali

Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir.
A

Ali Bulaç Meali

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler; üstelik onlar kuvvet bakımından kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Yer yüzünde gezip de (ibret gözü ile) bir bakmadılar mı, kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Halbuki evvelkiler, onlardan daha kuvvetli idiler. Ne göklerde, ne de yerde hiç bir şey Allah'ı âciz bırakamaz. Çünkü O, Alîm'dir= her şeyi bilir, Kadîr'dir= her şeye gücü yeter.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Yeryüzünde dolaşıp onlardan öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Hâlbuki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler. Fakat ne göklerde ne de yerde hiçbir şey Allah’ı aciz bırakacak (O’ndan kurtulacak) değildir. Çünkü Allah (her şeyi) bilendir, (her şeye) gücü yetendir.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde ve yerde Allah'ı âciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, her şeyi bilir; her şeye gücü yeter.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Yeryüzünde gezerek, kendilerinden önce, geçmiş bulunanların —daha kuvvetli oldukları halde— sonlarını görmezler mi? Göklerde, yerde hiçbir nesne Allahı âciz kılamaz, O bilgindir, O'nun gücü yetişir
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Məgər onlar yer üzündə dolaşıb özlərindən əvvəlkilərin axırının necə olduğunu görmürlərmi? Halbuki onlar bunlardan daha qüvvətli idilər. Göylərdə və yerdə Allahı aciz edə biləcək heç bir şey yoxdur. Həqiqətən, O (hər şeyi) biləndir, (hər şeyə) qadirdir!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Oysa onlar, kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerde ve yerde olan hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakamaz. Hiç kuşkusuz O, (her şeyi) hakkıyla bilendir, gücü her şeye yetendir.
C

Cemil Said (1924)

Arz üzerinde seyahat itmiyorlar mı? Kendilerinden evvelkiler kendilerinden daha güçli kuvvetli oldukları halde ne hâle uğradıklarını görmüyorlar mı? Semâvât ve arzda hiç bir şey Allâh’ın kudretini tenkîs idemez Allâh ’âlim ve kâdirdir.
D

Diyanet Vakfı Meali

Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır. O, bilendir, güçlüdür.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz O bilendir, Kadir olandır.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı âciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne göklerde ve ne de yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Çünkü o her şeyi bilendir, her şeye kâdir olandır.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Ya Yer yüzünde gezip bir bakmadılarda mı? Kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Halbuki onlar onlardan daha kuvvetli idiler, Allah, ne Göklerde ne Yerde hiç bir şeyin onu âciz bırakmasına imkân-ü ihtimal yoktur. O hiç şübhesiz alîm bir kadîr bulunuyor
E

Emrah Demiryent Meali

(O müşrikler) yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden önceki (kâfir) lerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde ve yerde (ki) hiçbir şey (zaman ve mekândan münezzeh olan) Allah’ı âciz bırakamaz. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, her şeye kâdirdir.
E

Erhan Aktaş Meali

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerinin sonları nasıl olmuş, bir bakmadılar mı? Oysaki onlar, güç olarak kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. O, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
E

Eski Anadolu Türkçesi

iy daħı yürimediler mi yirde daħı baķmadılar mi nite oldı āķıbeti anlaruñ kim anlardan ilerüdi? daħı oldılar ķatı raķ anlardan güçdin yaña. daħı olmadı Tañrı kim 'āciz eyleye anı nesene göklerde ne daħı yirde bayıķ ol oldı bilici güci yiter.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Bunlar kendilerinden öncekilerin akıbeti nice olmuşdur, görmeleri için yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı? Halbuki (o öncekiler) kuvvetçe bunlardan daha şiddetli idiler. Ne göklerde, ne yerde hiçbir şey Allâhı âciz bırakamaz. Şübhesiz ki O, hakkıyle bilendir, (her şey'e) hakkıyle kaadirdir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı, oysa onlar kendilerinden daha güçlüydüler! Göklerde ve yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Çünkü O bilendir, güç yetirendir.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Bunlar) yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin âkıbeti nasıl olmuş, baksınlar! Hâlbuki (onlar) kendilerinden kuvvetçe daha şiddetli idiler. Ne göklerde, ne de yerde hiçbir şeyin Allah'ı âciz bırakması mümkün değildir. Şübhesiz ki O, Alîm (herşeyi bilen)dir, Kadîr (herşeye gücü yeten)dir.
K

Kadri Çelik Meali

Kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler diye yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Üstelik onlar, kuvvet bakımından kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde de yerde de Allah'ı aciz bırakacak hiç bir şey yoktur. Hiç şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki kendilerinden öncekilerin sonu nice olmuş görsünler! Kaldı ki onlar bunlardan daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah’ın kudretine karşı durabilecek yoktur. Şüphe yok ki O her şeyi bilmektedir, her şeye kådirdir.
M

M. Pickthall (English)

Have they not travelled in the land and seen the nature of the consequence for those who were before them, and they were mightier than these in power? Allah is not such that aught in the heavens or in the earth escapeth Him. Lo! He is the Wise, the Mighty.
M

Mahmut Kısa Meali

Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekizâlim toplumların, medeniyetlerin sonu nice olmuş, görmüyorlar mı? Üstelik onlar, kendilerinden daha bilgili, daha gelişmiş ve daha güçlüydüler. Fakat yine de cezalarını çekmekten kurtulamadılar! Öyle ya, ne göklerde, ne de yeryüzünde hiçbir şey Allah’ın irâdesine karşı koyamazdı! Çünkü O, sonsuz ilim ve kudret sahibidir. Bununla birlikte O, yeterince fırsat vermeden hiç kimseyi cezalandırmaz:
M

Mahmut Özdemir Meali

Yeryüzü’nde gezip dolaşmadılar mı?
Bir baksınlar, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl oldu? Kuvvet bakımından kendilerinden daha şiddetliydiler. Ne Gökler’de, ne Yer’de Allah’ı aciz bırakacak hiçbir güç yoktur. O, kadîr alîmdir.
M

Mehmet Okuyan Meali

Kendilerinden çok daha güçlü olan [*] öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? [*]Göklerde de yerde de Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. [*] Şüphesiz ki O bilendir, gücü yetendir.
M

Mehmet Türk Meali

O (kâfirler,) yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğunu hiç görmüyorlar mı? Hâlbuki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde de yerde de Allah’ı âciz bırakabilecek hiç bir şey yoktur. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, her şeye güç yetirendir.
M

Mehmet Çakır Meali

Yeryüzünde gezip de kendilerinden önceki milletlerin akıbeti n'olmuş görmediler mi hiç? Onlar bunlardan da güçlü idiler. Gökte ve yerde hiçbir şey Allah’ı yıldıramaz. Çünkü Allah, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilme gücüne sahiptir.
M

Mehmet Çoban Meali

Yeryüzünü gezip dolaşmadılar mı? Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmediler mi? Onlar bunlardan daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah’ı engelleyecek herhangi bir şey yoktur. Şüphesiz O, bilen ve her şeye kâdir olandır.
M

Muhammed Esed Meali

Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp kendilerinden daha güçlü önceki [hakikat inkarcı]larının uğradıkları âkibeti görmezler mi? Ve [görmezler mi] göklerde ve yerdeki hiçbir şey Allah’ın [iradesine] karşı gelemez, çünkü O, her şeyi bilendir ve gücünde sınırsızdır.
M

Mustafa Çavdar Meali

Onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önceki kavimlerin akıbetinin nasıl olduğunu düşünüp ibret almıyorlar mı? Oysa onlar kendilerinden çok daha güçlü idiler. Unutmayın ki Allah’ı göklerde ve yerde aciz bırakacak hiçbir güç yoktur. Çünkü O, her şeyi bilendir ve her şeye güç yetirendir. 30/9, 40/82
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Şimdi onlar hiç yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin nasıl bir akıbete uğradığını görmediler mi? Oysa onların gücü bunlardan daha üstündü. Nitekim ne göklerde ne de yerde, hiçbir şeyin Allah’ı âciz bırakma imkân ve ihtimali yoktur: çünkü O her şeyi bilir, üstün ve yüce kudret sahibidir.
O

Orhan Kuntman Meali

Müşrikler, yeryüzünde gezip de, kendilerinden öncekilerin sonunun ne kadar feci olduğunu görmediler mi? Oysa onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Göklerde de, yerde de, Allah'ı aciz bırakabilecek hiçbir kuvvet yoktur, şüphe yok ki O, her şeyi hakkıyle bilendir, her şeye kâdirdir O!
O

Osman Fırat Meali

Yeryüzünde gezip bakmıyorlar mı? Öncekilerin akıbeti ne olmuştur? Onlar güççe onlardan daha güçlüydüler. Allah göklerde ve yerde hiçbir şeye karşı aciz kalmaz. Şüphesiz O bilendir, her şeye gücü yetendir.
S

Sardorxon Jahongir

Axir, ular yer yuzida sayr qilib, o‘‎zlaridan oldingi iymonsizlarning oqibati qanday bo‘‎lganini ko‘‎rmaydilarmi?! Holbuki, oldingilar bulardan ko‘‎ra quvvatliroq edilar. Na osmonlarda va na Yerda Allohni ojiz qoldiruvchi hech narsa yo‘‎qdir. Shubhasiz, U hamma narsani biluvchi, qodir Zotdir.
S

Satıraltı Meal (1534)

Niçün görmezler yir yüzinde, tā ki göreler nice oldı ṣoñı özlerinden burungeçenlerüñ? Özlerinden anlar ḳuvvetlüraġ‐ıdı. Daḫı Tañrı Ta‘ālā[yı] ‘ācizeylemez hīç nesne göklerde, ne daḫı yirlerde. Ol her nesneyi bilicidür, hernesneye ḳādirdür.
S

Suat Yıldırım Meali

Dünyada hiç dolaşıp da, kendilerinden önce yaşamış milletlerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ve ne de yerde Allah'ı engelleyecek bir şey yoktur. Çünkü O alîmdir, kadirdir (her şeyi hakkıyla bilir ve her şeye gücü yeter).
S

Süleyman Ateş Meali

(Bunlar,) Yeryüzünde hiç gez(ip dolaş)madılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar, (bunlardan) daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı engelleyecek bir şey var. O, bilendir, güçlüdür.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onlar arzda seyr u seyahat idüb kendilerinden evvelkilerin 'âkıbeti nasıl oldığına nazar itmezler mi? Onlar, bunlardan kuvvetde daha şiddetli idiler. Allâh Te'âlâ'yı göklerde ve yerde kâfirlere 'azâbdan 'âciz kılacak bir şey yokdur. O her şeyi bilir ve takdîr ider.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görsünler. Onlar, bunlardan daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakabilecek yoktur. Bilen o, ölçü koyan odur.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmediler mi? Onlar, kuvvet bakımından bunlardan daha zorluydular. Göklerde de yerde de Allah'ı âciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Alîm'dir O, Kadîr'dir.
Y

Yusuf Ali (English)

Do they not travel through the earth, and see(3939) what was the End of those before them,- though they were superior to them in strength? Nor is Allah to be frustrated by anything whatever in the heavens or on earth: for He is All-Knowing. All-Powerful.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Yeryüzünde hiç dolaşıp da bakmazlar mı ki, kendilerinden evvelkilerin akibetleri nasıl olmuştur? Halbuki onlar, bunlardan kuvvetce daha şiddetli idiler. Ve Allah'ı ne göklerde ve ne de yerde bir şey aciz bırakamaz. Şüphe yok ki O, alîm, kâdir bulunuyor.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Onlar yeryüzünde gezip de kendilerinden evvel geçenlerin sonlarının ne olduğuna bakmadılar mı? Oysa öncekiler daha da güçlüydü. Ne göklerde, ne de yerde Allah'a engel olabilecek birşey yoktur. Onun ilmi herşeyi kuşatır, gücü herşeye yeter.
İ

İhsan Aktaş Meali

Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar (evvelkiler), kuvvetçe kendilerinden daha çetin idiler. Ne göklerde (uzayda) ne de yerkürede Allah’ı aciz bırakabilecek (onun iradesi dışına çıkabilecek) hiçbir şey yoktur. (İnsanoğlu uzaya çıktığında bile onun iradesinin dışına çıkamıyor.) Şüphesiz O, en iyi bilendir, en güçlü olandır.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onlar yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden daha önce yaşamış, güçlü ve onlardan daha kuvvetli olanların sonları nasıl olmuş, bakmıyorlar mı? Göklerde ve yerde Allah’ı aciz durumda bırakabilecek hiç kimse yoktur. Çünkü O, her şeyi bilen ve her şeyin planını kendisine ait ölçülere göre yapandır.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Müşrikler yeryüzünde gezip kendilerinden evvel gelenlerin uğradıkları akıbeti görmüyorlar mı? Onlar ise kendilerinden daha kuvvetliydiler. Ne gökte, ne yerde Allah/ı hiçbir şey âciz kılamaz. Çünkü O hakkıyle âlim, tamamıyle kaadirdir.
İ

İsmail Yakıt

Onlar, yeryüzünü gezip dolaşarak kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakmadılar mı? Hâlbuki onlar kendilerinden çok daha güçlü idiler. Göklerde ve yerde Allah’ı âciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Muhakkak ki O, Alîm ve Kadîr olandır.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonu nice oldu, bir görmüyorlar mı? Oysaki öncekiler kendilerinden daha güclü kimseler idiler. Ne yerlerde, ne de göklerde Allah’ı işinden alıkoyacak hiçbir varlık yoktur. Çünkü Allah bilicidir, güc yetiricidir.
Ş

Şaban Piriş Meali

Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir baksınlar. Onlardan daha güçlüydüler. Allah'ı göklerde ve yerde aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Çünkü O, her şeyi bilen ve güç yetirendir.

Fâtır Suresi 44. Ayet Meali ve Tefsiri

Fâtır Suresi 44. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Fâtır Suresi 44. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Fâtır Suresi 44. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Fâtır Suresi 44. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim