Sureye Dön

İsrâ Suresi Suresi, 48. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Bak da gör, sana nasıl örnekler getirip de saptılar ve artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Baksana, onlar seni kimlere benzettiler de saptılar. Artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Dikkat et) Sana nasıl örnekler (kafa karıştırıcı şeytani misaller) vererek saptıklarına bir bak, artık onların (İslam ve insanlık adına hayırlı) bir yola (girmeye iz’an ve vicdan) güçleri yetmemektedir.
A

Ahmet Tekin Meali

İbret nazarıyla bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar. Bu yüzden başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaştılar, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiler, artık doğru yola ulaşabilecekleri bir çıkış yolu da bulamayacaklar.
A

Ahmet Varol Meali

Bak sana nasıl örnekler verdiler de saptılar. Artık bir yol (bulmay)a güç yetiremezler.
A

Ali Bulaç Meali

Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Bak, seni nelere nisbet ettiler (şairdir, sahirdir, mecnundur dediler) de nasıl dalâlete düştüler! Artık hak yolu bulmağa güçleri yetmez.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

İşte bak; senin için nasıl örnekler verdiler! Onun için öyle saptılar ki yol bulamıyorlar.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Bak, seni nelere benzeterek saptılar, artık doğru yolu bulamazlar
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Bir gör (müşriklər) səni kimlərə bənzətdilər (sənə şair, kahin, sehrbaz, məcnun, divanə və s. dedilər)! Onlar yoldan azdılar və bir daha doğru yolu tapa bilməzlər!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Ey Resul!) Bak, senin için (sihirbaz, kâhin, mecnun gibi) ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık onların doğru yolu bulmaya güçleri kalmamıştır.
C

Cemil Said (1924)

Bak sana meseller darb idiyorlar lâkin dalâletdedirler hak yolunı bulamıyacaklardır.
D

Diyanet Vakfı Meali

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yüzden sapmışlardır, artık bir yol da bulamamaktadırlar.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Bak seni nelere kıyas ettiler de nasıl dalâlete düştüler, onun için bir yol bulmağa tab-ü tüvanları yok
E

Emrah Demiryent Meali

(Resûlüm! O müşriklerin) senin için ne türlü benzetmeler yaptıklarına (sana yakıştırdıkları kötü sıfatlara) bir bak. (Senin hakkında; “o bir sihirbazdır, kâhindir ya da mecnundur diyorlar.) Onlar (senin hakkında söyledikleri bu sözler ile daha da) saptılar. Artık onlar (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri müddetçe, doğru) yolu bulamazlar.
E

Erhan Aktaş Meali

Seni neye benzettiklerine¹ bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.
E

Eski Anadolu Türkçesi

baķ nite urdılar saña meŝelleri pes azdılar pes [147a] güçleri yitmezler yola.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Bak, sana nasıl misâller getirib sapdılar. Artık onlar bir yol (bulmıy) a güc yetiremiyeceklerdir.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Sana nasıl örnekler verdiler de saptılar bir bak! Artık bir yol bulmaya da güçleri yetmez.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Bak, senin için (şâir, sihirbaz ve kâhin diyerek) nasıl misâller getirdiler de bu yüzden dalâlete düştüler; artık (hakka giden) bir yola güçleri yetmez.
K

Kadri Çelik Meali

Sana nasıl örnekler (kötü sıfatlar) vererek saptıklarına bir bak! Artık onların (doğru) yolu bulmaya güçleri yetmemektedir.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Bak işte, senin hakkında ne türlü benzetmeler yapıyorlar! Böylece yoldan saptılar, bir daha da doğru yolu bulamıyorlar.
M

M. Pickthall (English)

See what similitudes they coin for thee, and thus are all astray, and cannot find a road!
M

Mahmut Kısa Meali

Ey Muhammed! Bak; zâlimler, gerçeği çarpıtmak için senin hakkında kimi zaman büyücü, kimi zaman büyülenmiş, bazan zeki bir düzenbaz, bazan deli, bazan da şâir diyerek nasıl saçma ve anlamsız örnekler getirdiler de doğru yoldan iyice saptılar; bu bakış açısıyla, bir daha da doğru yola gelemezler!
M

Mahmut Özdemir Meali

Bir bak, sana nasıl Misâller verdiler? Artık sapıttılar; yol bulamazlar.
M

Mehmet Okuyan Meali

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yapıp saptılar; (doğru) yolu bulamazlar.
M

Mehmet Türk Meali

Bak, seni nelerle mukayese ederek, nasıl da sapkınlığa düştüler. Artık onlar, hak yolu asla bulamazlar.¹
M

Mehmet Çakır Meali

Senin için neler uyduruyorlar görüyor musun? İyice sapıttılar, artık çaresizler...
M

Mehmet Çoban Meali

Baksana: Seni nelere benzetiyorlar. Bu yüzden öyle saptılar ki artık doğru yolu bulamayacaklar.
M

Muhammed Esed Meali

Seni benzettikleri şeye bak [ey Peygamber!] Bir kere yoldan çıkmış bunlar ve bu yüzden [hakka çıkan] bir yol da bulacak durumda değiller artık!
M

Mustafa Çavdar Meali

Şunlara bak, sana neler yakıştırıyorlar öyle! Ve öyle bir sapıyorlar ki, artık doğru yolu bulmalarına imkân yok. 10/90...93, 23/25, 25/41, 51/52
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Şunların seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıttılar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamayacaklar.[²²⁷⁹]
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey Muhammed) Bak o müşrikler, senin için (şair, sihirbaz, kâhin ve mecnun gibi birbirini tutmaz) ne benzetmeler yaptılar da bu yüzden sapıklığa düştüler, artık onlar doğru yolu bulmaya güç yetiremezler.
O

Osman Fırat Meali

Bak, senin için nasıl misaller veriyorlar ve de sapıttılar; artık doğru yola gelmeye güç yetiremezler.
S

Sardorxon Jahongir

Ey Muhammad, ular siz haqingizda qandaydir bo‘‎lmag‘‎ur misollar keltirganlarini ko‘‎ring. Bas, ular haq yo‘‎ldan adashdilar, endi to‘‎g‘‎ri yo‘‎lni topa olmaydilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Gör niçe urdılar saña meẟelleri, pes azdılar ḥaḳdan, yol ṭapmadılar.
S

Suat Yıldırım Meali

Bak Resulüm, seni nelere kıyas ettiler (gâh şair, gâh büyücü, gâh kâhin, gâh mecnûn dediler) de nasıl dalâlete düştüler? Hem öyle sersemleştiler ki artık yol bulacak halleri kalmadı.
S

Süleyman Ateş Meali

Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.
S

Süleyman Tevfik (1927)

(Yâ Muhammed) Senin içün nasıl meseller darb iderek dalâlete düşürdüklerine ve hakka yol bulamadıklarına nazar it.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.
Y

Yusuf Ali (English)

See what similes they strike for thee: but they have gone astray, and never can they find a way.(2233)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Bak senin için nasıl misaller irad ettiler, artık onlar sapıtmış oldular, artık onlar doğru bir yola (gitmeğe) güç yetiremezler.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Seni benzettikleri şeye bak! Onlar öyle bir saptılar ki, bir daha da yollarını bulamıyorlar.
İ

İhsan Aktaş Meali

Bak (Resulüm), hakkında ne tuhaf benzetmeler uyduruyorlar (sana bazen büyücü, bazen şair, bazen büyülenmiş, bazen mecnun, bazen da kâhin diyorlar); Böyle diye diye tamamen sapıp gittiler de, artık kendilerini hidayete ulaştıracak (doğru) yolu da bulabilecek durumda değildirler.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onları bekle gör ki, senin için daha ne misaller anlatacaklar. Artık onlar doğrulardan sapmış olup, hakikate ulaşmak için kendilerine asla bir yol bulamayacaklar.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Baksana: Seni kimlere benzettiler [⁷] de sapıttılar, onların doğru yol bulmaya güçleri de yoktur.
İ

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) Bak, senin için ne benzetmeler [emsâl]²⁵ yaptılar da sapıttılar. Artık doğru yolu bulamazlar.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bak, seni kimlere benzettiler! Onlar bir kere sapıtmışlardır, artık yollarını bulmıya güçleri yetmiyecektir.
Ş

Şaban Piriş Meali

Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.

İsrâ Suresi 48. Ayet Meali ve Tefsiri

İsrâ Suresi 48. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda İsrâ Suresi 48. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. İsrâ Suresi 48. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. İsrâ Suresi 48. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim