Sureye Dön

Kehf Suresi Suresi, 77. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Gene yola düştüler. Bir şehre geldiler, halkından yemek istedilerse de onları konuklayıp doyuran bir tek kişi bile çıkmadı. Orada bir duvar buldular, yıkılmak üzereydi. O zat, duvarı doğrulttu. Musa, dileseydin dedi, bu hizmete karşılık bir ücret alırdın.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Bunun üzerine yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya geldiler, halkından yemek istedilerse de, onları konuklayıp doyuran birtek kişi bile çıkmadı ve bu kasabada yıkılmak üzere bir duvar gördüler de, o zat o duvarı yıkılmaktan kurtarıp onarıverdi. Musa bunu görünce: “Eğer dileseydin, yaptığın bu iş için bir ücret alırdın.”
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Tekrar yola koyulup yürüdüler. Derken bir belde halkına uğrayıp, onlardan yiyecek istediler. Ama onlar, kendilerini misafir etmekten çekindiler. (Oradan ayrılırken yol üstünde) Yıkılmak üzere olan harabe bir duvara rast geldiler, (Hz. Hızır hemen işe koyulup o duvarı tamir etti ve) düzeltti. (Hz. Musa ise:) “Eğer isteseydin, bu yaptığın işe karşılık bir ücret alabilirdin! (Bizi misafir etmekten çekinen böylesine cimri bir topluma bu iyiliğin ne gereği vardı?” diye sormuşlardı.)
A

Ahmet Tekin Meali

Yine birlikte yürüdüler. Nihayet bir belde halkının yanına varıp, onlardan yiyecek istediler. Belde halkı, onları misafir etmekten kaçındı. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler. Hızır hemen o duvarı tamir etti. Mûsâ:
“Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, tercihini isabetli kullansaydın elbette buna karşı bir ücret alırdın.” dedi.
A

Ahmet Varol Meali

Yeniden yola koyuldular. Nihayet bir kasaba halkının yanına varıp onlardan yiyecek istediler. Ama onlar, onları misafir etmekten kaçındılar. Orada yıkılmak üzere bir duvar buldular ve (o kul) hemen onu doğrulttu. (Musa) dedi ki: "İsteseydin onun karşılığında bir ücret alırdın."
A

Ali Bulaç Meali

(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: 'Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Bunun üzerine yine gittiler. Sonunda bir memleket halkına vardılar ki, ora halkından yemek istedikleri halde, kendilerini misafir etmekten çekinmişlerdi. Derken yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır onu hemen doğrultuverdi. (Mûsa, ona) dedi ki: “-İsteseydin, bu işine karşı bir ücret (ekmek parası) alırdın.”
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Ve yine ikisi çıktılar. Nihayet bir şehre geldiler. Ahalisinden yemek istediler. Ahali, onları misafir etmekten kaçındı. Orada yıkılmak üzere bir duvar buldular. Abd, onu düzeltti. Musa: “İsteseydin bu yaptığına bir ücret alırdın” dedi.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Yine yürüdüler. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yemek istediler. Şehir halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O kul hemen onu doğrulttu. Mûsâ, “Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın” dedi.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Yürüdüler, bir kente eriştiler, orada olanlardan yiyecek istediler, kaçındılar onları konuklamaktan, bir duvar gördüler, yıkılıyordu; hemen düzeltiverdi, «isteseydin parasını alırdın!» diyince Musa
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Sonra yenə yola düzəlib getdilər. Axırda bir məmləkət əhlinə yetişib onlardan yeməyə bir şey istədilər. Əhali onları qonaq etmək (Musaya və Xızıra yemək vermək) istəmədi. Onlar orada yıxılmaq (uçulmaq) üzrə olan bir divar gördülər. (Xızır) onu düzəltdi. (Musa) dedi: “Əgər istəsəydin, sözsüz ki, bunun müqabilində bir müzd (çörək pulu) alardın. . .”
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir köye vardılar. Köylüden yemek istediler, fakat köylü onları konuk etmek istemedi. Az sonra yıkılmaya yüz tutmuş bir duvarla karşılaştılar. O kulumuz, hemen onu inşa etti. Musa ona: “Eğer isteseydin bu yaptığın işe karşılık bir ücret alabilirdin” dedi.
C

Cemil Said (1924)

Tekrâr yola çıkdılar. Bir karyenin kapusına vâsıl oluncaya kadar yürüdüler. Karyenin ahâlîsine misâfir olmak istediler ahâlî bunları kabûl itdi. İki seyyâh şehrin divarının müşrif-i harâb oldığını gördiler. O divarı ta’mîr itdi. Mûsâ "İster isen sen bunın ücretini taleb idebilür idin" didi.
D

Diyanet Vakfı Meali

Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa'nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: "Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin" dedi.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Bunun üzerine yine gittiler, nihayet bir karyenin ehline vardılar ki bunları müsafir etmekten imtina ettiler, derken orada yıkılmak isteyen bir divar buldular, tuttu onu doğrultuverdi, isteseydin, dedi: her halde buna karşı bir ücret alırdın
E

Emrah Demiryent Meali

(Ve böylece) yine (birlikte) yürüdüler. Nihâyet bir kasaba halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak kasaba halkı onları misafir etmekten kaçındı. (Oradan ayrılırken, kasabada) yıkılmak üzere olan harabe bir duvar gördüler, (Hızır) hemen onu (onarıp) düzeltti. (Mûsâ,) “İsteseydin, elbette buna (yaptığın bu işe) karşılık bir ücret alırdın” dedi.
E

Erhan Aktaş Meali

Yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya varınca, karşılaştıkları halktan yiyecek istediler. Ne var ki onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hemen onu düzeltti. Musa: “Eğer isteseydin elbette bunun için bir ücret alırdın.” dedi.
E

Eski Anadolu Türkçesi

pes gittiler. tā ķaçan geldiler bir ķoy ķavmına yiyesi dilediler ķavumına pes onamadılar kim ķonuķlayalar ol ikiyi. pes buldılar anuñ içinde bir dıvar diler kim düşe pes ŧoġru eyledi anı. eyitti “eger dilesedüñ dutaduñ anuñ üzere kirį.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Yine gitdiler. Nihayet bir memleket halkına vardılar ki ora ehâlisinden yemek istedikleri halde kendilerini müsâfir etmekden imtina' etmişlerdi. Derken yıkılmak isteyen bir dıvar buldular da O, bunu doğrultuverdi. (Musa) dedi ki: «Dileseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın».
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehre gelip oranın halkından yemek istediler. Fakat şehir halkı onları misafir etmekten kaçındı. Orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul hemen onu onardı. Musa: “Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin.” dedi.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Yine (berâberce) gittiler; nihâyet bir şehir ahâlîsine (Antakya'ya) vardıklarında, oranın halkından yiyecek istediler; fakat (onlar) bu ikisini misâfir etmekten kaçındılar. Derken orada (sanki) yıkılmak isteyen bir duvar buldular; (Hızır) hemen onu doğrulttu.(Mûsâ:) “İsteseydin buna karşı elbette bir ücret alırdın” dedi.
K

Kadri Çelik Meali

(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip onlardan yemek istediler, fakat (ülke halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (ülkede) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu doğrulttu. (Musa) Dedi ki: “Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret de alabilirdin!”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar, o hemen onu doğrulttu. Mûsâ, “Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın” dedi.
M

M. Pickthall (English)

So they twain journeyed on till, when they came unto the folk of a certain township, they asked its folk for food, but they refused to make them guests. And they found therein a wall upon the point of falling into ruin, and he repaired it. (Moses) said : If thou hadst wished, thou couldst have taken payment for it.
M

Mahmut Kısa Meali

Yine yollarına devam ettiler. Derken, bir kasabaya varıp halkından yiyecek bir şeyler istediler fakat hiç kimse onlarıağırlamaya yanaşmadı. Orada dolaşırlarken, kasabanın ortasında yıkılmaya yüz tutmuş yüksekçe bir duvar gördüler. Hızır, kasabalıları rahatsız eden bu duvarı güzelce tamir ederek düzeltti. Mûsâ yine dayanamayıp, Bir parça ekmeği Tanrı misafirinden esirgeyen bu insanlara, bizi aç bıraktılar diye mükâfât mı veriyorsun? İsteseydin, bu hizmetine karşılık bir ücret alabilirdin! Hiç değilse karnımızı doyursaydık olmaz mıydı?” dedi.
M

Mahmut Özdemir Meali

Yine yola koyuldular. Sonunda bir şehir ahâlisine ulaştıkları zaman oranın ahâlisinden yiyecek istediler.
İkisini misafir etmekten kaçındılar.
Orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. Hemen bunu düzeltti.
(Musa): -"Dileseydin, elbette buna karşı bir ücret alırdın" dedi.
M

Mehmet Okuyan Meali

Yine yola çıkmışlardı. Sonunda bir şehir halkına ulaşıp onlardan yiyecek istemişlerdi. Ancak (şehir halkı) onları misafir etmekten kaçınmıştı. Orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaşmışlardı. (Melek) hemen onu doğrultmuştu (tamir etmişti). (Musa) “Dileseydin, elbette buna karşı bir ücret alırdın.” demişti.
M

Mehmet Türk Meali

Böylece (tekrar) yola koyuldular. Sonunda bir şehir¹ halkının yanına varınca, onlardan yiyecek istediler. Fakat o şehir halkı, onları misafir etmek istemedi. O (şehirde) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O (adam) hemen onu doğrulttu. (Mûsa): “Eğer isteseydin, yaptığın bu işe karşılık bir ücret alabilirdin.” dedi.
M

Mehmet Çakır Meali

Tekrar yola koyuldular, gide gide bir köye vardılar. Halktan yiyecek istediler. Her nedense halk onları konuk etmek istemedi. Köyde yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, adam onu düzeltti. Musa yine dayanamadı: " İsteseydin tamir ücreti alabilirdin. "
M

Mehmet Çoban Meali

Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı tamir etti. Musa: "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın!" dedi.
M

Muhammed Esed Meali

Ve bunun üzerine yeniden yola koyuldular; derken, bir kasaba halkıyla karşılaştılar; onlardan ⁷⁶ yiyecek bir şeyler istediler; ama bu ahali onlara konukseverce davranmaya hiç yanaşmadı. Ve bu [kasabada] yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler; [bilge kişi] onu hemen onarıverdi; [Musa bunu görünce:] “Eğer dileseydin, [hiç değilse, yaptığın] bu iş için bir ücret alabilirdin” dedi.
M

Mustafa Çavdar Meali

Bunun ardından yeniden yola koyuldular. Nihayet bir kasabanın halkıyla karşılaştılar ve onlardan yiyecek istediler. Fakat halk onlara konukseverlik göstermedi. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler ve o kişi duvarı hemen onarıp doğrulttu. Musa ona: – Eğer isteseydin bunun karşılığında bir ücret alabilirdin, dedi.
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Bunun ardından yeniden yola koyuldular; nihayet bir kasabanın sakinleriyle karşılaştılar; onlardan[²⁴¹⁷] yiyecek bir şeyler istediler, fakat onlar bu ikisine konukseverlik göstermediler.[²⁴¹⁸] Hal böyleyken, orada yıkılmaya meyilli bir duvar buldular; ve o (kişi), duvarı onarıverdi. (Musa bunu görünce) “Eğer isteseydin, buna bedel olarak bir ücret alabilirdin” dedi.
O

Orhan Kuntman Meali

Bunun üzerine yine birlikte gittiler, bir kasabaya vardılar ve halkından yiyecek istediler. Fakat o kasaba halkı (çok cimri idi) onları misafir etmekten kaçındılar. Derken yıkılmaz üzere olan bir duvar ile karşılaştılar Hızır tuttu o duvarı doğrultuverdi.
Musa, bu kez yine dayanamadı ve "Dileseydin (bizi misafir etmekten çekinen o kimselerden, yapmış olduğun bu iyiliğin karşılığında) onlardan bir ücret alabilirdin " deyince;
O

Osman Fırat Meali

Ta ki bir kent halkına varıncaya kadar gittiler. Oranın halkından kendilerine yemek yedirmelerini istediler. Onlar o ikisini misafir etmekten çekindiler. Derken o ikisi orada yan yatmak üzere olan bir duvar buldular, o duvarı ayakta duracak duruma getirdiler. (Mûsâ) dedi ki: "Eğer sen isteseydin ondan (duvardan) dolayı bir ücret alırdın."
S

Sardorxon Jahongir

Keyin ular yana yo‘‎lga tushdilar. Bir shahar ahlining oldiga kelib, ulardan yegulik so‘‎ragan edilar, aholi ularni mehmon qilishdan bosh tortdi. So‘‎ng o‘‎sha joyda yiqilay deb turgan bir devorni ko‘‎rib qolishdi Xizr uni qayta tiklab qo‘‎ydi. Muso Xizrga: “Agar xohlasang, bu ishing uchun xizmat haqi olishing mumkin edi”, – dedi.
S

Satıraltı Meal (1534)

Pes gitdiler, ḥattā bir şehr ehline yitişince. Pes yimek dilediler ol şehrḫalḳından, anları ḳonaḳlamaġa rāżī olmadılar. Pes anda bir dīvār ṭapdılardüşmek ister. Anı ‘imāret eyledi. Mūsā eyitdi: Eger dilese‐y‐düñ anı yapmaġa kiri, didi.
S

Suat Yıldırım Meali

Tekrar yola devam ettiler. Nihayet bir şehre varıp o şehir halkından yiyecek istediler, ama ahali bunları misafir etmemekte diretti. Bu sırada (Hızır) orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar görür görmez onu düzeltiverdi. Mûsâ: “İsteseydin” dedi, “elbette buna karşı iyi bir ücret alabilirdin. ”
S

Süleyman Ateş Meali

Yine yürüdüler. Nihayet bir kent halkına varıp onlardan yemek istediler (kent halkı) onları konuklamaktan kaçındılar. Derken orada yıkılmağa yüz tutan bir duvar buldular; hemen onu doğrulttu. (Musa): "İsteseydin buna karşılık bir ücret alırdın," dedi.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Oradan gidüb bir şehre geldiler. Şehir halkından yiyecek istediler. Ehl-i belde onları misâfir itmekden ve yiyecek virmekden imtinâ' iylediler. Orada heman yıkılmak üzere buldukları bir divarı Hızır eliyle düzeltdi. Bunun üzerine Mûsâ: "Eğer istemiş olsa idin bunun içün bir ücret alırdın" didi. [¹]
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Sonra tekrar yola koyuldular. Bir kentin halkına varıp yiyecek istediler. Onlar bunları misafir etmeye yanaşmadı. Sonra orada yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar; hemen doğrultuverdi. Musa dedi ki "Anlaşsaydın[*] emeğinin karşılığını alırdın."
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yine yola koyuldular. Biraz sonra bir kente geldiler. Kent halkından yemek istediler, ama onlar bu ikisini konuk etmekten çekindiler. Orada, yıkılmayı bekleyen bir duvara rastladılar; genç adam tuttu onu onardı. Mûsa "İsteseydin buna karşılık bir ücret elbette alırdın." dedi.
Y

Yusuf Ali (English)

Then they proceeded: until, when they came to the inhabitants of a town, they asked them for food, but they refused them(2419) hospitality. They found there a wall on the point of falling down, but he set it up straight. (Moses) said: "If thou hadst wished, surely thou couldst have exacted some recompense for it!"(2420)
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Sonra yine gittiler, bir belde ahalisine varınca onun ahalisinden taam istediler. Onlar ise bunları misafir kabul etmekten kaçındılar. Derken orada bir duvar buldular ki, yıkılmak istemekte idi. Hemen doğrultuverdi. Dedi ki: «Eğer dileseydin bunun üzerine elbette bir ücret alıverirdin.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Yine yola koyuldular. Nihayet bir beldeye vardıklarında oranın halkından yiyecek istediler; ancak belde halkı onları ağırlamaktan kaçındı. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler; Hızır onu doğrultuverdi. Musa, “İsteseydin buna bir ücret alırdın” dedi.
İ

İhsan Aktaş Meali

Yine yürüdüler. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak o şehir halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O (bilge kul) da onu hemen düzeltip onardı. Musa "İsteseydin bu yaptığın işe karşılık (bize yemek vermekten kaçınan bu şehir halkından) bir ücret isteyebilirdin" dedi.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Bir kasaba halkına ulaşıncaya kadar beraber yürüdüler ve o kasaba halkından yemek istediler. Kasaba halkı ikisini de misafir etmekten kaçındılar. O köyün içinde yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. O kul onu hemen düzeltip onardı. Musa “İsteseydin bu yaptığın işe karşılık bir ücret isteyebilirdin” dedi.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Oradan kalkıp gittiler. Nihayet bir kasabaya varıp ahalisinden yiyecek istediler. Vermediler. Misafir olmak istediler. Misafirliği de kabulden imtina ettiler. Orada düşmek üzere olan bir duvar gördüler. O, hemen duvarı doğrulttu. Musa «— Dileseydin bu iş için bir ücret alabilirdin» dedi [¹].
İ

İsmail Yakıt

Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir beldeye uğradılar ve halkından yiyecek bir şeyler istediler. Onlar o ikisini misafir etmek istemedi. O ikisi orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. O (kul) hemen o duvarı onardı/doğrulttu. (Musa ona) “Eğer istersen karşılığında bir ücret de alabilirsin!” dedi.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine kalkıp gittiler. Bir kentin insanları yanına varıp onlardan yiyecek istediler. Onlar ise kendilerini konuk etmek istemediler. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. O kimse duvarı hemen doğrultuverdi. Musa dedi: "İsteseydin emeğinin karşılığını alabilirdin."
Ş

Şaban Piriş Meali

Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul, bunu doğrulttu. Musa:-Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin, dedi.

Kehf Suresi 77. Ayet Meali ve Tefsiri

Kehf Suresi 77. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Kehf Suresi 77. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Kehf Suresi 77. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Kehf Suresi 77. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim