Sureye Dön

Sebe’ Suresi Suresi, 41. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri
قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Melekler, tenzih ederiz seni derler, sensin bizim sahibimiz ve yardımcımız, onlar değil. Hayır, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı, çoğu, onlara inanıyordu.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Melekler de: “Sen kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzsun!” derler. “Onlara karşı bize yakın olan koruyucumuz yalnız sensin, onlar değil. Hayır, onlar bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanmışlardı” diyecekler.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Melekler veya Melikler ise) Derler ki: "Hâşâ, Sen Yücesin! Bizim Velimiz (yöneticimiz ve sahibimiz) Sensin, onlar değil. Hayır, onlar (tuzağına kapıldıkları şeytani) cinnlere tapıyorlardı ve çoğu onların (yalanlarına) inanmışlardı."
A

Ahmet Tekin Meali

Melekler de,
“Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz, koruyucumuz, işlerimizi havale edeceğimiz hâmimiz, emirlerini dinlediğimiz otorite sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyecekler.
A

Ahmet Varol Meali

Derler ki: "Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı."
A

Ali Bulaç Meali

(Melekler) Derler ki: 'Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara iman etmişlerdi.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

(Melekler şöyle) diyecekler: “-(Senden başkasına ibadet edilmekten) seni tenzih ederiz. Bizim sığınacak velimiz onlar değil, sensin. Doğrusu onlar cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı, çoğu onlara inanmışlardı.”
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Melekler: Seni tenzih ederiz. Dostumuz onlar değil, Sen’sin. Belki onlar (bize değil) cinlere tapıyorlardı. Çünkü onların çoğu, cinlere inanıyordu.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Melekler, “Hâşâ! Seni tenzih ederiz. Sen bizim velimizsin, onlar değil. Tam aksine, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu onlara inanıyorlardı” diyecekler.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Melekler de derler ki: «Sen kutsalsın, sensin onlardan ayrı bizim dostumuz; hayır onlar, cinlere taparlardı, inanırdı pek çoğu da onlara!»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Mələklər: ) “Sən paksan, müqəddəssən. Bizin ixtiyar sahibimiz onlar deyil, Sənsən! Xeyr, onlar (bizə yox) cinlərə (şeytanlara) ibadət edirdilər. (Müşriklərin, kafirlərin) əksəriyyəti onlara (cinlərə) iman gətirmişdi”, - deyə cavab verəcəklər.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

(Melekler de:) “Senin şanın yücedir. Bizim koruyucumuz onlar değil, sensin. Hayır, onlar bize değil, cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu” diyecekler.
C

Cemil Said (1924)

Melekler "Subhânek (Şân ve şeref sanadır) Sen bizim Allâhımızsın hiç ’âbid ma’bûd olur mı? Ânlar cinlere tapıyorlardı ekserîsi cinlere inanırlar" diyu cevâb virecekler.
D

Diyanet Vakfı Meali

(Melekler de:) Sen yücesin, bizim dostumuz onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Melekler: "Haşa, bizim dostumuz onlar değil, Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı" derler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

(Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı." diyecekler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Demişlerdir: “Zât-ı Sübhânına arz-ı tenzih ederiz, Sensin onlara karşı bizim sığınacak velîmiz.” Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, ekserîsi onlara inanmışlardı
E

Emrah Demiryent Meali

(Melekler: “Ey Rabbimiz! Biz asla onlara bize tapmalarını emretmedik, böyle bir şey söylemek bizim ne haddimize! Rabbimiz,) Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz. Bizim (bu iftiralar karşısında sığınacağımız yegâne sahibimiz, yegâne) dostumuz sensin. (Esasında) onlar (bize değil, vesveselerine/yalanlarına inandıkları ve melek olduklarını zannettikleri) cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı, (insanların) çoğu, onlara inanıyordu,” diyecekler.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlar: “Seni tenzih¹ ederiz. Bizim velimiz² onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere³ kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı.” derler.
E

Eski Anadolu Türkçesi

eyittiler “arulıġuñ sensin dostumuz dilegümüz anlardan ayruk. belki ŧaparlardı perrįlere eyregi anlaruñ anlara inanıcılardur.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

(Melekler de): «Seni (ortakdan) tenzîh ederiz. Bizim yârimiz onlar değil, Sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı ve çoğu onlara îman edicilerdi» diyecekler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

(Melekler) derler ki: “Sen yücesin; bizim velimiz onlar değil, sensin. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyordu ve çoğu onlara inanıyordu.”
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Melekler:) “Seni tenzîh ederiz; bizim velîmiz onlar değil, sensin! Hayır! (Onlar,)cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı. Onların çoğu, onlara inanan kimselerdi” derler.
K

Kadri Çelik Meali

(Melekler) Derler ki: “Sen yücesin! Bizim velimiz sensin; onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapmaktaydı ve çoğu onlara iman etmiş kimselerdi.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Melekler şöyle cevap verecekler: “Hâşâ! Sen yüceler yücesisin. Bizim velîmiz onlar değil sensin. Gerçekte onlar cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı.”
M

M. Pickthall (English)

They will say: Be Thou glorified. Thou art our Protector from them! Nay, but they worshipped the jinn; most of them were believers in them.
M

Mahmut Kısa Meali

Melekler, “Hâşâ, ne haddimize!” diyecekler, “Sen, sınırsız kudretinle her türlü eksiklikten, noksanlıktan uzaksın, yücesin! Onların bu iftiralarına karşı bizim sığınacağımız yegâne sahibimiz, yegâne dostumuz Sensin! Aslında onlar bize değil, farkında olmadan cinlere tapıyorlardı; hattâ pek çokları, cinlere tapmak gerektiğine ciddî ciddî inanıyorlardı.”
M

Mahmut Özdemir Meali

Dediler ki: -"Seni tenzih ederiz; bizim veliyymiz onlar değil sensin! Aksine, Cinnler’e kulluk ediyorlardı. Onların çoğu onlara inanmışlar’dır".
M

Mehmet Okuyan Meali

(Melekler [*] de) “Sen yücesin; bizim dostumuz onlar değil, sensin. Aslında onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyeceklerdir. [*]
M

Mehmet Türk Meali

(Melekler de): “Sen eksikliklerden yücesin, bizim sahibimiz onlar değil Sensin. Tam tersine onların çoğu cinlere îman edip, onlara tapıyorlardı.” diyecekler.
M

Mehmet Çakır Meali

Melekler: " Fesüphanellah! diyecekler. Bizim sahibimiz hep sen idin, onlar değil. Bilakis onlar, cinlere / şeytanlara tapıyorlardı. Evet evet, çoğu onlara inanıyorlardı."
M

Mehmet Çoban Meali

Melekler şöyle cevap verirler: "Ey Rabbimiz sende hiçbir eksiklik görmeyiz. Bizim dostumuz senden başka ilah edinenler değildir. Bizim dostumuz sensin! Ey Rabbimiz! Onlardan bazıları uydurdukları inançlarla tanımadıkları bilmedikleri varlıklara ibadet ediyorlar. Hatta onlardan bazıları Melekleri ilah koşuyordu. Bizim onlarla ilgimiz yok!"
M

Muhammed Esed Meali

Melekler: “Sen, kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzsun!” derler, “Bize yakın olan [yalnız] Sensin, onlar değil! ⁵¹ Hayır, onlar [bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında] duyuları ile kavrayamadıkları güçlere [körcesine] tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı”. ⁵²
M

Mustafa Çavdar Meali

Melekler: – Hâşâ sen yücesin, zatını tenzih ederiz, bizim velimiz onlar değil sensin. Bilakis onlar cinlere kulluk ediyorlardı, zira onların çoğu cinlere inanıyordu, derler. 4/116, 17/39
M

Mustafa İslamoğlu Meali

(Melekler): “Aşkın olan zatını tenzih ederiz ki onlar değil, Sensin bizim velimiz![³⁸⁶⁰] Hayır, onlar öteden beri cinlere tapıyorlardı; bunların çoğu onlara iman etmişti!” diyecekler.[³⁸⁶¹]
O

Orhan Kuntman Meali

Melekler de: "Seni tenzih ederiz!.. (Sen ortağı olmaktan, noksan sıfatlardan münezzehsin. Senden başka ilah yoktur) Bizim yegâne koruyucumuz, dostumuz onlar değil Sensin!.. (Sen bilirsin ki) Onlar (bize değil) cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu, (cin ve periye melek vasıflar yakıştırmak suretiyle) cinlere iman etmiş bağlanmıştı.
O

Osman Fırat Meali

Derler ki: "Sen subhansın, sen onlarsız bizim velimizsin. Aksine, onlar cinlere kulluk ediyorlardı ve ekserisi onlara (cinlere) iman ediyordu."
S

Sardorxon Jahongir

Farishtalar: “Ey pok Robbimiz, ular emas, Sen bizning do‘‎stimizsan. Yo‘‎q, ular jinlarga ibodat qilar edilar. Ularning aksariyati ularga ishonuvchilar edi”, – deydilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Eyideler: Yā Allāh, münezzehsin sen, bizüm işümüze mütevellīsin anlar‐dan özge. Bel ki anlar şeyṭānlara ṭaparlardı, anlaruñ çoġı anlarainanurlardı, diyeler.
S

Suat Yıldırım Meali

Onlar: “Müşriklerin iddialarından Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz, koruyucumuz onlar değil, sadece Sensin! Hayır, onlar bize değil, cinlere tapıyor ve ekserisi onlara inanıyorlardı. ” diye cevap verirler. [4, 117]
S

Süleyman Ateş Meali

(Melekler) derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz (koruyucumuz) onlar değil, sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyorlardı."
S

Süleyman Tevfik (1927)

Melekler de: "Biz seni takdîs ve tenzîh ideriz. Bizim ma'bûdımız ve sâhibimiz sensin, onlar değil. Belki onlar şeytâna 'ibâdet iderler ve ekserîsi ona îmân itmişlerdi" dirler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Melekler: "Biz sana içten boyun eğeriz, dostumuz onlar değil, sensin. Onlar bize değil, görünmez varlıklara[*] kulluk ediyor, çoğu onlara inanıyordu" derler.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Melekler derler ki: "Tespih ederiz seni! Bizim Velî'miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi."
Y

Yusuf Ali (English)

They will say, "Glory to Thee! our (tie) is with Thee - as Protector(3851) - not with them. Nay, but they worshipped the Jinns:(3852) most of them believed in them."
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Melekler de (diyeceklerdir ki, Yarabbi!) «Seni tenzih ederiz. Bizim velîmiz, onlar değil Sen'sin. Hayır. Onlar cinlere tapar olmuşlardı. Onların birçokları onlara imân ediciler idi.»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Melekler “Seni tenzih ederiz,” derler. “Onlarla bizim hiçbir ilgimiz yok; bizim velimiz Sensin. Onlar bize değil, cinlere tapıyordu; çoğu onlara inanıyordu.”
İ

İhsan Aktaş Meali

Onlar da (Rabbimiz! Haşa, ne haddimize!) “Sen, (sınırsız ilim ve kudretinle) her türlü eksiklikten (noksanlıktan) uzaksın (yücesin)! Onlar (ın bu iftiraların)a karşı bizim (sığınacağımız) yegâne velimiz (sahibimiz ve koruyucumuz) yanlızca sensin! Aslında onlar (bize değil, farkında olmadan) cinlere (şeytanlara uydukları için adeta onlara) tapıyorlardı; hatta pek çoğu onlara inanmıştı. ’derler.(*)
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Melekler “Sen her şeyden yüce ve eksikliklerden uzaksın. Bize kulluk edenlerin dışında, bizim sahibimiz (velimiz) yalnızca sensin. Hâlbuki onların çoğu, görmedikleri varlıklar olan cinlere (biz meleklere), inanarak kulluk ediyorlardı” dediler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Melekler «— Aman Yâ Rab! Seni ondan tenzih ederiz, yârımız ve mâbudumuz sensin, hiç âbit mâbut olur mu? Bizim onlarla işimiz yok. Hayır onlar perilere taparlar [¹], pek çokları ona inanırlardı» diyecekler.
İ

İsmail Yakıt

Onlar da, “Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Bizim dostumuz, onlar değil, Sen’sin. Bilakis onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu da cinlere inanıyordu” diye cevap verirler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Melekler de diyecekler: "Seni ulularız. Bizim koruyucumuzsun. Bizim onlarla ilişiğimiz yoktur. Onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, pek çokları bu cinlere inanıyorlardı."
Ş

Şaban Piriş Meali

-Seni tenzih ederiz, Bizim velimiz sensin. Onlar değil. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyordu, derler.

Sebe’ Suresi 41. Ayet Meali ve Tefsiri

Sebe’ Suresi 41. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Sebe’ Suresi 41. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Sebe’ Suresi 41. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Sebe’ Suresi 41. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim