Sureye Dön

Secde Suresi Suresi, 21. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Biz, belki dönerler diye pek büyük azaptan önce de onlara yakın bir azabı tattıracağız mutlaka.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Biz, belki dönerler diye pek büyük bir azap olan, kıyamet azabından önce, onlara daha yakın olan, dünya felaketleri ve yenilgisini tattıracağız.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Andolsun Biz onlara (içlerinde iman ve vicdan eseri bulunanlara) belki (inkârcılıktan) dönerler diye, o büyük (uhrevi) azaptan önce, yakın (dünyevi) azaptan da tattıracağız. (Onlara karşı mü’minlere zafer verip zalimlerin saltanatını yıkacağız.)
A

Ahmet Tekin Meali

En büyük azaptan, cehennem azâbından önce, onlara korku, esâret, zillet, açlık, hastalık, deprem, âfet gibi en yakın felâketlerden, kabir azabından tattıracağız. Olur ki, şirkten ve isyandan vazgeçip imana dönerler.
A

Ahmet Varol Meali

Andolsun ki onlara en büyük azaptan önce yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki dönerler.
A

Ali Bulaç Meali

Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Şu da muhakkak ki, o kâfirlere, o en büyük azabdan (cehennem azabından) önce, yakın azabdan (dünyadaki esaret, ölüm, açlık gibi felâketlerden) taddıracağız. Olur ki, (küfürlerinden) dönerler, tevbe ederler.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Andolsun! O büyük azaptan başka da yakın bir azabı onlara tattıracağız. Belki dönerler diye…
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Andolsun ki, biz onlara o büyük azaptan önce pek yakın/dünya azabı da tattıracağız. Belki dönerler!
B

Besim Atalay Meali (1965)

Büyük azaptan önce, yakın olan azabı da onlara tattırırız, ola ki onlar döne
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Biz ən böyük əzabdan (axirət əzabından) əvvəl onlara mütləq dünya əzabından daddıracağıq. Bəlkə, (tövbə edib düz yola) qayıdalar!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Belki dönüp yola gelirler diye onlara (ahiretteki) büyük azaptan önce mutlaka daha yakın azabı da (dünyada açlık, korku, esaret, zillet, musibet, deprem, afet gibi) tattıracağız.
C

Cemil Said (1924)

Büyük ’azâba dûçâr itmezden evvel ânlara dünyâda hafif bir ’azâb vireceğiz belki bize rücû’ iderler.
D

Diyanet Vakfı Meali

En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Belki yollarından dönerler diye and olsun onlara büyük azabdan önce dünya azabından tattırırız.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Şu bir gerçek ki, onlara o en büyük azabdan önce yakın azabdan (dünyada) da tattıracağız. Umulur ki, (kötülükten) dönerler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Şu da muhakkak ki onlara o en büyük azâbdan beride o yakın azabdan da tattıracağız, gerek ki rücu' edeler
E

Emrah Demiryent Meali

Şüphesiz biz onlara (kâfirlere, âhiretteki) en büyük azaptan önce, (pişman olup) doğru yola dönmeleri için, (daha dünyadayken belâ ve musibetler vererek) yakın azabı tattıracağız.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlara, büyük azaptan¹ önce, daha yakın² olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.³
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ŧaduravuz anlara yaķın 'aźābdan ya'nį depelemek ulu 'aźāb ileyince ola kim anlar döneler.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Biz, o en büyük azâbdan önce de onlara mutlakaa yakın azâbdan tatdıracağız. Tâki ric'at etsinler.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Biz onlara -belki dönerler diye- o büyük azaptan ayrı olarak, yakın azabı da mutlaka tattıracağız.
H

Hayrat Neşriyat Meali

(Âhiretteki) en büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabdan (dünya azâbından)da onlara mutlaka tattıracağız; tâ ki (isyankâr hâllerinden) dönsünler.
K

Kadri Çelik Meali

Şüphesiz biz onlara, belki dönerler diye o büyük (uhrevi) azaptan önce, yakın (dünyevi) azaptan da tattırırız.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Belki dönüş yaparlar diye, onlara o büyük azaptan önce daha yakın azaptan muhakkak tattıracağız.
M

M. Pickthall (English)

And verily We make them taste the lower punishment before the greater, that haply they may return.
M

Mahmut Kısa Meali

Bu büyük azaptan ayrı olarak, pişman olup doğru yola dönmeleri için, onlara daha dünyadayken belâ ve musibetler vererek, küçük azaptan da bir nebze tattıracağız. Bütün bunlara rağmen;
M

Mahmut Özdemir Meali

Onlara, En Büyük Azâp’tan başka En Yakın Azâp’tan da tattırıyoruz. Umulur ki dönerler.
M

Mehmet Okuyan Meali

(Gerçeğe) dönsünler diye en büyük azaptan önce onlara mutlaka en yakın azaptan [*] tattıracağız.
M

Mehmet Türk Meali

Belki yola gelirler diye onlara, o büyük (âhiret) azabından önce, yakın (dünya) azabından¹ da mutlaka tattıracağız.
M

Mehmet Çakır Meali

Onlara, ahretteki o büyük cezadan başka, dünyada iken de ufak ufak acılar tattıracağız, bakarsın yanlıştan dönerler.
M

Mehmet Çoban Meali

Bilin ki; hatalarından dönsünler, tövbe edip af dilesinler, cehennem azabından korunsunlar diye dünyada yaşarken insanlara küçük felaketlerle azabı tattıracağız. Belki düşünüp öğüt alırlar. Belki cezaların büyüğü olan cehennem azabından kurtulurlar.
M

Muhammed Esed Meali

Fakat o şiddetli azab[a onları mahkum etme]den önce belki [pişman olup] yollarını düzeltirler diye ¹⁶ hemen yanı başlarındaki azabı tattıracağız. ¹⁷
M

Mustafa Çavdar Meali

Oysa biz onlara belki dönerler diye ahiretteki büyük azaptan önce dünyada kısmen daha aşağı azap yaşatıyoruz. 13/33- 34, 43/46...51
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Ama onlara, daha büyük mahrumiyeti tattırmadan önce daha yakın (dünya) mahrumiyetini kısmen elbette tattıracağız;[³⁷⁰²] umulur ki (yol yakınken) dönerler.[³⁷⁰³]
O

Orhan Kuntman Meali

Andolsun ki onlara, o büyük cehennem azabından önce ibret alıp sapıklıktan dönerler diye o yakın azaptan (yenilgi ve esâret gibi bir belâdan) da tattıracağız!
O

Osman Fırat Meali

(O fâsıklara) belki dönerler diye, büyük azaptan (ahiretten) önce yakın bir azap (dünyada) mutlaka tattırılır.
S

Sardorxon Jahongir

Albatta, Biz ularga shoyad, itoatsizlikdan qaytarlar deb, oxiratdagi katta azobdan oldin dunyodagi yaqin azobni ham tottiramiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı daddurur‐biz anlara dünyā ‘aẕābını ki ḳızlıḳ ve yesīrlik ve özgesidür, ulu ‘aẕāb gelmezden burun ki āḫiret ‘aẕābıdur. Ola kim Tañrıya ḳaytalar.
S

Suat Yıldırım Meali

O kâfirlerin dönüş yapmaları ümidiyle, onlara en büyük azaptan önce, dünyada açlık, musîbet, esaret, ölüm gibi peşin bir azap tattıracağız.
S

Süleyman Ateş Meali

Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Biz onlara büyük 'azâbdan (âhiret 'azâbından) gayrı yakın 'azâbı (dünyâ 'azâbını) taddırırız, belki bu sâyede fısk ve küfürlerinden dönerler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Belki vazgeçerler diye büyük azaptan önce onlara kesinlikle küçük azaptan[*] da tattıracağız.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.
Y

Yusuf Ali (English)

And indeed We will make them taste of the Penalty of this (life) prior to(3654) the supreme Penalty, in order that they may (repent and) return.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve elbette onlara o en büyük azaptan önce o yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki, onlar ric'at ediverirler.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Belki vazgeçerler diye, Biz onlara en büyük azaptan önce, dünyada da bazı azapları tattıracağız.
İ

İhsan Aktaş Meali

Ve (o sapmış olanlar tövbe edip inkârdan) dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (daha dünyadayken) yakın azabı da (açlık, korku, musibet vs.) elbette tattıracağız. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

O büyük azaptan başka, onları daha çok aşağılayacak azabı tattıracağız. Belki dönerler.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Biz onlara kalanların hak yoluna dönebilmeleri için herhalde en büyük [¹] azaptan evvel [²] daha küçük [³] bir azap [⁴] tattıracağız.
İ

İsmail Yakıt

Biz onlara büyük azaptan önce mutlaka yakın/dünya azabı da tattırırız. Belki dönerler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Biz onlara öbür dünyadaki büyük azaptan önce bu dünyadaki en küçük azabı tattıracağız, geri dönsünler diye.
Ş

Şaban Piriş Meali

Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.

Secde Suresi 21. Ayet Meali ve Tefsiri

Secde Suresi 21. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Secde Suresi 21. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Secde Suresi 21. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Secde Suresi 21. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim