Nitekim onlar size üstolsaydı hakkınızda ne bir yakınlık gösterirlerdi, ne bir ahde riayet ederlerdi. Onlar, sizi ancak ağızlarıyla hoşnut ederler, yüreklerindeyse düşmanlık ve gadir var ve onların çoğu, buyruktan çıkmış kişilerdir.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Antlaşmaları nasıl mümkün olabilir ki? Eğer düşmanlarınız size karşı üstünlük sağlasalardı, size karşı ne bir sorumluluk, ne de akrabalığı gözetirlerdi. Onlar size dilleriyle yaranmaya çalışırlar, ama kalpleriyle kötülüğünüzü istiyorlar; ve onların çoğu ilâhî sınırları aşan günahkarlardır.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Saldırgan müşriklere) Nasıl (güven) olabilir ki!.. Eğer üzerinize galip gelirlerse size karşı ne "akrabalık bağlarını", ne de "sözleşme kurallarını" gözetip-tanırlar. (Belki) Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, (ama) kalpleri ise karşı koyar. (Mü’minlere kin ve nefret doludurlar.) Onların çoğu fasık kimselerdir.
A
Ahmet Tekin Meali
Onlarla antlaşmalar nasıl devam edebilir? Eğer onlar size bir üstünlük sağlarlar, ellerine fırsat geçerse, ne yemin, ne akrabalık hatırı dinlerler, ne de antlaşma gözetirler. Yarım ağızla sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Kalpleri, akılları o kadarına da razı olmaz. Onların çoğu doğru ve mantıklı düşünmeyi terketmiş fâsıktır, âsi ve bozguncudur.
A
Ahmet Varol Meali
Nasıl olur ki, eğer onlar size üstün gelecek olsalardı ne bir yakınlık bağı ne de bir antlaşma gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar ama kalpleri istemiyor. Onların çoğu yoldan çıkmıştır.
A
Ali Bulaç Meali
Nasıl olabilir ki!.. Eğer size karşı galip gelirlerse size karşı ne 'akrabalık bağlarını', ne de 'sözleşme hükümlerini' gözetip-tanırlar. Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalbleri ise karşı koyar. Onların çoğu fasık kimselerdir.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Müşriklerle nasıl sözleşme olabilir ki, size galib gelseler hakkınızda ne bir yemîn, ne de bir sözleşme gözetmezler. Ağızları ile sizi râzı etmeğe çalışırlar, fakat kalbleri geri çekilir. Onların çoğu küfürde ısrar eden fasıklardır.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Nasıl antlaşma olur? Onlar size galip gelseler, sizden ne akrabalığı ne de antlaşmayı gözetmezler. Ağızları ile sizi razı ediyorlar, fakat kalpleri bunu reddediyor. Ve onların çoğu da fasıktırlar. (Hak ve yasalara riayet etmezler.)
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Evet Allah ve Peygamber'i katında onların nasıl antlaşması olabilir? Eğer onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de antlaşma gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi razı ederler; fakat kalpleri sizi istemez. Zaten onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Nice kim, onlar sizi yenselerdi, ne hısımlık, ne de ahit tanırlardı, ağızdan sizleri hoşnut kılarlardı, yürekleri kaçınırdı, onların pek çoğu buyrumları tutmayanlar
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Necə ola bilər ki, onlar sizə qalib gəlsələr, nə bir anda, nə də bir əhdə əməl edərlər? Onlar ürələri istəmədikləri halda, sözdə sizi razı salmağa çalışarlar. Onların əksəriyyəti (Allaha asi olan, itaətdən çıxan, əhdi pozan) fasiqlərdir!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
(Başka) nasıl olabilirdi ki? Eğer (düşmanlarınız) size üstün gelselerdi (size karşı) ne bir sorumluluk üstleneceklerdi ne de yaptıkları antlaşmayı tanıyacaklardı. (Şimdi de ahde bağlılıktan bahsederek) dilleriyle sizi razı etmeye çalışıyorlar ama kalpleriyle kötülüğünüzü istiyorlar. Zaten onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
C
Cemil Said (1924)
Müşrikler ’ahde mürâ’ât itmezler ve galebe iderler ise ne akrabâlığa ne yemîne ri’âyet itmezler. Ekserîsi fâsıkdırlar.
D
Diyanet Vakfı Meali
Nasıl olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne ahit, ne de antlaşma gözetirlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ediyorlar, halbuki kalpleri (buna) karşı çıkıyor. Çünkü onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Nasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahd gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar; çokları fasıktırlar.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Onlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlar.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Evet, nasıl olabilir ki: size bir zafer bulsalar hakkınızda ne bir zimmet gözetirler ne de bir yemin, ağızlariyle sizi hoşnud etmeğe çalışırlar, kalbleri ise iba eder durur, zaten ekserisi insanlıktan çıkmış fasıklar
E
Emrah Demiryent Meali
(Müşriklerin antlaşmalarına) nasıl, (ne derece güven) olabilir ki! Eğer size galip gelirlerse size karşı ne akrabalık bağlarını ne de antlaşma (hükümlerini) gözetirler. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar ama kalpleri (sizin iyiliğinizi) istemiyor. Onların çoğu (sözlerinde durmayan) fâsık (hain, kâfir) kimselerdir.
E
Erhan Aktaş Meali
Nasıl olabilir ki? Onlar, size galip gelmiş olsalar, hakkınızda ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetmezler. Kalben istemedikleri halde, dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Onların çoğu fasıktırlar.¹
E
Eski Anadolu Türkçesi
nite ya'nį daħı eger žafer bulalar üzerūñūze śaķlamayalar sizden ħıśımlıķ ne daħı 'ahd ķavl. ħoşnūd eylerler sizi aġızları-y-ıla daħı ķabūl eylemez göñülleri. daħı eyregi anlaruñ ŧa'atdan çıķıcılardur.
H
Hasan Basri Çantay Meali
(Onların) nasıl (ahdi olabilir) ki eğer size galebe ederlerse hakkınızda ne bir yemîn, ne de bir vecîbe gözetib tanımazlar. Sizi ağızlariyle (gûyâ) hoşnud ederler, (fakat) kalbleri dayatır. Onların çoğu faasık (adam) lardır.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Nasıl (ahitleri) olabilir ki? Eğer size üstünlük sağlarlarsa size karşı ne bir antlaşma ne de bir yemin gözetirler. Sizi dilleriyle razı etmeye çalışırlar, zihinleri ise karşı koyar. Onların çoğu fâsıktır.
H
Hayrat Neşriyat Meali
Nasıl (bir andlaşmaları olabilir ki)? Eğer (onlar) size galib gelselerdi, hakkınızda ne bir yemin, ne de bir ahd (söz) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnûd ederler, fakat kalbleri(buna) yanaşmaz! Onların çoğu (sözlerinde durmayan) fâsık kimselerdir.
K
Kadri Çelik Meali
Nasıl (anlaşmaları) olabilir ki? Size üstün gelselerdi ne bir yakınlık ve ne de bir anlaşma gözetirlerdi. Kalpleriyle asla istemezlerken, sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar ve çokları zaten fasıklardır.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Verdikleri söze nasıl güvenilebilir ki? Şayet size galip gelselerdi, yakınlık bağını da antlaşma hükümlerini de sizin için gözetmezlerdi. Onlar dilleriyle sizi memnun etmeye çalışıyorlar, fakat kalplerinden geçen çok farklı. Zaten onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
M
M. Pickthall (English)
How (can there be any treaty for the others) when, if they have the upper hand of you, they regard not pact nor honour in respect of you? They satisfy you with their mouths the while their hearts refuse. And most of them are wrong doers.
M
Mahmut Kısa Meali
Evet, ihâneti alışkanlık hâline getiren bu insanların imzaladığı antlaşmaların nasıl hukûkî bir geçerliliği olabilir ki? Değil mi ki onlar, sizeveya müttefikiniz olan güçsüz kabîlelere üstünlük sağladıklarında, ne size verdikleri yemini tanıyorlardı, ne de yaptıkları antlaşmayı! Şimdi de kalkmış, doğruluktan, ahde bağlılıktan dem vurarak dilleriyle sizi razı etmeye çalışıyorlar fakat kalpleri tam tersini söylüyor, zaten onların çoğu, ahlâk, insaf, adâlet, erdemlilik nedir bilmeyen yoldan çıkmış kimselerdir.
M
Mahmut Özdemir Meali
Nasıl, sizin aleyhinize gelişme olursa, sizin hakkınızda ne akrabalık bağı gözetirler, ne de andlaşma; sizi ağızlarıyla razı ediyorlar; kalbleri reddediyor!
Onların çoğu fâsıklar / yoldan çıkıp sapanlardır.
M
Mehmet Okuyan Meali
Nasıl (onların bir sözü) olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda söz de antlaşma da gözetmezlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ediyorlar; (oysa) kalpleri yüz çeviriyor. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
M
Mehmet Türk Meali
(Allah’ın ve Elçisinin onlarla herhangi bir antlaşması) nasıl mümkün olabilir ki? Eğer size karşı onların ellerine bir fırsat geçse onlar, sizin gözünüzün yaşına bakmadıkları gibi sizin kişisel hukukunuzu da gözetmezler.¹ Sadece sizi dillerinin ucuyla hoşnut etmeye çalışırlar, fakat kalpleri bu kadarına bile râzı olmaz. Çünkü onların çoğunun karakteri bozuktur.²
M
Mehmet Çakır Meali
Acaba aksi olsaydı n'olurdu: Yani müşrikler sizi yenseydi, akrabayı gözetir yabancı hukukuna riayet ederler miydi? Yoksa sizi yürekten olmasa da lafla avutmaya mı çalışırlardı?... Resulüm! müşriklerin çoğu dik kafalıdır.
M
Mehmet Çoban Meali
Onlardan bazılarının kalbi kötüdür. Kalbi kötü olanların yanınızda nasıl bir anlaşması olabilir? Eğer yaptığınız savaşlarda onlar size üstün gelseydi ne akrabalık bağlarını ne de sözleşme hükümlerini gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Sırf savaşlarda yenildikleri için sizi dinliyorlarmış gibi görünüyorlar. Ellerinden gelse sizi bir kaşık suda boğacaklar. Bakışlarına bir bak! Yenilgilerinin öfkesi gözlerine yansıyor. Kalplerindeki karanlıklar suratlarına yansıyor. Bil ki onların pek çoğu bozguncudur. Onun için asla onlara fırsat verme! Onlara karşı zaafta bulunma! Daima birlik beraberlik içinde güçlü ol! Her zaman tedbirli davran!
M
Muhammed Esed Meali
[Başka] nasıl [olabilirdi ki?] ¹⁴ Eğer [düşmanlarınız] size üstün gelselerdi [size karşı] ne bir sorumluluk ne de bir koruma yükümlülüğü ¹⁵ taşıyacaklardı. Onlar size dilleriyle yaranmaya çalışıyorlar, ama kalpleriyle kötülüğünüzü istiyorlar; zaten onların çoğu fasık kimselerdir.
M
Mustafa Çavdar Meali
Antlaşmalarının nasıl bir değeri olabilir ki, eğer onlar size üstün gelselerdi ne ettikleri yeminlere ne de yaptıkları ahit/antlaşmaya sadakat gösterirlerdi. Dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlarken içten içe size diş biliyorlar, zaten onların çoğu yoldan çıkmış fasık kimselerdir. 2/100, 3/118- 119, 5/59, 8/56- 57, 9/50, 48/25
M
Mustafa İslamoğlu Meali
(Düşmanlarınızın) size galip gelmeleri hâlinde, size karşı ne bağlayıcı bir yükümlülük ne de anlaşmadan doğan bir sorumluluk üstlenmemişken, (başka) nasıl olabilirdi ki? Sözleriyle sizi hoş tutmaya çalışırken, yürekleri onları yalanlamaktadır; zira onların çoğu (fıtratın gösterdiği) yoldan sapmış kimselerdir.[¹⁴¹³]
O
Orhan Kuntman Meali
(O müşriklerin sözüne) Nasıl güvenilir ki, şayet onlar size bir üstün gelecek olsalar (bir fırsat bulup, kuvvet toplasalar bir zafer elde edebilecek duruma gelseler) sizin hakkınızda (evvelce olduğu gibi) ne bir yemine, ne de bir andlaşmaya sadık kalmazlardı. Onlar (şimdi, iki yüzlü davranarak) sizi dilleriyle hoşnud ederler, (size itaat edeceklerine yemin bile ederler) kalpleri ise aksini söyler! (sözleri, özlerine hiç uymaz) Çünkü onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
O
Osman Fırat Meali
Eğer size üstün gelselerdi, sizin için hiçbir şey gözetmeyecek olan, istisnasız her şeyinizi zimmetlerine geçirecek olan, sizi sadece ağızlarıyla razı eden ama kalpleri ise bundan imtina edenlerle nasıl bir anlaşma olabilir ki… Onların ekserisi bozguncudur.
S
Sardorxon Jahongir
Darvoqe, qanday qilib ahd bo‘lsinki, agar ular sizning ustingizga g‘alaba qilsalar, na yaqinlik jihatdan va na majburiyat jihatdan sizlarga rioya qiladilar. Ular faqat sizlarni og‘izlari bilan rozi qiladilar-u, lekin ko‘ngillari xush ko‘rmaydi. Ularning ko‘pchiligi fosiq kimsalardir.
Evet, onların nasıl ahitleri olabilir ki, eğer size galip gelecek olurlarsa sizin hakkınızda ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hiç bir şey gözetmezler. Ağızlarıyla güya sizin gönlünüzü alırlar, kalpleri ise nefret duyup kaçınır. Çünkü onların ekserisi Allah'ın yolundan çıkmış fâsıklardır.
S
Süleyman Ateş Meali
Evet (Allah ve Elçisi yanında onların) nasıl (ahdi olabilir)? Eğer onlar size galib gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de andlaşma gözetmezlerdi. Ağızlarıyla sizi razı ederler, fakat kalbleri (sizi) istemez. Çokları da yoldan çıkmışlardır.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Müşriklerle nasıl 'ahid olur ki onlar sizin üzerinize zafer bulsalar ne hakk-ı karâbete ve ne de 'ahde mürâ'ât iderler. Sizi dilleriyle hoşnûd iyledikleri halde kalbleri bundan imtinâ' ider. (Yüzünüze karşı güzel ve hoşunuza giden şeyler söylerler fakat kalben başka dürlü düşünürler). Onların ekserîsi fâsıklardır.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Böyle bir söz nasıl olabilir ki? Bunlar sizi alt etseler ne bir antlaşma akıllarına gelir ne de size karşı sorumlulukları. Onlar ağızlarıyla sizi memnun ediyorlar ama kalpleri bunu istemiyor. Onların çoğu, yoldan çıkmış fasıklardır.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Onların ahdine nasıl güvenilebilir! Eğer üzerinizde egemenlik kurarlarsa, sizinle ilgili ne bir antlaşmaya saygı duyarlar ne de bir yemine. Ağızlarıyla size hoşnutluk sunarlar, fakat kalpleri inat eder durur. Ve onların çoğu gerçeğe uzak düşmüş sapıklardır.
Y
Yusuf Ali (English)
How (can there be such a league),(1256) seeing that if they get an advantage over you, they respect not in you the ties either of kinship(1257) or of covenant? With (fair words from) their mouths they entice you, but their hearts are averse from you; and most of them are rebellious and wicked.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Nasıl olabilir! Ve eğer size bir galip gelecek olsalar sizin hakkınızda ne bir yemine ve ne de bir ahde riayette bulunmazlar. Onlar sizi ağızlarıyla hoşnut ederler. Kalpleri ise çekinir ve onların çoğu fâsık kimselerdir.
Ü
Ümit Şimşek Meali
O müşriklerle nasıl bir ahit olabilir ki, onlar size üstün geldiklerinde size karşı ne bir yemin gözetirler, ne bir taahhüt. Ağızlarıyla sizi hoşnut ederler; kalpleri ise bunun tersini söyler. Zaten onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
İ
İhsan Aktaş Meali
O (barış antlaşmasını sürekli bozan saldırgan) müşriklere nasıl (güven) olabilir ki, onlar size üstün geldiklerinde size karşı ne bir yemin gözetirler, ne bir taahhüt. Ağızlarıyla güya sizin gönlünüzü alırlar, gönülleri (akıl, duygu ve düşünceleri) ise tam tersini söylüyor. Ve onların ekserisi (ahitlerinin dışına çıkan ve onların çoğunun karakteri bozuk olan) fasıklardır.
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Hâlbuki onlar size galip gelselerdi, size karşı ne akrabalık sorumluluklarını, nede sizi korumayı düşünüp gözetmeyeceklerdi. (Siz galipsiniz diye) Kalpleri size karşı oldukları halde, dilleriyle sizi razı etmeye çalışıyorlar. Onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Şâyet onlar galip gelselerdi hakkınızda ne karabete [¹] ne ahte riayetkâr olmayacak olanlarla nasıl ahit olabilir? Onlar sizi ağızlarıyle hoşnut ederler, yürekleri ise ondan çekinir. Onların pek çoğu da fâsıktır.
İ
İsmail Yakıt
Nasıl olabilir ki, eğer size galip gelselerdi, hakkınızda ne bir akrabalık (bağları) ne de bir antlaşma gözetirlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ederlerken, kalpleriyle de karşı çıkıyorlar. Onların pek çoğu yoldan çıkmış kimselerdir [fâsikûn].
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Antlaşma nasıl olabilir ki eğer onlar sizden üstün gelseler ne kan bağı tanırlar, ne de antlarını tutarlar. Dilleriyle okşarlar, yürekleriyle iterler. Onların pek çoğu karıştırıcı kimselerdir.
Ş
Şaban Piriş Meali
Nasıl antlaşmaları olabilir ki, galip gelselerdi size karşı ne yakınlık, ne de antlaşmaya sadakat gösterirlerdi. Kalpleriyle istememelerine rağmen dilleriyle sizi hoşnut etmek istiyorlar. Onların çoğu fasıktır.
Tevbe Suresi 8. Ayet Meali ve Tefsiri
Tevbe Suresi 8. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Tevbe Suresi 8. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Tevbe Suresi 8. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Tevbe Suresi 8. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?