Sureye Dön

Yâsîn Suresi Suresi, 47. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve onlara, Allah'ın, sizi rızıklandırdığı şeylerin bir kısmını hayır yoluna harcayın dendi mi kafir olanlar, inananlara derler ki: Dileseydi Allah doyururdu onu, biz mi doyuralım? Siz, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Ve yine bu tür insanlara, Allah'ın size verdiği şu rızıktan, O'nun uygun gördüğü yerlere ve kimselere harcayın denildiğinde, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, inananlara derler ki: “Dileseydi, Allah doyururdu onları, biz mi doyuralım yani?” Gerçekten siz böyle düşünmekle, apaçık sapıtmış kimselersiniz.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Ve onlara: "Size Allah’ın rızık olarak verdiklerinden (hayır ve hizmet yolunda) infak edin" denildiği zaman, o inkâr edenler iman edenlere derler ki: "Eğer dilemiş olsaydı (zaten) Allah’ın yedireceği (ve zengin edebileceği) kimseyi biz mi doyurup besleyecekmişiz? (Allah onlara da servet ve genişlik verseydi, bize ne!..) Gerçekten siz (ey iman ehli, fakirlere zekât vermek ve infak etmekle) apaçık bir şaşkınlık içindesiniz" (diyerek mü’minlerle dalga geçilmektedir.)
A

Ahmet Tekin Meali

Onlara:
“Allah'ın size rızık ve servet olarak verdiklerinden, Allah yolunda, karşılık gözetmeden gönüllü hayra harcayın, insanların ihtiyaçlarını görün” denildiği zaman, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, iman edenlere:
“Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde doyuracağı akıllı ve sorumlu kimseleri, biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir yanılgı içindesiniz.” diyorlar.
A

Ahmet Varol Meali

Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiğinden (hayır yolunda) harcayın" dendiğinde inkâr edenler iman edenlere derler ki: "Allah'ın dilediği takdirde yedireceği kimseye biz mi yedireceğiz? Doğrusu siz apaçık bir sapıklık içindesiniz."
A

Ali Bulaç Meali

Ve onlara: 'Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin' denildiği zaman, o inkâr edenler iman edenlere dediler ki: 'Allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz.'
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Onlara: “-Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın.” denildiği zaman, o kâfir olanlar, iman edenlere şöyle dediler: “- O kimseye biz mi yedireceğiz ki, Allah dileseydi ona yiyeceğini verirdi? Siz (Allah'ın iradesine aykırı teklifte bulunmakla) ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz.”
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Onlara “Allah’ın size verdiği rızıktan nafaka verin.” denildiğinde, o kâfirler müminlere derler ki: “Allah yedirmek isteseydi yedirirdi. (Ve yedirmediği kişiyi biz nasıl yediririz! Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz.”
B

Bayraktar Bayraklı Meali

“Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden, hayra sarfediniz” denildiğinde kâfirler müminlere şöyle der: “Allah'ın dilediği taktirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.”
B

Besim Atalay Meali (1965)

Onlara: «Allahın verdiğinden yediriniz!» denildiğinde, kâfir olanlar inananlara derler ki: «Allahın isterse yedireceğini, bizler mi yedirelim?», «Sizler ancak, pek açık bir sapkınlık içindesiniz»
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Onlara: “Allahın sizə verdiyi ruzidən (ehtiyacı olanlara) sərf edin!” – deyildiyi zaman, kafirlər mö’minlərə: “Allahın istədiyi təqdirdə özü yedirə biləcəyi kimsəni bizmi yedirdəcəyik?!” – deyərlər. Siz (bu e’tiqadınızla) sadəcə olaraq (haqq yoldan) açıq-aşkar azmısınız.
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Onlara: “Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları için harcayın” denilince inkâr edenler inananlara: “Allah dileseydi, doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Siz gerçekten sapıtmış kimselersiniz?” derler.
C

Cemil Said (1924)

47,48. "Allâh’ın ihsân itdiği erzâkdan fukarâya sadaka viriniz" dinildiği zamân "Allâh’ın ister ise i’âşe idebileceğini biz mi i’âşe ideceğiz? Siz âşikâr dalâletdesiniz. Allâh’ın va’adleri ne vakit infâz olunacak sözünüzde sâdık iseniz söyleyiniz" diyorlar.
D

Diyanet Vakfı Meali

Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onlara, “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, “Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Allahın size merzuk kıldığı şeylerden hayra sarfedin denildiği zaman da onlara o küfredenler iyman edenler için şöyle dediler, biz hiç yedirirmiyiz o kişiye ki Allah dilese ona yiyeceğini verirdi, siz ap açık bir dalâl içinde değil de nesiniz!
E

Emrah Demiryent Meali

Onlara, (müşriklere,) “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (bir kısmını), Allah yolunda (fakirlere) harcayın” denildiği zaman, o kâfirler, mü’minlere derler ki: “(Sizin inancınıza göre) Allah’ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Doğrusu siz (bu inancınıza rağmen böyle düşünmekle), apaçık bir sapkınlık içerisindesiniz.”
E

Erhan Aktaş Meali

Onlara: “Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden infak¹ edin.” dendiği zaman, gerçeği yalanlayan nankörler, iman edenlere: “Allah'ın dileseydi doyuracağı kimseyi biz mi doyuracağız? Siz ancak apaçık bir sapkınlık içindesiniz.” dediler.
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ķaçan kim eyidildi anlara “nafaķa eyleñ andan kim rūzį virdi size Tañrı” eyitti anlar kim kāfir oldılar anlara kim įmān getür diler “iy yidürelüm mi aña kim eger dilese-di Tañrı yidüre-di? degülsiz illā azġunlıķda bellü.”
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onlara : «Allahın sizi rızıklandırdığı şeylerden (hayra) harc edin» denilince o küfredenler, îman edenlere (şöyle) dedi (ler): «Allahın, dileseydi, yedireceği kimseye biz mi yedirecek misiz? Siz apaçık bir sapıklıkda bulunanlardan başkaları değilsiniz».
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Onlara: “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden infak edin.” denildiğinde; inkâr edenler, iman edenlere: “Allah’ın dilediği takdirde doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapkınlık içindesiniz.” dediler.
H

Hayrat Neşriyat Meali

Kendilerine: “Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (siz de O'nun yolunda) sarf edin!” denildiğinde ise o inkâr edenler, îmân edenlere dedi(ler) ki: “Allah dileyecek olsaydı kendisini doyuracağı bir kimseyi, (biz) mi doyuracağız? Doğrusu siz ancak apaçık bir dalâlet içindesiniz.”
K

Kadri Çelik Meali

Ve onlara, “Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin” denildiği zaman da o küfre sapanlar, iman edenlere dediler ki: “Allah'ın, dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi acaba biz mi doyuracağız? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz.”
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları için de harcayın” dendiğinde, inkârcılar müminlere derler ki: “Dilese Allah’ın doyuracağı kimseleri biz mi besleyeceğiz! Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz.”
M

M. Pickthall (English)

And when it is said unto them: Spend of that wherewith Allah hath provided you. those who disbelieve say unto those who believe: Shall we feed those whom Allah, if He willed, would feed? Ye are in naught else than error manifest.
M

Mahmut Kısa Meali

Yine onlara, “Allah’ın size bahşettiği nîmetlerden bir kısmını yoksullar için harcayın!” denildiği zaman, hakîkati inkâr edenler, dünya hayatının baştan başa bir imtihândan ibaret olduğunu görmezlikten gelerek, inananlara şöyle itiraz ederler: “Allah’ın dileseydi doyurabileceği —fakat doyurmadığı— kimseleri biz mi doyuracağız? Allah fakir edecek, biz besleyeceğiz, öyle mi? Allah onlara vermemişken bize ne oluyor? Biz daha mı merhametli, daha mı adâletliyiz? Ey Müslümanlar, siz düpedüz yanlış bir yoldasınız!” derler.
M

Mahmut Özdemir Meali

Onlara: -"Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden infâk edin!" denildiği zaman inkâr etmiş olanlar, inanmış kimseler için dedi ki: -"Şayet Allah dilerse, doyurabildiği kimseyi doyurur muyuz?
Siz ancak açık bir şaşkınlık içindesiniz".
M

Mehmet Okuyan Meali

Onlara “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden [infak] edin (verin)” dendiğinde, kâfir olanlar iman edenlere “Allah’ın, dilemesi hâlinde doyuracağı kişileri biz mi doyuracakmışız! Siz sadece apaçık bir sapkınlık içindesiniz!” demişlerdi.
M

Mehmet Türk Meali

Ve o (kâfirlere): “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden Allah yolunda harcayın.” denilince o kâfirler, îman edenlere; “Allah’ın dilediği zaman doyurabileceği kimseleri, (şimdi) biz mi doyuracağız? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içerisindesiniz” ¹ dediler.
M

Mehmet Çakır Meali

" Allah'ın verdiklerinden bir kısmını hayra sarfedin " dendiğinde ise inkarcılar inananlara: " doyurmak mı!? Madem Allah istediğini doyuruyormuş buyursun doyursun, " herhalde siz, kafayı yediniz. "
M

Mehmet Çoban Meali

Allah’ın size verdiklerinden yoksullara, yetimlere, yolda kalmışlara, fakirlere verin denildiğinde şöyle derler: "Allah’ın dilediği zaman doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz. Onları doyurmuyoruz diye bizi tehdit mi ediyorsunuz?"
M

Muhammed Esed Meali

Kendilerine, “Allah’ın size verdiği rızıktan başkaları için harcayın!” ²⁶ denildiğinde, hakikati inkara şartlanmış olanlar, inananlara, “Rabb[iniz] dileseydi [Kendisinin] besleyebileceği kimseleri biz mi besleyelim? Doğrusu siz açık bir yanılgı içindesiniz!” derler;
M

Mustafa Çavdar Meali

Yine onlara: – Allah’ın size verdiği nimetlerden açları ve muhtaçları doyurun denildiğinde, bu nankör kâfirler iman edenlere derler ki: – Dilediği takdirde Allah’ın doyurabileceği kimseleri biz mi doyuracağız? Öyleyse siz, açıkça saçmalıyorsunuz. 51/15.19, 76/7...11
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Kendilerine “Allah’ın size verdiği servetten (Allah yoluna) cömertçe sarf edin”[³⁹⁵⁹] denildiğinde, inkârda ısrar edenler imanda sebat gösterenlere dediler ki: “Ne yani, Allah’ın isterse pekâlâ doyuracağı kimseyi biz mi doyuracakmışız? Şimdi siz açık bir şaşkınlık içinde değil de nesiniz!”
O

Orhan Kuntman Meali

(Nitekim ayetlerimizde) "Allah’ın rızık olarak verdiklerinden hayra harcayın" denildiğinde, kâfirler müminlere, "Allah’ın dilediği takdirde doyurabileceği kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
O

Osman Fırat Meali

Ve onlara: "Allah’ın size rızık olarak verdiğinden infak edin" denildiği zaman, o inkar edenler iman edenler için dediler ki: "Allah dilerse yedireceği kimseyi biz mi yedirelim; siz apaçık bir sapıklık içindesiniz."
S

Sardorxon Jahongir

Agar ularga: “Alloh sizlarga rizq qilib bergan narsalardan muhtojlarga ehson qilinglar”, – deyilsa, kufr keltirgan kimsalar iymon keltirganlarga istehzo bilan: “Agar Alloh xohlasa, uni O‘‎zi yediradigan kimsani biz taomlantiramizmi?! Sizlar, aniq zalolatdasizlar”, – deydilar.
S

Satıraltı Meal (1534)

Ve ḳaçan anlara eyidilse ḫarc eyleñüz, ṣadaḳa virüñüz Tañrı Ta‘ālā sizevirdügi rızḳdan. Eydür kāfir olanlar īmān getürenlere: Biz yidürelik mi olkimseye ki Tañrı Ta‘ālā dilese‐y‐di aña yidürürdi. Siz degülsiz, illā bellüazġunluḳ içinde.
S

Suat Yıldırım Meali

Onlara ne zaman: “Allah'ın size lütfettiğinden, siz de muhtaçlar için harcayın” denilse, kâfirler müminlere şöyle derler: “Size kalsa Allah'ın dilediği takdirde bol bol rızıklandıracağı kimseyi doyurmak bizim mi işimiz? Siz, böyle ne sapık düşünürsünüz! ”
S

Süleyman Ateş Meali

Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan (Allah için) verin!" dendiği zaman, nankörler, inananlara: "Allah'ın dilediği takdirde yedireceği bir kimseye biz mi yedirelim? Doğrusu siz, apaçık bir sapıklık içindesiniz." derler.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onlara, "Size Allâh'ın rızk iylediği şeylerden fukarâya infâk idiniz" dinildikde kâfirler mü'minlere: "Allâh murâd itse idi it'âm ideceği adamları biz mi it'âm idelim? Şübhesiz âşikâr dalâletdesiniz"
S

Süleymaniye Vakfı Meali

“Allah’ın verdiği rızıktan hayra harcayın” dense, görmezlikten gelenler, müminlere derler ki, “Onları biz mi doyuracağız; gerekli görseydi Allah doyururdu. Sizin hepiniz açık bir sapıklık içindesiniz.”
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onlara, "Allah'ın size lütfettiği rızıklardan dağıtın!" dendiğinde, nankörlüğe sapanlar, iman edenlere şöyle derler: "Allah'ın, dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıklık içindesiniz, hepsi bu."
Y

Yusuf Ali (English)

And when they are told, "Spend ye of (the bounties)(3994) with which Allah has provided you," the Unbelievers say to those who believe: "Shall we then feed those whom, if Allah had so willed,(3995) He would have fed, (Himself)?- Ye are in nothing but manifest error."
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve onlara «Allah'ın sizi merzûk ettiği şeylerden infak ediniz» denildiği vakit kâfir olanlar, imân edenlere dediler ki: «Biz mi taam vereceğiz o kimseye ki, eğer Allah dilese idi ona taam verirdi. Siz başka değil, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz?»
Ü

Ümit Şimşek Meali

Kendilerine “Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden bağışta bulunun” dendiği zaman, inkâr edenler iman edenlere dediler ki: “Dilediği takdirde Allah'ın doyurabileceği kimseleri biz mi doyuralım? Siz iyice şaşırmışsınız!”
İ

İhsan Aktaş Meali

Yine onlara: ‘’Allah’ın size verdiği rızıktan (fakir, yoksul, muhtaç ve işsizlere) sarfedin’’ denince o inkâr etmiş olanlar inanmış olanlara: ’Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz açık bir sapıklıktasınız’ derler. *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Onlara “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden ihtiyaç sahiplerini rızıklandırın” denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere “Dileseydi Allah’ın doyurabileceği kimseleri, biz mi doyuracağız” dediler. Ey İnkârcılar! “Siz ancak açık bir sapıklık içerisindesiniz.”
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara, fakirler tarafından «— Allah/ın size verdiği rızktan sarfedin» denildiği zaman o kâfirler mü/minlere istihza ile «— Allah dileseydi zamınızca ta/am vereceği kimselere mi ta/am verelim?», «— Siz meşiyeti Bâri/ye muhalif hareket ettiğinizden ancak açık bir sapıklık içindesiniz» derlerdi.
İ

İsmail Yakıt

Onlara, “Allah’ın size verdiği rızıktan harcayınız [enfikû]” denildiği zaman, inkâr edenler inananlara, “Allah’ın dilediğinde doyurabileceği kişilere mi yedirelim? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler.
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Yine onlara: "Allah’ın size verdiği azıklardan siz de başkalarına verin" denilince inanmıyanlar inananlara derler: "Allah’ın dileyince doyurabileceklerini, biz mi doyuracağız?" Sizler ancak açıktan açığa sapkınlık içindesiniz.
Ş

Şaban Piriş Meali

Kendilerine:-Allah'ın size verdiği rızıklardan infak edin, denildiği zaman; nankörlük edenler, iman edenlere;-Allah istese doyurabileceği kimseleri biz mi doyuracağız? Siz, ancak açık bir sapıklık içindesiniz, derler

Yâsîn Suresi 47. Ayet Meali ve Tefsiri

Yâsîn Suresi 47. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Yâsîn Suresi 47. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Yâsîn Suresi 47. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Yâsîn Suresi 47. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim