Sureye Dön

Zuhruf Suresi Suresi, 42. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Yahut da onlara vaadettiğimiz azabı mutlaka sana gösteririz, gerçekten de onlara gücümüz yeter bizim.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Yahut onları tehdit ettiğimiz şeyi sana gösteririz, yani senin gözlerinin önünde, onları azaba uğratırız. Şüphesiz biz onların hakkından geliriz.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

Ya da (henüz Sen hayatta iken) kendilerine va’ad ettiğimiz şeyi Sana gösterip (onları cezalandıracağız) ki, Biz gerçekten onlara karşı Muktedir durumdayız.
A

Ahmet Tekin Meali

Yahut da, onları tehdit ettiğimiz azâbı sana gösteririz. Kesinkes bizim onları cezalandırmaya gücümüz yeter.
A

Ahmet Varol Meali

Yahut onlara vaadettiğimizi sana gösteririz. Şüphesiz bizim onlara gücümüz yeter.
A

Ali Bulaç Meali

Ya da kendilerine va'dettiğimiz şeyi sana gösteririz ki, biz gerçekten onların üstünde güç yetirenleriz.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Yahud onlara (azab olarak) vaad ettiğimizi, (hayatında) muhakkak sana göstereceğiz. Elbette onlara azab etmeğe kadiriz.
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Veya onlara vaadettiğimiz azabı sana göstersek, şüphesiz Biz onların hakkından gelebiliriz.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
B

Besim Atalay Meali (1965)

Ya da söz vermiş bulunduğumuz şeyi, sana da gösteririz, onlara gücümüz yetişir bizim
B

Bunyadov-Memmedeliyev

Yaxud (sən həyatda ikən) onlara və’d etdiyimizi (əzabı) göstərəcəyik. Həqiqətən, Biz onlara (əzab verməyə) qadirik!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

41-42.(Ey Resul!) Biz seni onların arasından (vefat ettirip) yanımıza alsak da onlardan yine (yaptıkları kötülüklerin karşılığını vererek) intikamı alacağız. Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı, dünyada sana göstereceğiz. Çünkü onlara karşı biz her zaman güçlüyüz.
C

Cemil Said (1924)

41,42. Gerek seni ânların içinden almış olalım ve gerek tehdîdlerimizin îkâ’ına seni şâhid yapalım her halde ânlara ’azâb ile intikâm alacağız. Biz ânlara va’ad itdiğimiz ’azâbı göstermeğe muktediriz.
D

Diyanet Vakfı Meali

Yahut onlara vâdettiğimiz azabı, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

41,42. Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter.
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Yâhud onlara yaptığımız vaîdi sana gösterirsek şübhe yok ki biz ona da muktediriz
E

Emrah Demiryent Meali

Yahut onları tehdit ettiğimiz şeyi (uğrayacakları azabı), sana (dünya hayatında) gösteririz. Şüphesiz bizim onlara (dünyada da âhirette de azap etmeye) gücümüz yeter.
E

Erhan Aktaş Meali

Veya onları uyardığımız azabı sana gösteririz. Elbette Bizim onlara gücümüz yeter.
E

Eski Anadolu Türkçesi

yā gösterevüz saña anı kim va'de eyledük anlara bayıķ biz anlaruñ üzere ķaadırlaruz.
H

Hasan Basri Çantay Meali

Yahud onlara va'd (ve tehdîd) etdiğimiz (azâb) ı (senin hayâtında) behemehal kendine göstereceğiz. Çünkü biz onların üstünde iktidar saahibleriyiz.
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Ya da onlara vadettiğimiz şeyi sana gösteririz, bizim onlara gücümüz elbette yeter!
H

Hayrat Neşriyat Meali

Yâhut onlara va'd ettiğimiz (azâb)ı sana (hayâtında) gösteririz; çünki şübhesiz biz, onların üzerine muktedir olanlarız.
K

Kadri Çelik Meali

Ya da onlara vaat ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

41-42. Ya seni alıp götüreceğiz, onlara da hak ettikleri cezayı vereceğiz yahut kendilerine yapacağımızı söylediğimiz şeyi sana göstereceğiz; onlara dilediğimizi yapabiliriz!
M

M. Pickthall (English)

Or (if) We show thee that wherewith We threaten them; for lo! We have complete command of them.
M

Mahmut Kısa Meali

Yâhut onlara söz verdiğimiz azap vaadini gerçekleştirerek, bu dünyada zafer ve başarıyı sana hemen göstersek de sonuç aynı olacak: Her hâlükârda sana mükâfâtını, zâlimlere de cezalarını mutlaka vereceğiz! Çünkü Biz, onlar üzerinde tam bir otoriteye sahibiz! Unutma, bu dinin sahibi Benim; senin görevin ise, sadece mesajı tebliğ etmekten ibarettir.
M

Mahmut Özdemir Meali

Yahut onlara vaad ettiğimizi sana göstersek de, şüphesiz biz, onlar üzerinde muktediriz / güç yetirecek durumdayız.
M

Mehmet Okuyan Meali

Veya onlara vadettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Şüphesiz ki bizim onlara gücümüz yeter.
M

Mehmet Türk Meali

Ya da (dilersek) onlara vâdettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Çünkü onlara azap etmeye Bizim gücümüz, elbette yeter.
M

Mehmet Çakır Meali

Ama, onlara yaptığımız tehditlerin sonucunu, sana mutlaka göstereceğiz. Biz onların hakkından geliriz...
M

Mehmet Çoban Meali

Belli mi olur? İnkârlarından dolayı söz verdiğimiz cezayı bizzat sen içlerinde yaşarken veririz. Böylece onlara verdiğimiz ceza nasılmış sana da gösteririz. Bizim buna gücümüz yeter. Cezalandırmaya karar verdiğimiz gün bizi engelleyecek hiçbir güç yoktur.
M

Muhammed Esed Meali

ve onlara vaad ettiğimiz şeyi yerine getirdiğimizi [bu dünyada] sana göstersek de [göstermesek de] -onlar üzerinde kesin bir otoriteye sahibiz!
M

Mustafa Çavdar Meali

Yahut onlara vaat ettiğimiz azabı sağlığında sana göstersek ki, her durumda bizim onları cezalandırmaya gücümüz yeter. 39/68...71
M

Mustafa İslamoğlu Meali

istersek, onları tehdit ettiğimiz (azabı) sana da gösteririz:[⁴³⁹⁶] Her durumda Biz, elbette onları alt edecek bir güce sahibiz.
O

Orhan Kuntman Meali

Ve (ahiret gününde de) onlara vadettiğimizi, (başlarına gelmesi mukadder olan o çetin azabı) sana gösteririz. Şüphe yok ki bizim her şeye gücümüz yeter, (hak ettikleri cezayı elbette veririz)
O

Osman Fırat Meali

Veya onlara vaad ettiğimiz (azabı) sana da gösteririz; biz buna kesinlikle kadiriz.
S

Sardorxon Jahongir

Yoki Biz ularga va’da qilgan azobni hayotlik chog‘‎ingizdayoq sizga ko‘‎rsatamiz. Shubhasiz, Biz ularga azob berishga qodirmiz.
S

Satıraltı Meal (1534)

Yā gösterevüz saña ol ‘aẕābı ki anlara va‘de itdük. Pes anları helākitmege biz ḳādirler‐biz.
S

Suat Yıldırım Meali

41, 42. Ey Resulüm! Biz seni vefat ettirip yanımıza alsak da, yine onlardan müminlerin intikamını alırız. Yahut onlara vâd ettiğimiz azabı, sana sağlığında gösteririz. Çünkü onlara karşı Biz her zaman güçlüyüz.
S

Süleyman Ateş Meali

Yahut onları uyardığımız şeyi sana gösteririz (senin gözlerinin önünde onları azaba uğratırız); bizim onlara gücümüz yeter.
S

Süleyman Tevfik (1927)

Yâhud onlara va'd iylediğimiz 'azâbı sana gösteririz ve biz buna kâdiriz.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Onlara söz verdiğimiz azabı sana gösterebiliriz de. Çünkü kıskıvrak elimizdedirler.
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Yahut da onlara yönelttiğimiz tehdidi sana gösteririz. Biz onlarla başa çıkacak güçteyiz.
Y

Yusuf Ali (English)

Or We shall show thee that (accomplished) which We have promised them: for verily We shall prevail over them.
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Yahut onlara vaadettiğimizi sana göstereceğizdir. Çünkü Biz, muhakkak ki onların üzerlerine muktedirleriz.
Ü

Ümit Şimşek Meali

Yahut onlara vaad ettiğimiz şeyi sana da gösteririz. Nasıl olsa Bizim onlara gücümüz yeter.
İ

İhsan Aktaş Meali

41, 42. (Resulüm!) Biz seni (ölümle) alıp götürürsek (vefat ettirip yanımıza alsak) bile, şüphe yok ki biz (yine) onları (o zalim ve azgın kimseleri hak ettikleriyle) cezalandırırız. Veya onlara va’dettiğimiz (dünyevi azabı, mağlûbiyeti sen hayatta iken kendilerine tattırırız da onu) sana da gösteririz; kuşkusuz biz, onlara karşı (her zaman) muktediriz.
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Veyahut onlara vaat ettiğimiz azabı sana gösterirsek ki, bizim buna gücümüz yeter.
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Yahut onlara vaadettiğimiz azabı sağlığında sana gösteririz, bizim onlara gücümüz yeter.
İ

İsmail Yakıt

Yahut onlara vaat ettiğimizi sana gösteririz. Muhakkak ki Biz’im onlara gücümüz yeter.¹⁵
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

ya da onlara adadığımız azabı sana gösteririz. Çünkü Bizim onlara karşı gücümüz yeticidir.
Ş

Şaban Piriş Meali

Onlara vaadettiğimizi sana göstersek de.. Elbette biz, onlara güç yetiririz!

Zuhruf Suresi 42. Ayet Meali ve Tefsiri

Zuhruf Suresi 42. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Zuhruf Suresi 42. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Zuhruf Suresi 42. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Zuhruf Suresi 42. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim