Şüphe yok ki biz, o kitabı, insanlara bildirmen için gerçek olarak indirdik sana, artık doğru yolu bulanın faydası kendine ve kim yolunu azıtır da azarsa zararı, gene kendine ve sen, onlara bir koruyucu değilsin.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Şüphesiz biz, insanlığın kurtuluşu için, gerçekleri ortaya koyan bu kitabı sana indirdik, kim buna sarılarak doğru yola ulaşmayı seçerse, kendisi için doğru yolu bulur. Kim de doğru yoldan saparsa, yine kendi zararına sapmış olur. Sen onların yapacakları tercihlerden ve sonucundan sorumlu değilsin.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
[Not: Allah ismi, cahiliye Araplarınca da biliniyor ve kullanılıyordu. Ancak onların konuştuğu "Allah" kelimesi Kur’an’daki "Allah" (CC) kelimesinden çok farklı bir anlam taşıyordu. Cahiliye Araplarına göre Allah; yeri göğü yaratan ve diğer şefaatçi tanrılardan (put ve tağutlardan) daha büyük olan, ancak etki ve yetki alanı sınırlı bulunan bir varlığı ifade ediyordu. Kur’an’daki "Allah" (CC) kelimesi ise, öyle tanrılar hiyerarşisindeki baş tanrı değil (hâşâ), varlığı gerçek olan, her şey elinde ve emrinde bulunan, kudreti her şeyi kuşatan, kullarının imani, ahlâki, siyasi ve iktisadi hayatlarına ait kanun ve kurallar koyan, Tek ve mutlak bir Rabb’dir. Kur’an’da geçen kitap, melek, nebi, resul, ahiret, takva, salât, zekât vb. bütün kelime ve kavramlar, "Allah" ismiyle mutlaka irtibatlı ve çok çeşitli daireler içerisinde bütün bunlar birbiriyle bağlantılıdır.] Şüphesiz Biz Sana bu Kitabı insanlar için Hakk (ölçüsü ve hidayet öncüsü) olmak üzere indirdik. (Resulüllah’sız ve Kur’an’sız; Hakkı-Bâtılı, Helâli-Haramı, Doğruyu-Yanlışı, Dostu-Düşmanı bilmek mümkün değildir. Bu nedenle “Kur’an’a ve Resulüllah’a ihtiyaç yoktur” diyen DEİST’ler, sapkın ve münkirdir.) Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış demektir. Sen onların üzerinde vekil ve kefil değilsin. [Dikkat! İnsan ve toplum hayatıyla ilgili her konuda kural koyarken; Kur’ani hükümleri ve Sünneti esas almayanlar, hidayetten ayrılmış, dalâlete kaymış kimselerdir.]
A
Ahmet Tekin Meali
Biz bu kitabı sana, sorumluluklarını tevdi etmek üzere gerekçeli, hikmete dayalı toplumda hakça düzeni gerçekleştirmen, insanların iyiliği, kurtuluşu için indirdik. Artık kimler hür iradeleriyle hidayeti tercih eder, İslâm'da sebat ederlerse, kendi iyilikleri, kurtuluşları için bunları yapmış olur. Kimler de başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaşır, dalâleti, bozuk düzeni helâki tercih ederlerse, yalnızca kendi felaketlerini hazırlamış, kendileri zarara, ziyana uğramış olur. Sen Allah'a karşı onları savunmaya, Allah adına da onlar üzerinde zor kullanmaya memur değilsin.
A
Ahmet Varol Meali
Şüphesiz biz sana Kitab'ı insanlar için hak olarak indirdik. Kim hidayete ererse bu kendi lehinedir. Kim de sapıtırsa yalnız kendi aleyhine sapıtır. Sen onların üzerine vekil değilsin.
A
Ali Bulaç Meali
Şüphesiz, sana Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
(Ey Rasûlüm), Biz sana Kur'an'ı, insanlar için (hidayet bulsunlar diye) hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse, kendi menfaatınadır. Kim de saparsa, ancak kendi zararına sapmış olur. Sen, değilsin onların üzerine vekil...
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Biz insanlar için kitabı, hak ile doğru bir şekilde sana indirdik. Artık kim doğru yolu bulursa, o kendi faydasına doğru yolu bulmuştur. Kim de sapıtırsa, o kendi aleyhine sapıtmış olur. Ve sen, onlar üzerine koruyucu değilsin. [Her şey Allah’ın elindedir.]
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık, kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
B
Besim Atalay Meali (1965)
İnsanların hayrı için hak olarak sana kitap indirdik, doğru yola giden kendine eder, sapıtan kimse de yine kendine; sen onların üzerine vekil değilsin
B
Bunyadov-Memmedeliyev
(Ya Peyğəmbər!) Biz Kitabı (Qur’anı) insanlar üçün sənə haqq olaraq nazil etdik. Kim doğru yolda olsa, özü üçün (öz xeyrinə) olar. Kim (haqq yoldan) çıxsa, zərəri özünə yetişər. Sən onlara vəkil deyirsən!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
(Ey Resul) Biz sana bu Kitabı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen, onların üzerinde sorumluluklarını yüklenecek bir muhafız değilsin.
C
Cemil Said (1924)
Biz sana kitâbı bihakkın ve insânları râh-ı hidâyete sevk içün gönderdik. Bu tarîki ta’kîb iden kendi menfa’atine hidmet itmiş olur ve dalâlete sapan dahî kendi nefsine fenâlık itmiş olur. Sen ânlar ile uğraşmağa me’mûr değilsin.
D
Diyanet Vakfı Meali
(Resûlüm)! Şüphesiz biz bu Kitab'ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Doğrusu Biz, insanlar için Kitap'ı gerçekle sana indirdik; kim doğru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlara vekil değilsin.*
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Biz bu kitabı sana, insanlar için hak ile indirdik. O halde kim doğru yola gelirse kendi lehinedir. Kim de saparsa, sırf kendi aleyhine olarak sapar. Sen onların üzerine vekil değilsin.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
Biz insanlar için senin üzerine hakkıle kitab indirdik, o halde kim yola gelirse kendi lehinedir, her kim de saparsa sırf kendi aleyhine olarak sapar ve sen değilsin üzerlerine vekîl
E
Emrah Demiryent Meali
(Resûlüm!) Biz bu Kitâb’ı (Kur’ân’ı), sana, insanlar (ın hidâyet bulmaları) için, hak olarak vahyettik. Artık kim (cüz’î irâdesi ile), doğru yolu seçerse bu kendi faydasınadır. Kim de (cüz’î irâdesi ile) sapkınlığı seçerse kendi zararınadır. (Habibim!) Sen onların üzerine vekil değilsin. (İnsanların yaptıkları tercihlerden ve tercihlerinin sonuçlarından sen sorumlu değilsin.)
E
Erhan Aktaş Meali
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için “hakk” ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
E
Eski Anadolu Türkçesi
bayıķ biz indürdük üzerüñe ķur’ān’ı ādemįler içün ḥaķk-ıla. pes her kim ŧoġru yol duta gendüzi içündür daħı her kim azdı azmaz illā gendüzi üzere. daħı degülsin anlaruñ üzere śaķlayıcı.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Şübhesiz ki biz o kitabı insanların fâidesi için, hak (kın ikamesine bir sebeb) olarak indirdik sana. Artık kim doğru yolu ihtiyar ederse bu, kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen (Habîbim) onların üzerinde bir vekîl değilsin.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Sana kitabı insanlar için hak olarak biz indirdik. Kim hidayete ulaşırsa bu kendi lehinedir, kim de saparsa o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlara vekil değilsin.
H
Hayrat Neşriyat Meali
(Ey Resûlüm!) Şübhesiz ki biz sana Kitâb'ı, insanlar için hak ile indirdik. O hâlde kim hidâyete ererse, artık kendi lehinedir. Kim de dalâlete düşerse, ancak kendi aleyhine olarak sapmış olur. Çünki sen, onların üzerine vekil değilsin!
K
Kadri Çelik Meali
Hiç şüphesiz sana kitabı insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim hidayete erişirse, bu kendi lehinedir; kim de saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Biz sana, insanlar için gerçeği ortaya koymak üzere kitabı indirdik; artık kim doğru yolu izlerse kendi iyiliği için izlemiş olur, kim de yoldan saparsa kendi aleyhine sapmış olur; sen onlardan sorumlu değilsin.
M
M. Pickthall (English)
Lo! We have revealed unto thee (Muhammad) the Scripture for mankind with truth. Then whosoever goeth right it is for his soul, and whosoever strayeth, strayeth only to its hurt. And thou art not a warder over them.
M
Mahmut Kısa Meali
Ey Peygamber! Gerçekten Biz sana, bütün insanların kurtuluşu için, mutlak doğruyu, gerçeği ortaya koyan bu Kitabı gönderdik. Artık kim doğru yolu tutarsa, bunu kendi iyiliği için yapmış olur ve kim de Kur’an’ın gösterdiği yoldan başka yollara saparsa, ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Zira Allah, bütün insanlara hakîkati görme yeteneği bahşetmiştir. Dolayısıyla, herkes kendi tercih ve eylemlerinden sorumludur. Senin görevinse, yalnızca hakîkati güzelce duyurmaktan ibaret tir. Çünkü sen, onların yaptıklarından sorumlu değilsin. Sen üzerine düşeni yap ve ötesini, bütün varlıkları her an denetiminde tutan Allah’a bırak:
M
Mahmut Özdemir Meali
Biz, İnsanlar için Kitab’ı sana Hakk ile indirdik. Kim hidayete erdiyse, kendi lehinedir. Kim de saptıysa, doğrusu kendi aleyhine sapar.
Sen onlara vekîl değilsin. ***
M
Mehmet Okuyan Meali
Şüphesiz ki Kitabı sana, insanlarla ilgili bir amaç için biz indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse, (bu) kendi (iyiliği) içindir. Kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerinde asla [vekil] değilsin.
M
Mehmet Türk Meali
Şüphesiz Biz, bu Kitabı sana insanlara gerçeklerin açıklayıcısı olarak, indirdik. Artık bundan sonra her kim, bu doğru yolu kabul ederse kendisini (doğrultmuş,) her kim de sapkınlığa düşerse kendi kendisine sapkınlığa düşmüş olur. Ve sen de artık onların üzerine bir vekil değilsin.
M
Mehmet Çakır Meali
Resulüm! Biz sana bu Kitabı insanlar arasında bir denge kurman için indirdik. Yola gelen gelir, gelmeyen kendine eder. Sen onların savunmanı değilsin.
M
Mehmet Çoban Meali
Şüphesiz biz Kitabı sana gönderdik! İnsanlara kitabımızdaki gerçekleri açıklama görevi verdik! Artık kim gerçeklere inanır, doğru yolu seçerse kendi lehinedir. Kim de gerçeklere karşı çıkıp yoldan saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin!
M
Muhammed Esed Meali
BİZ, insanlığ[ın kurtuluşu] için hakikati ortaya koyan bu ilahî kelâmı indirdik sana. Kim [buna sarılarak] doğru yola ulaşmayı seçerse bu kendi lehinedir ve kim de (yoldan) saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur: sen onların seçimlerini belirleme gücüne sahip değilsin. ⁴³
M
Mustafa Çavdar Meali
Hiç şüphe yok ki insanlara hak ve hakikati göstermek amacıyla bu kitabı sana biz indirdik. Bundan böyle kim bu Kuran’ı rehber edinirse bu kendi lehinedir. Kim de O’nun yolundan saparsa bu da ancak kendi aleyhinedir. Zira sen onların vekili/savunucusu değilsin. 10/108
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Hiç şüphe yok ki, bu ilâhî kelâmı insanlık için (gerçek) bir amaca mebni olarak[⁴¹⁴²] sana Biz indirdik: Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi lehinedir; ama kim de saparsa sadece kendi aleyhine sapmış olur: sen onların tercihinin savunucusu değilsin.
O
Orhan Kuntman Meali
(Ey Muhammed) Şüphe yok ki biz, bu Kitab'ı sana -insanların yararına hak olarak indirdik. Kim doğru yolu seçerse, bu kendi lehinedir, kim de doğru yoldan saparsa bu da, kendi aleyhinedir. Sen onların üzerinde vekil değilsin. (Sen onlardan sorumlu değilsin.)
O
Osman Fırat Meali
Şüphesiz ki biz kitabı (Kur’an’ı) insanlar için senin üzerine gerçekle indirdik. Artık her kim onunla hidayet bulursa, kendisi içindir; kim saparsa o da kendi aleyhinedir. Sen onların üzerine vekil değilsin.
S
Sardorxon Jahongir
Biz sizga bu kitobni haqiqatan, barcha odamlar uchun nozil qildik. Bas, kimki hidoyat yo‘liga yursa, o‘z foydasiga yurgan bo‘ladi. Kimki yo‘ldan ozsa o‘zining zarariga ozgan bo‘ladi. Siz ularning ustidan vakil emassiz.
S
Satıraltı Meal (1534)
Taḥḳīḳ biz indürdük yā Muḥammed senüñ üstüñe Ḳur’ānı ādemīlere ḥaḳḳ‐ıla. Pes kim hidāyet üstine olsa özi‐çündür ve kim ki azsa azmaz, illā nefsini.Daḫı sen anlar üstine vekīl degülsin.
S
Suat Yıldırım Meali
Biz bu kitabı, insanların faydası için sana hak ve gerçek olarak indirdik. Artık kim doğru yola girerse kendi yararına olarak girer, kim de yoldan saparsa kendi aleyhine olarak sapar. Sen onlar üzerinde bekçi değilsin. [11, 12; 13, 40]
S
Süleyman Ateş Meali
Biz Kitabı, insanlar için, sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Biz nâs içün kitâbı sana hak ile inzâl iyledik. Onunla nâil-i hidâyet olan kendi nefsine hidâyet itmiş olur. Dalâlete düşen de kendi nefsini dalâlete düşürir. Sen Yâ Muhammed! Onların üzerine vekîl değilsin.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Bu kitabı insanlar için sana, tamamıyla gerçek olarak indirdik. Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi zararına çıkar. Sen onların üzerinde vekil[*] değilsin (onların yaptıklarından sorumlu değilsin).
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Kuşkusuz, bu Kitap'ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.
Y
Yusuf Ali (English)
Verily We have revealed the Book to thee in Truth, for (instructing) Mankind.(4304) He, then, that receives guidance benefits his own soul: but he that strays injures his own soul. Nor art thou set(4305) over them to dispose of their affairs.
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Şüphe yok ki, Biz senin üzerine insanlar için kitabı hak ile indirdik. Artık kim hidâyete ererse kendi nefsi içindir ve kim dalâlete düşerse artık şüphesiz ki, kendi nefsi aleyhine dalâlete düşmüş olur. Ve sen onların üzerine bir vekil değilsin.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Biz sana kitabı bütün insanlar için hak ile indirdik. Kim doğru yolu tutarsa kendi yararınadır. Kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların hidayetinden sorumlu bir vekil değilsin.
İ
İhsan Aktaş Meali
Şüphesiz Biz sana bu Kitabı (insanlığın hidayet rehberi olan bu Kur’an’ı) insanlar için hak (ölçüsü) olmak üzere indirdik. Artık kim doğru yola gelirse (doğru yolu seçerse) bu kendi lehinedir; ama kim de (doğru yoldan) saparsa sadece kendi aleyhine sapmış olur: Sen onların tercihinden de sorumlu değilsin. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
İnsanlar için, gerçek doğruları içeren kitabı sana biz indirdik. Kim doğru yolu seçerse, faydası kendisi içindir. Kimde sapıklığı seçerse kendi zararınadır. Sen onlara vekil değilsin.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Biz, sana Kitabı nâs/ın menfaati için doğru olarak indirdik. Her kim doğru yol bulursa kendisi için yol bulur. Her kim doğru yoldan saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur. Sen üzerlerinde mes/ul bir vekil değilsin.
İ
İsmail Yakıt
(Ey Peygamber!) Muhakkak ki Biz kitabı insanlar için sana hak ile indirdik. Kim doğru yola girerse kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlara vekil değilsin.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Gerçekten Biz san o Kitap’ı insanların yararına, doğru olarak bildirdik. Onun için herkim doğru yolu tutacak olursa kendi yararınadır. Her kim de doğru yoldan şaşacak olursa kendine karşıdır. Onları gözetecek olan sen değilsin.
Ş
Şaban Piriş Meali
Biz, kitabı sana insanlar için “hak” olarak indirdik. O halde onu kim rehber edinirse kendisi için edinir. Kim de dalalette kalırsa, ancak kendi aleyhine kalır. Sen onlara vekil değilsin.
Zümer Suresi 41. Ayet Meali ve Tefsiri
Zümer Suresi 41. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Zümer Suresi 41. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Zümer Suresi 41. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Zümer Suresi 41. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?