Onların şu dünya hayatında harcadıkları, tıpkı kendilerine zulmeden bir kavmin tarlalarına vuran zemheri yeline benzer, eser, ekinleri mahvedip gider. Onlara Allah zulmetmez, onlar, kendi kendilerine zulmederler.
A
Abdullah Parlıyan Meali
İnanmayan kâfirlerin bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, tıpkı şu dondurucu veya kavurucu rüzgara benzer ki, varlık sebebine aykırı işler işleyen bir toplumun ekinine dokunup onu yok etmiştir. Yani bu inançsızların inkâr rüzgarları yaptıkları hayır adına ne varsa hepsini yok eder. Allah onlara haksızlık etmedi, fakat onlar gerçekten haksızlık ederek, yaratılış sebebine aykırı davranmış oluyorlar.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Onların bu dünya hayatındaki (hayır görünümlü) harcamaları da; kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgâra benzer ki, (ekin henüz olgunlaşmadan kasırga) onu helak etmiştir. (Kur’an ahkâmını kısmen veya tamamen inkâra kalkışanların ve münafıkların bütün hayırları ve ahiret hazırlıkları hiç hükmündedir.) Allah onlara zulmetmemişti, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi.
A
Ahmet Tekin Meali
Onların bu dünya hayatında harcadıkları, kendilerine, birbirlerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgâra benzer. Onlara Allah asla zulmetmiyor. Fakat onlar, kendilerine, birbirlerine yazık ediyorlar, zulmediyorlar.
A
Ahmet Varol Meali
Onların bu dünya hayatında yaptıkları harcamaların durumu kendi kendilerine zulmetmiş bir topluluğun ekinine isabet ederek onu tamamen mahveden dondurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık etmedi; ancak onlar kendi kendilerine haksızlık etmektedirler.
A
Ali Bulaç Meali
Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Bu dünya hayatında kâfirlerin yapmakta oldukları harcamaların hâli, bir rüzgârın hâline benzer ki, onda kavurucu bir soğuk var, nefislerine zulmeden bir kavmin ekinine düşmüş de onu mahvetmektedir. (İşte kâfirlerin harcamaları da böyledir, kendilerine hiç bir fayda vermez.) Onların harcamalarını boşa çıkarmakla, Allah kendilerine zulüm yapmadı. Fakat onlar, kendi nefislerine zulmettiler.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Bu dünya hayatında yaptıkları iyiliklerin örneği ise, dondurucu bir soğuğa sahip olan bir fırtına gibidir ki; nefislerine zulmeden bir toplumun ekinine isabet edip onu yok eder… Allah onlara zulmedici değildir. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
B
Bayraktar Bayraklı Meali
Onların bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar.
B
Besim Atalay Meali (1965)
Bu dünya dirliğinde, gösterişle onların harcandıkları şey, kendilerine zulmeden bir ulusun, ekinine düşerek, yok eyliyen, çok soğuk bir yele benzer, Allah onlara zulmeylemez, onlarsa zulmeder kendilerine
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Onların bu dünyada sərf etdikləri şey, özünə zülm edən bir qövmün əkinlərini məhv edən soyuq bir küləyə bənzər. Allah onlara zülm etmədi, lakin onlar öz-özlərinə zülm etdilər.
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Onların bu dünya hayatında (güç ve şöhret elde etmek için hayır adına) yaptıkları harcamalar; kendilerine zulmetmekte olan bir toplumun ekinine isabet eden kavurucu soğuk bir rüzgâra benzer ki, onu (henüz olgunlaşmadan) helak etmiştir. (İmanları olmadığı için, dünyada yaptıkları iyiliklerin âhirette onlara hiçbir faydası olmaz.) Aslında Allah onlara haksızlık etmedi, fakat onlar gerçekten (iman etmemek ve doğru yaşamamakla kendilerine) haksızlık ettiler.
C
Cemil Said (1924)
Bu dünyâda virecekleri sadakalar zâlim kavmin mezrû’âtına isâbet iden soğuk rüzgârın harâb itdiği ekinler gibidir, Allâh ânlara zulüm itmedi, ânlar kendi nefislerine zulüm idiyorlar.
D
Diyanet Vakfı Meali
Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
bu dünya hayatında yapmakta oldukları masrafın meseli bir rüzgâr meseline benzer ki onda kavurucu bir soğuk var: nefislerine zulmeden bir kavmin ekinine sataşmış da onu mahvetmektedir, ve onlara Allah zulmetmemişti ve lâkin kendilerine zulmediyorlardı
E
Emrah Demiryent Meali
(Kâfirlerin,) dünya hayatında (sözde iyilik namına) yapmakta oldukları harcamaların hali, (inkâr ve isyan ederek) kendilerine zulmeden bir kavmin, ekinine isabet ederek onu (tamamen) kasıp kavuran şiddetli bir rüzgârın hali gibidir. (İşte bu rüzgârın vermiş olduğu zarar neticesinde ekinlerinden faydalanamadıkları gibi, kâfirlerin îmân olmaksızın yaptıkları hayırlarının da âhirette kendilerine hiç faydası olmayacaktır.) Allah onlara zulmetmedi. (Zulmetmez de.) (Fakat) onlar (azabı gerektirecek suçlar işlemekle, kendi) nefislerine zulmettiler.
E
Erhan Aktaş Meali
Onların, bu dünya hayatında, infak¹ ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş² bir halkın ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, fakat onlar, kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
E
Eski Anadolu Türkçesi
meŝeli anuñ kim ħarc eylerler, uşbu yaķın dirlik içinde; taman yil meŝeli gibidür: anuñ içinde ķatı śovuķ irdi ekinine bir ķavmuñ kim žulm eylediler gendüzilerine pes helāk eyledi anı. daħı žulm eylemedi anlara Tañrı velįkin gendüzilerine žulm eylerler.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Onların bu dünyâ hayaatında harc-u sarf edegeldiklerinin misâli, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerini vurub da mahveden, kavurucu ve soğuk bir rüzgârın haali gibidir. Onlara Allah zulmetmedi. Fakat kendileri kendilerine zulmediyorlar.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Onların bu dünya hayatında harcamalarının örneği, kendilerine zulmetmiş bir toplumun ekinine isabet eden ve onu helak eden kavurucu soğuk bir rüzgâra benzer. Allah onlara zulmetmemiştir fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdir.
H
Hayrat Neşriyat Meali
(Onların) bu dünya hayâtında sarf etmekte oldukları şeylerin misâli, içinde şiddetli soğuk bulunan bir rüzgârın hâli gibidir ki, (inkâr ederek) kendilerine zulmeden bir kavmin ekinine isâbet edip de onu helâk etmiştir. Allah (amellerini boşa çıkarmakla) onlara zulmetmedi, fakat onlar (inkârlarıyla) kendilerine zulmediyorlar.
K
Kadri Çelik Meali
Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmiş değildir, aksine onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdir.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Onların bu dünya hayatında harcadıklarının misali, kendilerine zulmeden halkın ekinine isabet edip onu helâk eden kavurucu bir rüzgârdır. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.
M
M. Pickthall (English)
The likeness of that which they spend in this life of the world is as the likeness of a biting, icy wind which smiteth the harvest of a people who have wronged themselves, and devastateth it. Allah wronged them not, but they did wrong themselves.
M
Mahmut Kısa Meali
Onların bu dünyada güç, egemenlik ve şöhret elde etmek için yaptıkları harcamalar, tıpkı kendilerine zulmetmekte olan bir toplumun yetiştirdiği, fakat soğuk ve kavurucu bir kasırganın vurup tamamen yok ettiği mahsullere benzer. İşte kâfirlerin emekleri de böyle heder olup gidecektir. Onlara Allah zulmetmedi fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
M
Mahmut Özdemir Meali
Bu Dünya Hayatı’nda harcayacakları şeylerin misâli, kavurucu soğuk bir rüzgârın misâli gibidir; kendi nefislerine zulmetmiş bir kavmin ekinine isabet edip onu helâk etti.
Allah onlara zulmetmedi; ama onlar kendilerine zulmediyorlar.
M
Mehmet Okuyan Meali
Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine haksızlık etmiş olan bir toplumun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu rüzgârın durumuna benzer. Onlara Allah haksızlık etmedi fakat onlar kendilerine haksızlık ediyorlar. [*]
M
Mehmet Türk Meali
Onların şu dünya hayatındaki harcamaları, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara asla zulmetmedi, fakat onlar, (kâfirlik yaparak) kendi kendilerine zulmediyorlar.
M
Mehmet Çakır Meali
kendi değerlerini inkar eden bir milletin, şu dünyada yaptığı hayır harcamaları, rastladığı ekini kasıp kavuran sam yeline benzer. Allah onlara haksızlık etmedi, ama onlar, kendi değerlerini inkar ettiler...
M
Mehmet Çoban Meali
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu, soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. O rüzgâr onların yaptığı her şeyi nasıl çerçöp haline getiriyorsa; onların mal düşkünlüğü de yaptıklarını çerçöp haline getirecektir. Hesap günü yaptıklarının hiçbir yararı olmayacaktır. Bilsinler ki Allah onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
M
Muhammed Esed Meali
Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer: Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar. ⁸⁶
M
Mustafa Çavdar Meali
Onların bu dünya hayatında iyilik namına harcadıkları şeyin örneği, kendi kendilerine yazık etmiş bir toplumun ekinine isabet edip de, onu helak eden kavurucu soğuk bir rüzgâra benzer. Oysa Allah, onlara haksızlık edip zulmetmemişti, fakat onlar kendi kendilerine yazık edip zulmediyorlardı. 18/103...107, 25/23
M
Mustafa İslamoğlu Meali
Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir toplumun ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir kasırgaya benzer:[⁶⁴⁹] Onlara zulmeden Allah değildir, asıl onlar kendi kendilerine zulmetmektedir.
O
Orhan Kuntman Meali
Onların (hayır nâmına) bu dünyada yaptıkları harcamaların (da hiçbir değeri yoktur, çünkü küfürleri yüzünden onlar heder olur! Küfürleri, amel defterlerindeki salih amelleri siler süpürür!.. Evet, onların yaptıkları harcamaların) durumu, zalim bir topluluğun ekinlerine (baharda) isabet eden ve o ekini mahveden dondurucu rüzgarın haline benzer. Allah onlara haksızlık etmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.
O
Osman Fırat Meali
(Kâfirlerin) dünya hayatındaki o infaklarının misali, dondurucu ve tahrip edici bir rüzgârın, kendilerine zulmeden bir topluluğun ürettiklerine isabet edip onu yok etmesi gibidir. Allah onlara zulmetmedi; lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı.
S
Sardorxon Jahongir
Ularning dunyo hayotida riyo uchun qilgan sadaqalarining misoli xuddi, o‘z-o‘ziga zulm qilgan bir qavmning ekinini urib, uni payhon qilgan izg‘irinli shamol kabidir. Alloh ularga zulm qilmadi. Balki ular o‘zlariga zulm qilmoqdalar.
S
Satıraltı Meal (1534)
Meẟeli ol māluñ kim ḫarc iderler dünyā dirliginde, bir yile oḫşar ki içindeod ola, doḳına bir ḳavm ekinligine kim ẓulm itmiş olalar nefslerine. Pes helākeyleye ol ekini. Tañrı Ta‘ālā anlara ẓulm eylemedi, līkin nefslerine ẓulm it‐diler.
S
Suat Yıldırım Meali
O batıl yollarda olanların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, Kendi öz canlarına zulmeden kimselerin ekinine isabet eden Ve o mahsulü kasıp kavuran bir rüzgarın durumuna benzer. Doğrusu Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendi kendilerine zulmettiler.
S
Süleyman Ateş Meali
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir rüzgar(ın tahribatın)a benzer. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Onların dünyâda ve hayâtda iken infâk iyledikleri (sadaka olarak virdikleri) şeylerin misli, küfür ile nefislerine zulüm iden bir kavmin ekinlerine isâbet iden (onı mahv ve telef iyleyen) zehirli rüzgâr gibidir. Allâh Te'âlâ onlara zulüm itmedi. Ve lâkin onlar (küfürleriyle) kendi nefislerine zulüm itdiler. [¹]
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Dünya hayatında yaptıkları iyilikler (Allah için olmadığından), kavurucu soğuk bir rüzgarın, yanlışlara dalan bir topluluğun ekinini vurup mahvetmesi gibi mahvolur, (bir faydasını görmezler). Allah, onlara yanlış yapmaz, yanlışı onlar kendilerine yaparlar.
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Bu dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgâr örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır. Öz benliklerine zulmetmiş bir topluluğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Y
Yusuf Ali (English)
What they spend in the life of this (material) world May be likened to a wind which brings a nipping frost: It strikes and destroys the harvest of men who have wronged their own souls: it is not Allah that hath wronged them, but they wrong themselves.(439)
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Bu dünya hayatında infak ettikleri şeyin meseli, bir rüzgâr meseli gibidir ki, onda kavurucu bir soğukluk vardır, nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerine vurup mahvetmiştir. Ve Allah Teâlâ onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmederler.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin durumu, kendilerine yazık etmiş bir topluluğun ekinine isabet ederek onu telef eden kavurucu bir rüzgâra benzer. Aslında onlara Allah haksızlık etmemiş, onlar kendi kendilerine yazık etmişlerdir.
İ
İhsan Aktaş Meali
Onların (o inkârcıların), bu dünya hayatında (yoksul ve muhtaç kimselere değil de sırf dünyada güç, egemenlik ve şöhret elde etmek, gösteriş ve övünmek için) infâk ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık (yazık) etmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Hâlbuki (böyle yapmakla) Allah, onlara zulüm (haksızlık) etmedi, fakat onlar (kötülükleri yapmakla) kendilerine haksızlık yapıyorlardı. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Dünyada iken ihtiyaç sahiplerine vermeyenlerin misali, nefislerine zulmeden ve bu zulümlerinden dolayı helak olan bir topluluğun tarlasına isabet eden dondurucu rüzgâr gibidir. Allah onlara zulmetmiyor, ancak onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Onların bu dünya diriliğinde gösterişle görenek yolunda harcettikleri şey öz nefislerine zulüm eden bir kavinin ekinlerine dokunarak o ekini itlâf eden pek soğuk [²] bir rüzgâr gibidir. Allah onlara zulüm etmedi [³]; fakat onlar kendilerine zulüm ettiler [⁴].
İ
İsmail Yakıt
Onların bu dünya hayatında ayırıp harcamakta oldukları [yunfikûn] şeylerin durumu, tıpkı kendi kendilerine zulmeden bir toplumun [kavm] ekinlerine vurup onları mahveden dondurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmektedirler.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
O ateşliklerin bu dünya yaşayışında yoksulları geçindirmeleri o yakıcı yelin işine benzer ki kendi kendine kıyan bir ulusun ekinlerine vurup onları yok etmiştir. Allah onlara kıymadı, onlar kendi kendilerine kıydılar.
Ş
Şaban Piriş Meali
Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin örneği; kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Kendilerine zulmetmiş bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdir.
Âl-i İmrân Suresi 117. Ayet Meali ve Tefsiri
Âl-i İmrân Suresi 117. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Âl-i İmrân Suresi 117. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Âl-i İmrân Suresi 117. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Âl-i İmrân Suresi 117. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?