Başlarına iki misli olarak gelen felakete siz de uğrayınca, bu da nereden dediniz. De ki: Bu, sizin katınızdan geldi ve Allah'ın, şüphe yok ki her şeye gücü yeter.
A
Abdullah Parlıyan Meali
Bedir savaşında, iki katını düşmanınızın başına getirdiğiniz bir felaket, Uhud savaşında kendi başınıza gelince, bu nasıl oldu diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: O sizin kendi kusurunuzdandır. Doğrusu Allah, dilediği herşeyi yapmaya güç yetirendir.
A
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Daha önce düşmanlarınıza) İki misli uğrattığınız bir musibet, (şimdi ganimeti ahirete tercih ettiğinizden dolayı) size isabet edince mi: "Bu nereden (çıktı)?" diye (sızlanıverdiniz). De ki: “O, sizin kendinizden (nefsi heveslerinizden ve dünyevi gafletinizden)dir.” Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
A
Ahmet Tekin Meali
Bedir'de iki katını düşmanınızın başına getirdiğiniz bir belâ, Uhut'ta kendi başınıza geldiği için mi?
“Bu nasıl oluyor?” dediniz. Sen de:
“Bu yenilgi, yerleştirildiğiniz savunma mevziini bırakmanızdan, peygamberin görüşüne aykırı davranmanızdan, Bedir esirlerini fidye karşılığı salıvermenizden, kendi kusurunuzdan kaynaklanmaktadır. Çünkü Allah, kanunlarının cari olduğu her şey üzerinde gücünü kudretini kullanır, düzenlemesini yapar.” de.
A
Ahmet Varol Meali
Siz (karşı tarafa) iki katını dokundurmuşken başınıza bir musibet geldiğinde: "Bu da nereden geldi?" mi diyorsunuz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır." Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.[20]
A
Ali Bulaç Meali
(Onlara) İki misli uğrattığınız bir musibet size isabet edince mi: 'Bu nereden' dediniz? De ki: 'O, sizin kendinizdendir.' Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.
A
Ali Fikri Yavuz Meali
Uhud savaşında size gelen musibet sonunda yetmiş kişi şehid olmasına karaşılık, daha önce Bedir savaşında kâfirlerden iki kat ki, yetmiş ölü ve yetmiş esir olmuşken, siz: “- Peygamber bizimle ve biz de müslüman iken bu musibet bize nereden geldi?”, dediniz. Onlara de ki: “- O, kendi tarafınızdandır, Peygambere itaat etmeyişinizdendir.” Şüphe yok ki, Allah her şeye hakkıyla kâdirdir.
B
Bahaeddin Sağlam Meali
Öyle mi? Başınıza bir bela geldiğinde –ki siz onlara iki kat daha fazla bele getirdiniz- “Neden bu bela başımıza geldi?” dediniz. De ki: “O musibet sizden kaynaklandı. Hiç şüphesiz Allah, (menfi-müsbet) her şeye gücü yetendir.”
B
Bayraktar Bayraklı Meali
İki katını Bedir'de düşmanınızın başına getirdiğiniz musibetten sonra, şimdi sizin başınıza da bir musibet geldiğinde, kendi kendinize, “Bu nasıl oldu?” diye soruyorsunuz, öyle mi?! De ki: “O sizin eserinizdir. Kuşkusuz Allah, dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.”
B
Besim Atalay Meali (1965)
Siz onlara iki kat belâ eriştirmiştiniz, sîzlere ancılayın bir belâ geldiği gibi : «Bu nereden?» dediniz, diyesin ki: «Bu sizin kendinizdendir!», Allahın her şeye gücü yetişir
B
Bunyadov-Memmedeliyev
Siz (Bədr müharibəsində yetmiş nəfəri öldürüb, yetmiş nəfəri əsir alaraq) onları ikiqat müsibətə düçar etdiyiniz halda, (Ühüd müharibəsində) başınıza bir müsibət gəldiyi zaman: “Bu haradan gəldi?” – dediniz. (Ya Rəsulum!) Söylə: “Bu sizin özünüzdəndir”. Həqiqətən, Allah hər şeyə qadirdir!
C
Cemal Külünkoğlu Meali
Böyleyken (düşmanlarınızı Bedir Sa-vaşı’nda) iki misline uğrattığınız bir musibete (zaafınız ve iradesizliğiniz yüzünden) kendiniz uğrayınca (ve kendi kusurunuzu görmezlikten gelerek) “Bu nereden mi?” dersiniz? (Ey Muhammed bunu soranlara) de ki: “Bu yenilgi, sizin kendi hatanızın sonucudur.” Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir (o halde doğru olduğunuz taktirde Allah size nice zaferler nasip edecektir).
C
Cemil Said (1924)
Size ilk def’a olarak bir musîbet ârız oldığı vakit (ki düşmanlarınıza bu musîbetin iki mislini îkâ itmiş idiniz) "Bize bu nereden geldi" didiniz ânlara "Kendi nefsinizden geldi" cevâbını vir. Allâh her şeye kâdirdir.
D
Diyanet Vakfı Meali
(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi «Bu nasıl oluyor!» dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.
D
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: "Bu nereden?" dersiniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır". Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.
D
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
E
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.
E
Elmalılı Meali (Orijinal)
böyle iken size hasımlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir musıbet isabet ediverince bu nereden mi dediniz? Deki o kendi tarafınızıdan çünkü Allah her şey'e kadir
E
Emrah Demiryent Meali
(Bedir gazvesinde kâfirlerin başına, musibetin) iki katını getirdiğimiz hâlde (Uhud gazvesinde) size bir (kat) musibet gelince mi, “(biz müslümanlar olduğumuz hâlde) bu (musibet başımıza) nereden geldi?” dediniz. De ki: “O (musibet), kendi tarafınızdan (yapmış olduğunuz kusurlardan) dır. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.”
E
Erhan Aktaş Meali
İki katını tattırdığımız musibet, kendinize isabet edince, “Bu nereden geldi” mi diyorsunuz? De ki: “Bu kendi nefsinizdendir.” Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.
E
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol vaķt kim irdi size muśįbet bayıķ bulduñuz anuñ iki ancasına eyittüñüz mi “nitedür uşbu?” eyit “ol nefslerüñüz ķatındandur.” bayıķ Tañrı her nesene üzere güci yiterdür.
H
Hasan Basri Çantay Meali
Size (Bedirde) onlara iki katını başlarına getirdiğiniz bir belâ (Uhudde) kendinize çatmış olduğu için mi «Bu, nereden (geldi)» dediniz? De ki: «O, kendi katınızdandır». Şüphesiz ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
H
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Düşmanlarınıza iki katını tattırdığınız bir musibet sizin başınıza gelince: “Bu nereden?” mi diyorsunuz? De ki: “Bu kendinizdendir. Allah her şeye güç yetirendir.”
H
Hayrat Neşriyat Meali
(Bedir'de düşmanınıza) iki mislini uğrattığınız bir musîbet şimdi (Uhud'da) size gelince: “Bu nereden?” mi dediniz.(4) (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “O, kendi nefisleriniz tarafındandır!” Şübhesiz ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.
K
Kadri Çelik Meali
(Onları) iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı, “Bu nereden?” dersiniz? De ki: “O, kendi tarafınızdandır.” Doğrusu Allah her şeye kadirdir.
K
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Düşmanınıza iki mislini verdirdiğiniz kayıp kendi başınıza gelince “Bu nereden başımıza geldi?” mi diyorsunuz? De ki: “O, kendinizdendir.” Doğrusu Allah her şeye kadirdir.
M
M. Pickthall (English)
And was it so, when a disaster smote you, though ye had smitten (them with a disaster) twice (as great), that ye said: How is this? Say (unto them, O Muhammad): It is from yourselves. Lo! Allah is Able to do all things.
M
Mahmut Kısa Meali
Düşmanlarınızın başına Bedir savaşında iki mislini getirdiğiniz bir musîbet, Uhud’da kendi hatânız yüzünden sizin başınıza geldi diye, kendi kusurunuzu görmezlikten gelerek “Madem bizler doğru yoldayız da, bu yenilgi nasıl oldu da başımıza geldi?” diyorsunuz, öyle mi? Ey Muhammed, bunu soranlara de ki: “Bu yenilgi, sizinkendi hatânızın sonucudur. O hâlde, bundan sonra bu hatâlardan uzak durun. O zaman Allah size nice muhteşem zaferler nasip edecektir. Hiç kuşku yok ki, Allah’ın her şeye gücü yeter.”
M
Mahmut Özdemir Meali
İki mislini isabet ettirdiğiniz bir musibet size de geldiğinde; -"Bu da nereden?" dediniz, öyle mi?
De ki:
-"O sizin kendi yanınızdakilerdendir". Allah, her şeye güç yetirendir.
M
Mehmet Okuyan Meali
(Bedir’de düşmanınızın) başına iki katını getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor?” demiştiniz? De ki: “O kendi (kusuru)nuzdandır. [*] Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.”
M
Mehmet Türk Meali
(Uhud’da) başınıza bir belâ gelince: “Bu da nereden geldi?” dediniz. Hâlbuki siz, (Bedir’de) onların başlarına bunun iki katı belâ getirmiştiniz. (Ey Muhammed!) Onlara; “Bu başınıza gelen, kendi (hatanız) yüzündendir.” de. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye yeter.
M
Mehmet Çakır Meali
Yoksa daha önceleri başkalarına tattırdığınız yenilgi, kendi başınıza gelince mi: " bu da nesi " diyerek apışıp kaldınız ? De ki: " bu yenilgi sizden kaynaklanmıştır. " Allah elbette her şeye kadirdir...
M
Mehmet Çoban Meali
Size gelen belanın iki katı onların başına geldiği halde başınıza gelen bela için mi "Bu nasıl oluyor?" dediniz? De ki: "O kendinizdendir. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter!"
M
Muhammed Esed Meali
[DÜŞMANLARINIZI] iki misli musibete uğrattıktan sonra ¹²⁶ şimdi aynı musibet sizin başınıza geldi diye, kendi kendinize “Bu nasıl oldu?” diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: “O, sizin kendi eserinizdir.” ¹²⁷ Doğrusu, Allah dilediği her şeyi yapmaya kâdirdir:
M
Mustafa Çavdar Meali
(Bedir’de) Düşmanlarınıza acının iki katını tattırdığınız halde, (Uhud’da) mağlubiyetin acısını tattığınızda bu başımıza nereden geldi mi diyorsunuz? De ki: “Bu yenilgi sizin yaptıklarınızdan dolayıdır, Zira Allah her şey için bir ölçü koyandır.” 4/79, 42/30
M
Mustafa İslamoğlu Meali
ONLARI iki kat musibete uğrattıktan hemen[⁶⁸⁵] sonra, o musibet sizin başınıza da geldi diye “Bu başımıza nereden geldi?”[⁶⁸⁶] diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: “Sizin kendi yüzünüzden!” Hiç kuşku yok ki Allah, dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.
O
Orhan Kuntman Meali
(Ey müslümanlar, Bedir'de) Müşriklere verdirdiğiniz iki misli zâyiât (Uhud’da) sizin de başınıza geldiği için mi "Bu da nereden geldi?" dediniz. (Ey Muhammed) De ki "O (Yenilgi) kendi kusurunuzdandır, şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir, (hikmeti icabı, dilediğini zafere, dilediğini de hezimete uğratır)
O
Osman Fırat Meali
Onlara iki mislini (Bedir’de) isabet ettirdiğinizde size bir musibet geldiğinde, “Başımıza bu nasıl geldi?” dediniz. De ki: “O musibet sizin kendi yüzünüzdendir.” Allah mutlaka her şeye kadirdir.
S
Sardorxon Jahongir
Badr jangida dushmanga ikki barobar yetkazgan musibatingiz, Uhud jangida sizga ham yetgach: “Bu mag‘lubiyat bizga qayerdan keldi”, – deb aytyapsizmi? Ey Rasulim, ularga: “Bu itoatsizligingiz tufayli o‘z nafsingizdan keldi”, – deb ayting. Albatta, Alloh har narsaga kuchi yetadigan – Qodir Zotdir.
S
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı ol vaḳt kim size muṣībet yitişdi, siz daḫı iki ol ḳadar anlara yitişdürdi‐siz. Eyitdüñüz: Bu bize ḳandan? Eyit yā Muḥammed, ol sizüñ ṣuçlaruñuz se‐bebi‐y‐ledür. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā barça nesneye ḳādirdür.
S
Suat Yıldırım Meali
Hâl böyle iken, düşmanlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir bela sizin başınıza gelince: “Bu nereden geldi? ” mi diyorsunuz? De ki: “Bu felâket sizin yüzünüzdendir. ” Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir.
S
Süleyman Ateş Meali
Başınıza bir bela gelince -siz, onun iki katını onların başlarına getirmiş olduğunuz halde yine- Bu nereden başımıza geldi?" dediniz. De ki: "O (bela), kendinizdendir." Allah, herşeye kadirdir.
S
Süleyman Tevfik (1927)
Size (Uhud gününde) bir musîbet irdikde ki: (Bedir gününde müşriklere) onun iki mislini isâbet itdirmiş idiniz [¹] Bize bu musîbet nereden geldi didiniz. (Yâ Muhammed) onlara di ki: Bu musîbet size nefsinizdendir. (Rasûlün emrine muhâlefet itdiğinizdendir. Allâh Te'âlâ her şeye kâdirdir.
S
Süleymaniye Vakfı Meali
Başınıza bir olay gelince[1] “Bu da nereden çıktı?” demeniz mi gerekir? Siz karşı tarafa bunun iki katını yapmıştınız. De ki “O, sizden kaynaklandı[2]. Her şeye bir ölçü koyan Allah’tır[3].”
Y
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Size, başkalarına iki katını dokundurduğumuz bir musibet dokununca: "Bu da nereden!" mi dediniz? De ki: "O, sizin öz benliklerinizdendir." Allah, her şeye Kadîr'dir.
Y
Yusuf Ali (English)
What! When a single disaster smites you, although ye smote (your enemies) with one twice as great, do ye say?- "Whence is this?" Say (to them): "It is from yourselves: For Allah hath power over all things."(474)
Ö
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Vaktâ ki size bir musibet isabet etti, halbuki siz onun iki katını düşmanlarınıza isabet ettirmiş idiniz. «Bu musibet nereden?» mi dediniz. De ki: «O kendi nefisleriniz tarafındandır.» Şüphe yok ki, Allah Teâlâ herşeye kâdirdir.
Ü
Ümit Şimşek Meali
Yine de, başınıza gelenin iki misli zararı siz onlara verdiğiniz halde, “Bu da nereden başımıza geldi?” diyorsunuz. De ki: O sizin kendinizdendir. Allah'ın ise herşeye gücü yeter.
İ
İhsan Aktaş Meali
Onların (o size saldıranların) başına (Bedir gazvesinde) iki mislini dokundurduğunuz bir musibet, (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde; “Bu nereden (başımıza) geldi?” dediniz. De ki: “O (musibet), kendinizdendir (kendi hatanızdandır). Hiç şüphesiz Allah, her şeye (hakkıyla) güç yetirendir. *
İ
İlyas Yorulmaz Meali
Sizin başınıza bir musibet geldiğinde daha önce siz, düşmanlarınıza başınıza gelenin iki katı musibet vermediniz mi? de, başınıza gelene “Bu da nereden?” dediniz. Deki “O musibet kendinizdendir. Allah her şey üzerine plan yapıp, ölçü koyandır.”
İ
İsmail Hakkı İzmirli
Siz, Bedir günü onları iki kat musibete uğratmış iken size bir musibet erişince mi «Bu, neden böyle oldu?» dediniz? Onlara de ki bu hezimet kendinizden oldu. Çünkü Allah her şeye tamamiyle kadirdir.
İ
İsmail Yakıt
Onlara/müşriklere (Bedir’de) iki misli zayiat/musibet verdirdiğiniz hâlde, (Uhud’da) başınıza gelen bir musibet için: “Bu neden böyle oldu?/Niye yenildik?” dediniz. (Ey Peygamber!) De ki: “O musibet/belâ kendi kendinize yaptıklarınızdandır.” Muhakkak ki Allah her şeye gücü yetendir.
İ
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Başkalarının başına iki katını birden getirdiğiniz kötülük sizin başınıza gelince mi: "Bu da nereden başımıza geldi?" dediniz? Onlara de ki : " Sizin kendinizden geldi." Çünkü Allah’ın gücü her nesneye yeticidir.
Ş
Şaban Piriş Meali
-Düşmanlarınızın başına iki katını getirdiğiniz belâ sizin başınıza gelince mi “Bu nasıl olur?” diyorsunuz. De ki:-O, sizin kendinizdendir. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Âl-i İmrân Suresi 165. Ayet Meali ve Tefsiri
Âl-i İmrân Suresi 165. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Âl-i İmrân Suresi 165. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Âl-i İmrân Suresi 165. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.
İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Âl-i İmrân Suresi 165. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.
Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.
Kişiselleştirme
Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?