Sureye Dön

Münâfikûn Suresi Suresi, 4. Ayet

Arapça Okuyucu ve Meal Tercihleri

Tüm Mealler (54)

A

Abdulbaki Gölpınarlı Meali

Ve onları gördün mü, bedenleri hoşuna gider; ve konuşurlarsa sözlerini dinlersin; sanki onlar, dayanmış kerestelerdir; her bağrışı, kendi aleyhlerine sanırlar; onlar düşmandır, artık sakın onlardan, Allah gebertsin onları, nelere de kapılıyorlar.
A

Abdullah Parlıyan Meali

Şimdi sen onları gördüğünde dış görüntüleri hoşuna gider. Söz söylerlerse, sözleri yaldızlı ve etkileyici oluşundan söylediklerini dinlemek istersin. Sanki onlar ruhsuz kalıplar, akılsız bedenler gibi duvara dayandırılmış kütüklere benzerler, korkaklık ve içlerindeki hainlikleri sebebiyle duydukları her haykırışı, sesi, gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Onlar müslüman görünseler de, hem sana hem mü'minlere tam anlamıyla düşmandırlar. Onlardan sakın, Allah onların belalarını versin, doğru yoldan sapıklığa nasıl da döndürülüyorlar.
A

Abdullah-Ahmet Akgül Meali

(Ey Nebim!) Sen onları (münafıkları) gördüğün zaman, (düzgün ve bakımlı) endamları (zahiri kalıpları ve tavırları) Senin hoşuna gidip beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlemeye (değer sanırsın. Oysa bunlar sözlerine, kıyafetlerine ve zahir görünüşlerine aşırı dikkat gösterip, suni ve sahte davranışlarla takva ve tarafsızlık numarası yapmakta ustalaşmışlardır. Aslında) Onlar sanki (sütun misali) dayandırılmış düzgün ahşap-kütükler gibi (şuursuz ve vicdansızdırlar. Bu kofluklarından ve korkularından dolayı da) Her çıkışı ve çağrıyı (her yaygarayı ve konuşulanı) kendileri aleyhlerine sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının (münafıkları tanımaya çalışın ve onlara karşı tedbirli ve dikkatli olun). Allah onları kahretsin; nasıl da (Hakk’tan) çevriliyorlar ve dönekleşip duruyorlar. [Bakara: 204, 205 ve 206 bu ayetin izahıdır.]
A

Ahmet Tekin Meali

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki çizgili Yemen kumaşından mamul elbiseler giydirilmiş kütükler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine yönelik bir hareket sanırlar. Onlar katıksız hak düşmanıdırlar. Onlara karşı ihtiyatlı ol, onlardan kendini koru. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan ayrılıp, küfre döndürülüyorlar?
A

Ahmet Varol Meali

Onları gördüğünde cüsseleri hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerini dinlersin. Onlar adeta sıralanmış kütükler gibidirler. Her bağırtıyı aleyhlerine sanarlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) uzaklaştırılıyorlar!
A

Ali Bulaç Meali

Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.
A

Ali Fikri Yavuz Meali

Sen o münâfıkları gördüğün zaman, kalıpları hoşuna gider ve söylerlerse, dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar, direk olmuş keresteler gibidirler. (Asker arasında çıkan) her gürültüyü, (korkularından) kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandırlar; onun için (kendilerine emniyet etme), onlardan sakın. Allah kahretsin onları!... Hakdan nasıl çevriliyorlar?
B

Bahaeddin Sağlam Meali

Onları gördüğün zaman, cisimleri hoşuna gider. (Çok yakışıklıdırlar.) Bir şey söylerlerse, onları dinlersin. (Çok güzel konuşurlar. Fakat içleri koftur.) Onlar sanki duvara dayatılmış ahşaptırlar. Her sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Düşmandırlar, onlardan sakın. Allah onların canını alsın! Nasıl da (haktan) döndürülüyorlar.
B

Bayraktar Bayraklı Meali

Onları gördüğünde, bedenleri hoşuna gider. Konuşsalar sözlerini dinlersin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kütükler gibidir. Her sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar gerçek düşmanlardır. Onlardan sakının; Allah, onları kahretsin, nasıl da haktan döndürülüyorlar!
B

Besim Atalay Meali (1965)

Sen onları görünce, kalıplarına bakıp da şaşıyorsun, konuşacak olurlarsa, sözlerini dinliyorsun; onlar, dayalı odun gibidirler, her gürültünün, kendi üzerlerine yapıldığın sanırlar, onlar düşmandır, sakın onlardan, Allah yok etsin onları, nice yalan söylerler!
B

Bunyadov-Memmedeliyev

(Ya Peyğəmbər!) Sən onları gördükdə cüssələri (boy-buxunları, gözəllikləri) xoşuna gəlir, danışanda sözlərinə qulaq asırsan. Onlar, sanki (divara) söykədilmiş dirəklərdir (ruhsuz bədən, müqəvva kimidirlər). Onlar (ikiüzlülüklərinin Peyğəmbərə və mö’minlərə əyan olacağından qorxub) hər bir qışqırığın (səs-küyün) öz əleyhlərinə olduğunu zənn edirlər. Onlar düşməndirlər, sən onlardan həzər et! Allah onları öldürsün, necə də haqdan döndərilirlər!
C

Cemal Külünkoğlu Meali

Onları gördüğün zaman kalıpları (görünüşleri) senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verir (onları samimi zanneder)sin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvarda duran cansız kütükler gibidirler. (Bundan dolayı da) her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar (İslam’a ve Müslümanlara) düşmandırlar. Bu yüzden onlara karşı dikkatli olun! Allah onları kahretsin! Sürekli sapkınlık içinde bâtıl davalar peşinde nasıl da koşturuluyorlar. 
C

Cemil Said (1924)

Sen ânları gördiğin vakit zâhirleri ta’accübini mûcib olur. Söz söyledikleri vakit memnûniyetle dinlersin, bunlar divârlara istinâd teşkîl iden içi boş kirişlere benzerler. Küçük bir patırdı olsa kendi ’aleyhlerine zann iderler. Bunlar senin düşmanlarındır, ânlardan hazr it. Allâh ânları helâk itsün ne kadar sahtedirler.
D

Diyanet Vakfı Meali

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar?  
D

Diyanet İşleri Meali (Eski)

Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.
D

Diyanet İşleri Meali (Yeni)

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!
E

Elmalılı Hamdi Yazır Meali

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki dayanmış keresteler gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl olup da döndürülüyorlar?
E

Elmalılı Meali (Orijinal)

Sen onları gördüğün vakıt cisimleri tuhafına gider ve söylerlerse dediklerine kulak verirsin, sanki «Huşubi müsennede» dayanmış keresteler gibidirler, her sayhayı sanırlar ki aleyhlerindedir, onlar düşmandırlar, onun için onlardan sakın, onları Allah gebertsin nereden çevriliyorlar
E

Emrah Demiryent Meali

Onları gördüğün zaman dış görüntüleri hoşuna gider, (dillerinin akıcılığından dolayı) konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar (îmân, ilim ve fikirden mahrum bir takım akılsız cisimler gibi) sanki duvara dayan (dırıl) mış kütükler gibidirler. (Korkaklıklarından dolayı) her bağırtıyı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar (İslâm’a ve müslümanlara) düşmandır. Onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan/hakikatten) yüz çeviriyorlar.
E

Erhan Aktaş Meali

Onlara baktığında, dış görünüşleri itibariyle, seni hayran bırakırlar. Konuştuklarında, sözlerine itibar edersin. Aslında, elbise giydirilmiş kütükler gibidirler. Her koşuşturmayı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandırlar, onlara karşı dikkatli ol. Allah, onların canlarını alsın! Nasıl da döndürülüyorlar!
E

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ķaçan göresin anları ŧañladur seni tenleri anlaruñ daħı eger söyleyeler işidürsin sözlerini. taman anlar aġaçlardur söykenilmiş. śanurlar her ün virmegi anlaruñ üzere. anlar düşmān pes saķın anlardan! la'net eylesün anlara Tañrı nite döndürülürler!
H

Hasan Basri Çantay Meali

Onları gördüğün zaman gövdeleri (kalıpları, kıyafetleri belki) hoşuna gider. Eğer söylerlerse sözlerini dinlersin. (Halbuki) onlar (çubuklu Yemen kumaşı) giydirilmiş (kocaman) odunlar gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerinde sanırlar. (Asıl) düşman onlardır. O halde onlardan sakın. Allah gebertsin onları. Nasıl olub da (Hakdan) döndürülüyorlar?
H

Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali

Sen onları gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar tıpkı giydirilmiş kütükler gibidir. Her sesi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlara karşı dikkatli ol! Allah onları kahretsin! Nasıl da savruluyorlar?
H

Hayrat Neşriyat Meali

Onları gördüğünde cüsseleri hoşuna gider. Ve konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Sanki onlar (duvara) dayanmış keresteler gibidirler! Her (kuvvetli) sesi (nifaklarından dolayı)aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır; artık onlardan sakın! Allah onları kahretsin! (Haktan)nasıl çevriliyorlar?
K

Kadri Çelik Meali

Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar, dayandırılmış ahşap kütük gibidirler. Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp sakın. Allah onları kahretsin, nereye çevriliyorlar?
K

Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)

Onlara şöyle bir baktığında dış görünüşleri sana iyi bir izlenim verir; konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Ama onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir (böyle güvendeymiş gibi görünürler). Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Asıl düşman onlardır, onlardan korun! Allah kahretsin onları! Nasıl da haktan yüz çeviriyorlar!
M

M. Pickthall (English)

And when thou seest them their figures please thee; and if they speak thou givest ear unto their speech. (They are) as though they were blocks of wood in striped cloaks. They deem every shout to be against them. They are the enemy, so beware of them. Allah confound them! How they are perverted!
M

Mahmut Kısa Meali

Onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider,konuştukları zaman da kendilerini dinletirler, sen onların sözlerine kulak verirsin. Fakat ne yüreklerinde —o gösterişli bedenlerine uygun— cesâret, ne de yaldızlı sözlerinde samîmiyet vardır! O kadar duygusuz, o kadar ruhsuzlardır ki,tıpkı duvara dayanmış kütüklere benzer onlar. Herkesi kendileri gibi hâin zannettiklerinden, herkesten ve her şeyden şüphe duyar, işittikleri her seslenişi kendi aleyhlerinde sanırlar. Ey Müslüman, onlar en azılı düşmandır; onlara karşı dikkatli ol! Allah kahretsin onları; nasıl dagöz göre göre haktan, hakikatten çevriliyorlar!
M

Mahmut Özdemir Meali

Onları gördüğün zaman cisimleri seni hayrete düşürür. Konuşurlarsa, sözlerini dinlersin.
Sanki onlar, dayanaklandırılmış (dikili) kütüklerdir. Her bir sayhayı / yüksek sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar Düşman’dır; onlara uyanık ve tedbirli ol! Allah onları kahretsin! Nasıl da (aldanıp) çevriliyorlar?
M

Mehmet Okuyan Meali

Onları (münafıkları) gördüğün zaman görünüşleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar, sanki giydirilmiş kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır. Onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar! [*]
M

Mehmet Türk Meali

Sen, onları görünce onların kalıpları hoşuna gider ve konuştukları zaman da söylediklerini dinlemek istersin. Hâlbuki onlar, yontulmuş kereste gibidirler.¹ İşte bu hak düşmanları, her söylenileni kendilerinin aleyhine sanırlar. Onun için onlardan sakın. Allah, onları kahretsin. Onlar (dünyada haktan) işte böyle çevriliyorlar.
M

Mehmet Çakır Meali

Kalıplarına bakınca kendilerini adam sanırsın. Konuştuklarını duysan, konuşma demezsin. Odun gibi laflar. Her sesi, kendilerine düşman bilip pirelenirler. Resulüm! iki yüzlülere dikkat et! Kahrolasıcalar fena kıvırtıyorlar.
M

Mehmet Çoban Meali

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin! Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da gerçeklerden yüzlerini çeviriyorlar.
M

Muhammed Esed Meali

Şimdi sen onları gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider; ve konuştuklarında ne söylediklerine kulak vermek istersin. ⁴ Onlar, yere [sağlam şekilde] dikilmiş kütükler gibi [olduklarına emin görünseler de] her çığlığı kendilerine [yönelik] sanırlar. Onlar [bütün inançlara] düşmandırlar, öyleyse onlara karşı dikkatli ol. [Ve bedduayı hak ederler:] “Allah onları kahretsin!” ⁵ Akılları nasıl da (hakikatten) sapıyor! ⁶
M

Mustafa Çavdar Meali

Sen onlara baktığında dış görünüşleri hoşuna gider, konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin ama aslında onlar elbise giydirilmiş kalaslar gibidir. Kuşku ve korkularından dolayı her fısıltıyı kendi aleyhlerine zannederler. Onlar azılı düşmandırlar onlardan sakınmaya bak! Allah kahretsin onları nasıl da savruluyorlar! 2/204-205, 4/61-62, 9/64
M

Mustafa İslamoğlu Meali

Onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider; konuşacak olsalar sözlerine kulak verirsin: elbise giydirilmiş[⁵¹¹⁵] kalas gibidir onlar.[⁵¹¹⁶] Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar; onlar kökten düşmandırlar: artık onlara karşı dikkatli ol! Allah kahretsin onları: Nasıl da savruluyorlar![⁵¹¹⁷]
O

Orhan Kuntman Meali

(Ey Muhammed) Onlara baktığında, kalıpları hoşuna gider, konuştuklarında da, dinleyesin gelir. Oysa onlar -çubuklu yemen kumaşı- giydirilmiş kütükler gibidir. (Suçlu oldukları için) herhangi bir gürültü olsa kendi aleyhlerine sanırlar, onlar -müminlerin- düşmanıdır, onun için onlardan sakın. (Onlara karşı ihtiyatlı bulun) Allah onları kahretsin. (Onlar bu bedduayı hak etmişlerdir, bu kadar uyarılara rağmen) Nasıl oluyor da (imandan küfre) döndürülüyorlar?
O

Osman Fırat Meali

Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Eğer konuşurlarsa, onları dinlersin. Sanki onlar birbirlerine dayatılarak dizilmiş ahşaptan keresteler gibidir. Her bağırışı (sesi ve konuşmayı) kendi üzerlerine çekerler. Onlar düşmandır. Onlardan korun. Allah onları yok etsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar.
S

Sardorxon Jahongir

Agarda ularni ko‘‎rsangiz, jismlari sizni ajablantiradi, so‘‎zlaganlarida esa so‘‎zlariga beixtiyor quloq solasiz. Ular go‘‎yo devorga suyab qo‘‎yilgan chirik yog‘‎ochlarga o‘‎xshaydilar. Ular har bir qichqiriq ovozni ustilariga tushayotgan balo va ofat deb gumon qiladilar. Ular mo‘‎minlarga dushmandirlar. Bas, ulardan ehtiyot bo‘‎ling! Alloh ularni la’natlasin! O‘‎zi qayoqqa og‘‎ib ketmoqdalar?!
S

Satıraltı Meal (1534)

Ḳaçan anları görseñ, tenlerini begenürsin ve ḳaçan söyleseler sözle‐rine ḳulaḳ dutarsın. Ṣanaṣın anlar söykenmiş aġaçlardur. Ṣanurlar herḳıġırmaġı özleri üstinedür. Düşman anlardur. Pes anlardan ṣaḳın. La‘net eyle‐di anlara Tañrı Ta‘ālā. Nite yalan söylerler.
S

Suat Yıldırım Meali

Onları gördüğünde kalıpları kıyafetleri senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. İçleri boş, ödlek olduklarından çıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların! Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar. [9, 30; 33, 19]
S

Süleyman Ateş Meali

Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır,) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış odunlar gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?
S

Süleyman Tevfik (1927)

Onları gördiğin vakit cisimleri seni ta'acüb itdirir. Söz söyler iseler sözlerini dinlersin. Onlar dayak yapılmış direkler gibidirler. Her sayhayı kendi 'aleyhlerine zan iderler. (Nifâkları cihetiyle dâimâ kulak asarlar). Onlar size düşmandırlar. Onlardan hazr idin. Allâh kahr itsün. Neden doğrı yoldan dönerler.
S

Süleymaniye Vakfı Meali

Onları gördüğünde kılık kıyafetleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Oysa duvara dayalı kalas gibidirler[*]. Her gürültüyü aleyhlerine sanırlar. Asıl düşman onlardır; onlara karşı dikkatli ol. Allah canlarını alsın, nasıl da yalana sürükleniyorlar!
Y

Yaşar Nuri Öztürk Meali

Onları gördüğünde gövdeleri hoşuna gider. Bir şey konuşsalar sözlerine kulak verirsin. Onlar birbirine dayandırılmış keresteler/Hint kumaşı giydirilmiş kütük parçaları gibidirler. Her bağırtıyı aleyhlerinde zannederler. Düşmandır onlar; sakın onlardan! Allah onları kahretsin! Nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar!
Y

Yusuf Ali (English)

When thou lookest at them, their exteriors(5469) please thee; and when they speak, thou listenest to their words. They are as (worthless as hollow) pieces of timber propped up,(5470) (unable to stand on their own). They think that every cry is against them.(5471) They are the enemies; so beware of them. The curse of Allah be on them! How are they deluded (away from the Truth)!
Ö

Ömer Nasuhi Bilmen Meali

Ve onları gördüğün vakit onların cisimleri seni taaccübe düşürür ve söyleyecek olurlarsa onların lâkırdılarını dinlersin, onlar sanki dayatılmış odunlardır. Onlar her gürültüyü kendi aleyhlerinde zannederler. Düşman olan onlardır, artık onlardan sakın. Allah, onları helâk etsin, nasıl oluyor da (Hak'tan) çevriliyorlar?
Ü

Ümit Şimşek Meali

Onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Onlar elbise giydirilmiş keresteler gibidir. Her gürültüyü aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır; onlardan sakın. Allah kahretsin onları, nasıl da dönüveriyorlar!
İ

İhsan Aktaş Meali

Ve sen onları (münafıkları) gördüğünde dış görünüşleri hoşuna gider ve konuştuklarında ne söylediklerine kulak vermek istersin. Onlar, yere (sağlam şekilde) dikilmiş kütükler gibi (olduklarına emin görünseler de) her sesi (çığlığı) kendilerine (yönelik) sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, öyleyse onlara dikkat et. (İşte bu yüzden) Allah onları dışlamıştır (rahmetinden uzaklaştırmıştır), nasıl da (haktan) çevriliyorlar! *
İ

İlyas Yorulmaz Meali

Sen onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider ve eğer (her hangi bir konu da) konuşurlarsa, konuşmalarını dinlersin. Onlar yan yana konmuş kütüklere benzerler. Kendilerine seslenilen her sesi işittiklerinde, (seslenenleri) kendilerine düşman zannediyorlar. Onlara dikkat et. Allah canlarını alsın. Nasıl da aldatılıyorlar?
İ

İsmail Hakkı İzmirli

Sen onları gördüğün zaman gövdeleri, hoşuna gider, söz söylerlerse sözlerine kulak verirsin [⁷], onlar sanki duvara dayatılmış ağaçlardır [⁸]. Her gürültüyü korkularından kendi aleyhlerinde sanırlar [⁹], onlar sana ve mü/minlere düşmandırlar; kendilerinden çekin. Allah/tan bulsunlar, nasıl haktan ayrılıyorlar?
İ

İsmail Yakıt

Onları gördüğünde, dış görünüşleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Sanki onlar elbise giydirilmiş [musennedetun] kütükler gibidirler. (Duydukları) her sesi [sayha] kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakınınız. Allah onları kahretsin! Doğru yoldan nasıl da çevriliyorlar!
İ

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onların dıştan görünüşlerini beğenirsin, sözlerine kulak verirsin. Ancak, onlar dayalı merteklere benzerler. Her kopan gürültüyü kendilerine karşı koptu sanırlar. Düşman onlardır. Onun için onlardan çekinin. Allah’tan bulsunlar! Nasıl olup da doğru yoldan saptırıyorlar?
Ş

Şaban Piriş Meali

Onları gördüğünde dıştan hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar elbise giydirilmiş kereste gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da yalan söylüyorlar.

Münâfikûn Suresi 4. Ayet Meali ve Tefsiri

Münâfikûn Suresi 4. ayet oku ve Kur'an-ı Kerim'in bu özel ayetinin derin anlamını keşfet. Sayfamızda Münâfikûn Suresi 4. ayetinin Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu ve 50'den fazla farklı İslam aliminin meal ve tefsir karşılaştırması bulunmaktadır. Münâfikûn Suresi 4. ayet diyanet meali, Elmalılı Hamdi Yazır çevirisi ve diğer muteber kaynakları tek bir yerde inceleyebilirsiniz.

İslam dinini ve Allah'ın kelamını doğru anlamak için ayetlerin bağlamını ve farklı çeviri nüanslarını görmek çok önemlidir. Münâfikûn Suresi 4. ayet arapça dinle butonunu kullanarak hafızların sesinden ayetin kıraatini dinleyebilir, böylece hem manasını kavrayıp hem de doğru telaffuzunu öğrenebilirsiniz.

Platformumuzda inceleyebileceğiniz Kur'an mealleri arasında; Abdulbaki Gölpınarlı, Abdullah-Ahmet Akgül, Abdullah Parlıyan, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz ve Bahaeddin Sağlam gibi değerli hocalarımızın çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Bayraktar Bayraklı, Besim Atalay, Cemal Külünkoğlu, Cemil Said, Diyanet İşleri, Kur'an Yolu, Diyanet Vakfı ve Elmalılı Hamdi Yazır meallerine tek tıkla ulaşabilirsiniz. Bunlara ek olarak Emrah Demiryent, Erhan Aktaş, Hasan Basri Çantay, Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz, Hayrat Neşriyat, İhsan Aktaş, İlyas Yorulmaz, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, İsmail Hakkı İzmirli, İsmail Yakıt, Kadri Çelik, Mahmut Kısa ve Mahmut Özdemir çevirilerini kıyaslayabilirsiniz. Araştırmalarınızı derinleştirmek için Mehmet Çakır, Mehmet Çoban, Mehmet Okuyan, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Mustafa Çavdar, Mustafa İslamoğlu, Orhan Kuntman, Osman Fırat, Ömer Nasuhi Bilmen, Suat Yıldırım, Süleyman Ateş, Süleyman Tevfik, Süleymaniye Vakfı, Şaban Piriş, Ümit Şimşek ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimlerin eserlerinden faydalanabilirsiniz. Tarihi ve evrensel kaynaklara ilgi duyanlar için Sardorxon Jahongir, Eski Anadolu Türkçesi, Satıraltı Meal (1534), Bunyadov-Memmedeliyev ile İngilizce meallerden M. Pickthall ve Yusuf Ali çevirileri de sayfamızda yer almaktadır.

Kişiselleştirme

Daha iyi bir okuma deneyimi için kendi favori yazı tiplerinizi ve mealinizi ayarlamak ister misiniz?

Geri Bildirim